Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Meltem Kaya, omurga sağlığını korumak için doğru hareket etmenin yanı sıra gün içinde düzenli hareket etmenin de önemli olduğunu belirtti. Kaya, telefon ve bilgisayar kullanırken başı uzun süre öne eğmenin boyun ve omuz kaslarını zorlayabileceğini ancak bunun tek başına boyun fıtığına yol açacağı anlamına gelmediğini vurguladı.

UZUN SÜRE HAREKETSİZ KALMAK OMURGA SAĞLIĞINI ETKİLİYOR

Üniversiteden Dünya Omurga Günü dolayısıyla yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Meltem Kaya, omurga sağlığını olumsuz etkileyen alışkanlıkların başında uzun süre hareketsiz kalmanın geldiğini ifade etti.

Günümüzde pek çok kişinin gününün büyük bölümünü masa başında, araç kullanırken veya telefonuyla ilgilenirken geçirdiğine dikkati çeken Kaya, önemli olanın yalnızca nasıl oturulduğu değil, aynı pozisyonda ne kadar süre kalındığı olduğunu belirtti.

Vücudun hareket etmek üzere tasarlandığını vurgulayan Kaya, saatlerce aynı pozisyonda kalmanın belirli kas gruplarında sürekli yük oluşmasına, kas yorgunluğuna ve zamanla ağrıların ortaya çıkmasına katkıda bulunabileceğini kaydetti.

Düzenli egzersiz yapmamak, kas kuvvetinin ve fiziksel dayanıklılığın azalması, günlük yaşamda alışık olunmayan yüklerin aniden kaldırılması ve yetersiz uykunun da omurga sağlığını olumsuz etkileyebileceğini aktardı.

"MÜKEMMEL OTURMA POZİSYONU" ARAMAK YERİNE HAREKET EDİN

Omurganın sanıldığı kadar kırılgan bir yapı olmadığını belirten Kaya, eğilmenin, dönmenin veya zaman zaman kambur oturmanın tek başına omurgaya zarar verildiği anlamına gelmediğini ifade etti.

Vücudun farklı hareketlere ve fiziksel yüklere uyum sağlayabilmesinin önemine işaret eden Kaya, masa başında çalışanlara ve öğrencilere gün boyunca tek bir ideal oturma pozisyonunu korumaya çalışmak yerine pozisyonlarını sık sık değiştirmelerini önerdi.

Saatlerce dik oturmanın da diğer pozisyonlar gibi yorucu olabileceğini belirten Kaya, çalışma ortamının kişiye uygun şekilde düzenlenmesi gerektiğini vurguladı.

HER 30-60 DAKİKADA BİR HAREKET MOLASI VERİN

Bilgisayar ekranının göz hizasına yakın olması, ayakların desteklenmesi, omuzların rahat bırakılması ve masanın uygun yükseklikte bulunmasının kasların gereksiz yere zorlanmasını azaltabileceğini kaydeden Kaya, ergonomik düzenlemenin tek başına yeterli olmadığını bildirdi.

Kaya, omurga sağlığını korumak için şu önerilerde bulundu:

  • Her 30-60 dakikada bir ayağa kalkıp birkaç dakika yürüyün.

  • Omuzlarınızı hareket ettirin ve hafif germe hareketleri yapın.

  • Uzun ders ve çalışma saatleri arasında hareket molaları verin.

  • Günlük yaşamınızda yürüyüşe ve düzenli fiziksel aktiviteye yer açın.

Kaya, omurga sağlığı açısından önemli olanın uzun süre hiç değiştirilmeden korunan tek bir oturma pozisyonu olmadığını belirtti.

TELEFON KULLANIMI BOYUN FITIĞINA NEDEN OLUR MU?

Telefon ve bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasıyla boyun, omuz ve sırt bölgesindeki kas-iskelet sistemi yakınmalarının daha fazla gündeme geldiğini hatırlatan Kaya, telefon ekranına bakarken başın uzun süre öne eğilmesinin veya bilgisayar ekranının uygun olmayan bir konumda bulunmasının boyun ve omuz çevresindeki kasların daha fazla çalışmasına neden olabileceğini ifade etti.

