Gazeteci-yazar Rasim Ozan Kütahyalı’nın yasa dışı bahis ve kara para aklama soruşturması kapsamında gözaltına alınmasının yankıları sürüyor. Soruşturmanın adli boyutu kadar, Kütahyalı’nın kelepçeli fotoğraflarının basına yansıması ve gözaltı şekli de hukuk dünyasında yeni bir tartışma başlattı. Ünlü Avukat Ruşen Gültekin, yürütülen bu sürecin usul hukukuna tamamen aykırı olduğunu belirterek sert eleştirilerde bulundu.
LEKELENMEME HAKKI İHLAL EDİLDİ
Sosyal medya hesabı üzerinden konuya ilişkin detaylı bir açıklama paylaşan Avukat Ruşen Gültekin, Kütahyalı’ya uygulanan muamelenin anayasal hakları zedelediğini savundu. Sürecin başından itibaren bir hak ihlali olduğunu ileri süren Gültekin, “Rasim Ozan Kütahyalı’nın gözaltı kararından başlayarak kelepçe takma işlemi olmak üzere yapılan tüm usul işlemleri usul hukukuna aykırıdır. Lekelenmeme hakkı ihlal edilmiştir” ifadelerini kullandı. Gültekin, özellikle kamuoyuna servis edilen görüntülerin kişinin itibarını hedef aldığını ve ceza hukukunun temel prensiplerinden olan "ölçülülük" ilkesinin tamamen göz ardı edildiğini öne sürdü.
KELEPÇE İÇİN SOMUT GEREKÇE GEREKİR
Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve ilgili mevzuata atıfta bulunan Gültekin, şüphelilere yönelik kelepçe uygulamasının keyfi olamayacağının altını çizdi. Bir kişiye kelepçe takılabilmesi için yasal sınırların çok net olduğunu hatırlatan ünlü hukukçu, şu ifadeleri kullandı:
“Ceza muhakemesi uygulamalarına göre bir kişiye kelepçe takılabilmesi için kişinin kaçma şüphesinin bulunması ya da kendisine veya çevresine zarar verme ihtimali gibi somut gerekçelerin olması gerekir. Mevcut olayda bu şartların hiçbiri oluşmamıştır. Tanınan, adresi belli olan bir isme bu şekilde müdahale edilmesi hukuka aykırıdır.”
SOSYAL MEDYADA TARTIŞMA YARATTI
Avukat Ruşen Gültekin'in bu çıkışı, sosyal medya platformlarında kısa sürede en çok konuşulan konular arasına girdi. Kullanıcılar ikiye bölünürken, bir kesim Gültekin'e destek vererek popüler figürlerin gözaltı görüntülerinin kamuoyuna kasıtlı ve gereksiz şekilde servis edildiğini, bunun bir yargısız infaz olduğunu savundu. Diğer bir kesim ise suçlamaların niteliğine (kara para ve bahis) dikkat çekerek, uygulamanın standart emniyet prosedürlerine tamamen uygun olduğunu ve güvenlik güçlerinin görevini yaptığını belirterek işlemleri savundu.





