Asgari ücrete ara zam tartışması, yaklaşan erken seçim ve İran-ABD-İsrail hattındaki savaşın gölgesinde yeniden öne çıktı. Eski AK Parti Vekili Şamil Tayyar, hızlanan fiyat artışları ve akaryakıt zamlarının çalışanların gelirlerini ciddi biçimde eriteceğini belirtti.
SAVAŞIN EKONOMİYE ETKİLERİ
Tayyar, TGRT Haber’e yaptığı açıklamada petrol fiyatlarındaki artış, akaryakıt zamları ve turizm sektöründeki iptallerin Türkiye ekonomisini baskı altına aldığını vurguladı. Ayrıca ücretler üzerindeki yükün önümüzdeki dönemde daha fazla hissedileceğini söyledi.
PETROL VE ENFLASYON UYARISI
IMF verilerine atıfta bulunan Tayyar, petrol fiyatlarında yaşanan her yüzde 10’luk artışın gelişmekte olan ülkelerde enflasyonu 40 baz puan yükselttiğini açıkladı. Türkiye’nin doğal gaz stoklarının kısa vadede güvenli olduğunu ifade eden Tayyar, savaşın uzaması hâlinde ekonomik dengelerin bozulabileceğini belirtti.
TURİZM VE AKARYAKITTAKİ ARTIŞLAR
Mazot fiyatının 72 TL’ye yükseldiğine dikkat çeken Tayyar, üç füze saldırısının ardından Antalya’daki bayram rezervasyon iptallerinin başladığını söyledi.
EKONOMİ YÖNETİMİNE UYARI
Tayyar, mevcut orta vadeli programın sürdürülmesinin zorlaşabileceğini, faiz indirimi planlarının ertelenebileceğini veya yeni bir ekonomik programa ihtiyaç doğabileceğini belirtti. Yüksek faiz ortamında yatırım ve kredi desteklerinin artırılmasının da kolay olmayacağını ifade etti.

Şamil Tayyar, akaryakıt zamlarının piyasadaki genel fiyat artışını hızlandırdığını şu sözlerle anlattı:
“Özellikle akaryakıta gelen zam bizde iğneden ipleğe her şeye zam olarak dönüyor. Hani bunların önemli bir kısmı gerçekçi olmasa da ne yazık ki sahaya yansıması böyle oluyor. Dolayısıyla savaş bugün bile bitse bu ana kadar yaşananların ekonomiye çok ciddi bir olumsuz etkisi olacaktır.
”Tayyar, vergi destekleri ya da Eşel Mobil benzeri uygulamaların da fiyat artışlarını dengelemekte yetersiz kalabileceğini söyledi.Bu tablonun temmuz ayında asgari ücrette ikinci bir artış talebini yeniden gündeme taşıyabileceğini belirten Tayyar, çalışanlar, memurlar ve emekliler üzerindeki gelir kaybının daha görünür hâle geleceğini ifade etti.

Bu baskının siyasete de yansıyacağını savunan Tayyar, şu ifadeleri kullandı:
Bakın hani hükümet yapar yapmaz ayrı bir şey ama bu konudaki baskıların artacağını düşünüyorum. Çünkü Ocak ayından Temmuz ayına kadar çalışanların maaşlarında çok ciddi bir erime söz konusu olacak. Fiyatlar inanılmaz derecede artacak. Önce asgari ücretli sonra memurlar daha fazla talepte bulunacak, emekliler daha fazla talepte bulunacak. Dolayısıyla iş baskıyı da artıracak ve bunlar bu baskıyı oluşturacak kesimler. Sonuçta sandığı en derinden etkileyecek kitle bunlar. 17.7 milyon emekliden bahsediyoruz. Ve bu da bir de fresiz seçmen yani. Tamamı seçmen yani. Şimdi bu çevrelerden gelecek yoğun baskıların siyaset üzerindeki etkisini önümüzdeki dönemde daha fazlaca başlayacağız.”
Seçim takvimine de dikkat çeken Tayyar, 2027 sonu ya da 2028 başında yapılması beklenen seçimler öncesinde ekonomik baskının iktidar açısından daha zorlayıcı hâle gelebileceğini söyledi. Muhalefetin eleştirilerinin, toplumsal beklentilerin ve taleplerin artacağını belirten Tayyar, bu nedenle 2026 yılı içinde bazı önleyici adımların atılması gerektiğini savundu.

Şamil Tayyar, alınması gereken tedbirleri şu sözlerle anlattı:
“2027'nin sonunda ya da 2028'in başında seçim olacaksa, bu olumsuzluklar zamana yayıldıkça iktidar açısından aleyhte bir süreci tetikleyecek. Çünkü seçim süreçleri en fazla enfekte edilen süreçler. Yani muhalefet de burada yoğun baskı yapacak, toplumsal baskı artacak, beklentiler artacak, talepler artacak. O nedenle ben 2027 yılına sarkmadan bazı tedbirlerin öne alınarak yani 2026 yılı içine alınarak bir set çekilmesini yani yukarıdan aşağı doğru böyle bir çığ riski varsa bir set çekilerek bunun olumsuz etkilerinin azaltılması gerektiğini düşünüyorum. O nedenle hiç vakit kaybetmeden, hiç vakit kaybetmeden savaşın finansal ve siyasal etkilerini çok ciddi bir şekilde analiz edip bugünden bizim bu tedbirleri almamız gerekiyor inşallah.”