Ancak başı öne eğerek telefon kullanmanın mutlaka boyun fıtığına veya omurgada kalıcı hasara yol açacağı anlamına gelmediğini vurgulayan Kaya, boyun ağrısının yalnızca duruşla açıklanamayacak kadar karmaşık olduğunu belirtti.

Fiziksel aktivite düzeyi, kas dayanıklılığı, stres, uyku kalitesi ve kişisel özelliklerin de ağrı deneyimini etkileyebileceğini aktaran Kaya, cihaz kullanımında yalnızca başın açısına değil, kullanım süresine ve hareket alışkanlıklarına da dikkat edilmesi gerektiğini kaydetti.

TELEFON KULLANIRKEN BU ALIŞKANLIKLARA DİKKAT

Kaya, telefonun mümkün olduğunca rahat bir görüş seviyesinde tutulmasını, uzun süreli kullanımlarda kolların desteklenmesini ve ekran karşısında geçirilen sürenin düzenli hareket molalarıyla bölünmesini önerdi.

Teknolojik cihazların kendisinden çok, bu cihazları kullanırken geliştirilen hareketsiz yaşam alışkanlıklarının değiştirilmesi gerektiğini vurgulayan Kaya, omurga sağlığının korunmasında her yaş grubuna uygun fiziksel aktivitenin günlük yaşamın bir parçası haline getirilmesinin önemine dikkati çekti.

HAFTADA EN AZ 150-300 DAKİKA EGZERSİZ ÖNERİSİ

Dünya Sağlık Örgütünün yetişkinler için haftada en az 150-300 dakika orta şiddette aerobik fiziksel aktivite yapılmasını ve haftada en az iki gün kas güçlendirici egzersizlere katılınmasını önerdiğini hatırlatan Kaya, çocuklar ve ileri yaştaki bireylerde egzersizin türü, süresi ve yoğunluğunun yaşa ve kişisel kapasiteye göre düzenlenmesi gerektiğini bildirdi.

Egzersizde sürekliliğin önemine işaret eden Kaya, fiziksel aktivitenin yalnızca haftanın belirli günleriyle sınırlandırılmaması gerektiğini belirtti. Bir gün yoğun egzersiz yapıp haftanın geri kalanında hareketsiz kalmak yerine hareketi günlük yaşama yaymanın daha sürdürülebilir bir yaklaşım olduğunu ifade etti.

"BELİM VEYA BOYNUM AĞRIYOR" DİYEREK HAREKETSİZ KALMAYIN

Toplumda bel ve boyun ağrısı yaşayan kişilerin hareket etmenin omurgaya zarar vereceğini düşünerek dinlenmeyi tercih edebildiğini belirten Kaya, bu yaklaşımın her durumda doğru olmadığını vurguladı.

Bazı özel sağlık durumlarında hareketin geçici olarak sınırlandırılabileceğini kaydeden Kaya, bel ve boyun ağrılarının büyük bölümünde uzun süreli hareketsizlik ve yatak istirahatinin önerilen bir yaklaşım olmadığını ifade etti.

Kaya, kişinin durumuna uygun şekilde hareket etmeye devam etmesinin, günlük aktivitelerine kademeli olarak dönmesinin ve gerektiğinde bireyselleştirilmiş egzersiz programına katılmasının iyileşme sürecini destekleyebileceğini belirtti.

Omurganın yalnızca sürekli dik durarak korunabileceği düşüncesinin de yanlış bir inanış olduğuna dikkati çeken Kaya, omurganın eğilmek, dönmek ve farklı yönlerde hareket etmek üzere tasarlandığını ifade etti.

Kaya, "Sağlıklı bir omurga, hiç hareket etmeyen değil, farklı hareketlere uyum sağlayabilen bir omurgadır. Bu nedenle toplum, omurga sağlığına korku üzerinden değil, hareket ve fiziksel kapasite üzerinden yaklaşmalı." değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: AA