İran ve ABD arasında nihai bir anlaşmaya zaman kazandırma amacı taşıyan görüşmeler, tarafların birbirini dışlayan önerileri nedeniyle "teknik düzeye" inemiyor. Uzmanlar, Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalması ve deniz ablukasıyla kötüleşen ekonomik tablonun İran üzerindeki baskıyı artırdığını, ancak askeri kanadın çizdiği eşiklerin sivil yönetimin manevra alanını daralttığını vurguluyor.

DENİZ ABLUKASI VE EKONOMİK ZORUNLULUK

İran Orta Doğu Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nden Cevad Heyran Niya’ya göre, deniz ablukasıyla kötüleşen ekonomik durum Tahran açısından bir anlaşma gerekliliğini artırmış durumda. İran, Hürmüz Boğazı'nın açılmasını nükleer meseleden ayırmaya çalışsa da, ABD Başkanı Donald Trump’ın ablukayı ancak nükleer bir anlaşma karşılığında kaldırma tavrı süreci kilitliyor. Niya, savaş sonrası ekonomik tablonun İran’da petrol ve çelik gibi kritik sektörleri ağır baskı altına aldığını belirtiyor.

ORTA SINIFIN ÇÖKÜŞÜ VE TOPLUMSAL RİSKLER

İran ekonomisindeki yıkım, toplumsal katmanlarda radikal değişimlere yol açıyor. Uzmanlar, son altı ayda Riyal’in yüzde 40 değer kaybettiğini ve enflasyonun yüzde 60 seviyelerine ulaştığını kaydediyor. Bu durum, orta sınıfın yoksul bir sınıfa dönüşmesine ve mutlak yoksulluk sınırının altına itilen kitlelerin genişlemesine neden oluyor. Sokağın öfkesinin yapısal bir hatta taşınması, yönetim üzerindeki "protesto" riskini her geçen gün büyütüyor.

ASKERİ KANAT VE SİVİL YÖNETİM ARASINDAKİ KIRILMA

İRAM Araştırmacısı Oral Toğa, müzakere sürecinin İran içindeki sivil yapı ile Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) arasındaki ayrımı derinleştirdiğini savunuyor. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın atamalarının bloke edilmesi ve Dışişleri Bakanı Erakçi’nin "Hürmüz açıldı" açıklamasının ertesi gün DMO tarafından yalanlanması, güç dengesinin askeri kanat lehine kaydığını gösteriyor. Artık masada, askeri kanadın çizdiği dar sınırlarda hareket etmeye çalışan "figüratif" bir sivil aygıt bulunuyor.

MÜZAKERE: BİR ÇÖZÜM MÜ YOKSA ZAMAN KAZANMA ARACI MI?

Tahran’ın nükleer ve füze programlarını pazarlık masasına getirme ihtimali de uzmanlarca değerlendiriliyor. Tahran’ın müzakereleri temel eşikleri değiştirmeden "zaman kazandıran bir araç" olarak gördüğü belirtilirken; en iyimser senaryoda bile altı ay içinde kapsamlı bir metin değil, "ara bir düzenleme" çıkabileceği öngörülüyor. Tam bir uzlaşı için ise her iki tarafın da iç siyasi maliyetleri karşılayabileceği yeni bir eşiğin oluşması bekleniyor.

Kaynak: AA