Erkeklerin cinsel sağlık konusunda yaşadığı en büyük sorunlardan biri yalnızca fiziksel şikayetler değil. Doktora başvurmayı ertelemek, soruları çevreden ya da internetten edinilen bilgilerle yanıtlamaya çalışmak da tabloyu zorlaştırabiliyor. Ürologların üzerinde durduğu noktalar ise cinsel sağlığın, vücudun genel durumundan bağımsız düşünülemeyeceğini gösteriyor.
SERTLEŞME SORUNU SADECE CİNSEL BİR MESELE OLMAYABİLİR
40 yaş üzerindeki erkeklerin yaklaşık yarısı hayatının bir döneminde sertleşme sorunu yaşayabiliyor. Ancak bu durum bazı erkeklerde dolaşım sistemindeki problemlerin erken işaretlerinden biri olabiliyor.
Sağlıklı bir sertleşmenin gerçekleşebilmesi için yeterli kan akışı gerekiyor. Bu nedenle üroloji uzmanı Matthew Ziegelmann, penisi genel kardiyovasküler sağlığın göstergelerinden biri olarak değerlendiriyor.
Hollanda'da 50-75 yaş aralığındaki 1.248 erkeğin incelendiği araştırmada da sertleşme sorunu yaşayan erkeklerin takip eden altı yıldaki kalp krizi veya felç riskinin en az yüzde 60 daha yüksek olduğu görüldü. Fiziksel uyarılmada yaşanan güçlük, Tip 2 diyabet veya yüksek kolesterol gibi sorunlarla da bağlantılı olabiliyor.
PELVİK TABAN KASLARINDA DENGE ÖNEMLİ
Pelvik taban kasları mesane, bağırsaklar ve cinsel organların desteklenmesinde önemli rol oynuyor. Bu kasların doğru şekilde güçlendirilmesi mesane kontrolüne yardımcı olurken, prostat ameliyatı sonrasında görülen idrar kaçırma ve bazı erken boşalma vakalarında da fayda sağlayabiliyor.
Ancak mesele yalnızca kasları güçlendirmek değil. Pelvik tabanın aşırı gergin olması da cinsel ilişki sırasında ağrı, sertleşme problemi ve mesane ya da bağırsağı tam boşaltamama gibi sorunlara yol açabiliyor.
Kalça, kaba et ve arka bacak kaslarının hafifçe esnetilmesi ile diyaframdan nefes alma çalışmaları, pelvik tabanın gevşemesine yardımcı olabilecek yöntemler arasında gösteriliyor.
ERKEKLERDE DE YAŞ SPERM KALİTESİNİ ETKİLİYOR
Doğurganlık söz konusu olduğunda yaş faktörü çoğunlukla kadınlar üzerinden konuşulsa da erkekler için de benzer bir gerçek söz konusu.
Üreme alanında çalışan bilim insanı Michael Carroll, bir erkeğin ereksiyon yaşayabilmesi ve boşalabilmesinin doğurganlığının aynı düzeyde devam ettiği anlamına gelmediğini vurguluyor.
Sperm kalitesi yaş ilerledikçe düşebiliyor; spermin hareket kabiliyeti azalabiliyor ve taşıdığı DNA'daki hasar artabiliyor. Bir araştırmada, babanın 45 yaşın üzerinde olduğu gebeliklerde düşük riskinin, babanın 20'li yaşlarının sonunda olduğu gebeliklere kıyasla yüzde 43 daha yüksek olduğu görüldü.
Bu nedenle uzmanlar, aile planlamasında erkeğin yaşının da hesaba katılması gerektiğinin altını çiziyor.
BEL ÇEVRESİNDEKİ ARTIŞ SPERMİ DE ETKİLEYEBİLİYOR
Sigara, alkol ve beslenme alışkanlıkları erkeklerin cinsel işlevi ve üreme sağlığı üzerinde etkili. Özellikle aşırı yağ ve şeker içeren beslenmenin hücresel yıpranmayı artırabildiği belirtilirken, antioksidan açısından zengin Akdeniz tipi beslenme daha kaliteli spermle ilişkilendiriliyor.
Obezite de önemli başlıklardan biri. Yağ hücrelerinin ürettiği aromataz enzimi testosteronu östrojene dönüştürüyor. Testosteronun düşmesi ise hem sertleşmeyi zorlaştırabiliyor hem de sperm üretimini yavaşlatabiliyor. Araştırmalardan birinde bel çevresindeki her 1 santimetrelik artışın sperm yoğunluğunda yaklaşık yüzde 3'lük düşüşle ilişkili olduğu görüldü. Kilo verme sürecinde ise sperm sayısının yeniden artabileceğine işaret eden çalışmalar bulunuyor.
Uzmanlar ayrıca testosteron eksikliğine ilişkin bir tanı bulunmadığı sürece testosteron tedavisine başvurulmaması gerektiğini vurguluyor.
ÇOCUK PLANLAYAN ERKEKLERE YOĞUN ANTRENMAN UYARISI
Düzenli egzersiz doğurganlık açısından faydalı olabilse de işin dozu değiştiğinde tablo tersine dönebiliyor. Çok yüksek yoğunluklu antrenmanların testosteron ve sperm üretimini olumsuz etkileyebileceğine ilişkin bulgular bulunuyor.
Özellikle uzun süreli bisiklet sürüşleri de uzmanların dikkat çektiği konular arasında. Uzun süre testis torbasına baskı uygulanması ve dar bisiklet kıyafetlerinin bölgedeki sıcaklığı artırması risk yaratabiliyor. Kısa ve hobi amaçlı bisiklet kullanımının ise aynı ölçüde sorun oluşturması beklenmiyor.
DOKTORA SORMAYA ÇEKİNMEK ASIL RİSKİ BÜYÜTEBİLİR
Erkeklerin mahrem kabul ettikleri sağlık sorunlarını konuşmaktan kaçınması, bazı hastalıkların kontrolünü geciktirebiliyor. Ürolog Juan Andino, testis kanserinde erken teşhis edildiğinde iyileşme oranının yaklaşık yüzde 98 olduğunu belirtiyor.
Penis boyutu ve şekline ilişkin kaygılar da bazı erkeklerin doktora gitmesini engelleyebiliyor. Michael Carroll, pornografik içeriklerin gerçek dışı standartlar yaratarak yetersizlik hissini besleyebildiğine dikkat çekiyor.
Bu noktada dikkat çeken rakamlardan biri de ortalama penis uzunluğu. Sertleşmiş halde ortalama uzunluğun 13,2 santimetre olduğu belirtiliyor. Uzmanlara göre doğru bilgiye ulaşmak ve ürologla açık biçimde konuşmak, gereksiz kaygıların önüne geçmenin en önemli yollarından biri.





