Dev yapay zeka sistemlerinin insan denetimini aşabilecek kapasiteye ulaşması ve siber tehditlerde kullanılabilmesi gibi güvenlik kaygıları gündemdeki yerini korurken, ABD'li şirketlerin gelişim hızını yavaşlatma çağrılarının ticari ve stratejik boyutu da tartışılıyor. Bu çağrıların, mevcut pazar liderlerinin konumlarını koruma, kârlılığı artırma ve Çinli rakipler karşısında avantaj elde etme çabalarıyla ilişkili olabileceği değerlendiriliyor.

Yapay zekada "yavaşlama" tartışması, yalnızca teknolojinin geliştirilmesine devam edilip edilmeyeceği sorusuyla sınırlı kalmıyor. Güvenlik kurallarını kimin belirleyeceği, düzenlemelerin rekabeti nasıl etkileyeceği ve sektöre aktarılan devasa yatırımların nasıl bir ekonomik karşılık bulacağı da tartışmanın önemli başlıkları arasında yer alıyor.

ABD'li şirketlerin gelişim hızına ilişkin tartışmalara, sektörün en büyük rakiplerinden Çin de dahil oldu. Çin, ABD'nin sektöre hakim olma ve standartları belirleme arayışlarına karşı, gelişimi yavaşlatmak yerine tarafların güçlü olduğu alanlarda işbirliği yapılabileceği mesajını veriyor.

REKABET AVANTAJINI KORUMA ARAYIŞI MI?

Yapay zekanın gelişimini yavaşlatma çağrılarının ardından siyaset ve teknoloji dünyasından bazı analistler, bu önerilerin mevcut liderlerin konumlarını korumalarına hizmet edebileceğine dikkati çekiyor. Eleştirilere göre, sektörde önde gelen şirketlerin geliştirme hızını ortak biçimde sınırlandırması, yeni rakiplerin pazara girişini zorlaştırarak rekabeti azaltabilir.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütünün (OECD) 24 Haziran tarihli yapay zeka piyasalarına ilişkin analizinde, sektörün bazı alanlarında yoğunlaşma bulunduğu, pazara erken giren ve farklı aşamaları kendi bünyesinde birleştiren şirketlerin avantaj elde ettiği belirtildi. Altyapı, veri, çip ve bulut hizmetleri gibi temel girdilerdeki yoğunlaşmanın da mevcut pazar gücünü pekiştirebileceği kaydedildi.

Bu yapısal tablo, yavaşlama çağrılarının rekabet üzerindeki olası etkilerine ilişkin eleştirileri artırıyor.

Bazı yorumcular, önde gelen şirketlerin geliştirme hızını ortak biçimde sınırlama arayışının, rekabeti azaltan bir "yumuşak kartel" işlevi görebileceğini savunuyor.

Forbes dergisinde 15 Eylül'de yayımlanan değerlendirmede, güvenlik gerekçesiyle ortak kurallar oluşturulmasının yeni şirketlerin pazara girişini zorlaştırabileceği ve mevcut liderlerin konumunu güçlendirebileceği ileri sürüldü.

American Institute for Economic Research kuruluşundan Julia Cartwright da 25 Eylül'de Fox Business'a yaptığı açıklamada, ortak kuralların mevcut şirketlerin konumunu güçlendirebileceğini ve yeni rakipler için pazara giriş engellerini artırabileceğini savundu. Cartwright, ABD şirketlerinin kendilerini sınırladığı ancak Çinli şirketlerin aynı kurallara uymadığı bir durumda "kolektif eylem sorunu" ortaya çıkabileceğine işaret etti.

ABD Kongresi için Kongre Araştırma Servisi tarafından hazırlanan ve 28 Eylül'de yayımlanan analizde de bazı yorumcuların, ortak bir yavaşlama düzenlemesinin yüksek sermaye harcamalarını azaltabileceği, kârlılığı artırabileceği ve şirket değerlemelerini destekleyebileceği yönündeki görüşlerine yer verildi.

Cumberlands Üniversitesinde yapay zeka alanında çalışmalar yürüten Doç. Dr. Aashis Luitel, güvenlik tartışmasının ticari boyutunun göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, ortak standartların mevcut pazar liderlerini güçlendirebileceğini ve daha düşük maliyetle faaliyet gösteren Çinli rakipler üzerinde daha fazla baskı oluşturabileceğini ifade etti.

Hindistan'daki Jindal Küresel Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Doç. Dr. Nikhil Naren ise güvenlik kaygılarıyla ticari ve stratejik çıkarların birbirinden tamamen ayrılmasının mümkün olmadığına dikkati çekti. Naren, güvenliğin yavaşlama gerekçesi oluşturabileceğini ancak şirketlerin ne ölçüde yavaşlayacağını rekabetin belirlediğini kaydetti.

GÜVENLİK STANDARTLARINI KİM BELİRLEYECEK?

Yapay zekada teknolojik üstünlüğü daha önce elde eden ülkelerin ve şirketlerin, gelecekteki standartların belirlenmesinde daha fazla söz sahibi olması ihtimali de tartışmanın merkezinde bulunuyor. Bu durum, sektörün kurallarının pazara ilk girenler tarafından belirlenmek istenip istenmediği sorusunu gündeme getiriyor.

Tartışma, gelişmiş ülkelerin sanayileşme süreçlerinde yüksek karbonlu büyümeden ekonomik fayda elde etmelerinin ardından gelişmekte olan ülkelerin benzer kalkınma süreçlerine girdiği dönemde daha sıkı çevre ve emisyon kurallarının gündeme gelmesine ilişkin tarihsel tartışmalarla da karşılaştırılıyor.

Dünya genelinde yapay zeka güvenliğine yönelik standartların gerekliliği konusunda görüş birliği bulunsa da asıl tartışma, bu standartların kim tarafından, hangi koşullarda ve hangi ekonomik sonuçları doğuracak biçimde belirleneceğine odaklanıyor.

Cumberlands Üniversitesinden Luitel, güvenlik önerilerinin yalnızca kimin çıkarına olduğuna bakılarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, önerilen mekanizmaların gerçek riskleri azaltıp azaltmadığının ayrıca incelenmesi gerektiğini söyledi.

Naren de güvenlik kaygılarının yavaşlama gerekçesi oluşturabileceğini ancak şirketlerin bu yönde ne kadar adım atacağını rekabetin belirlediğini ifade etti.

DEV YATIRIMLARIN KARŞILIĞI ALINMAK MI İSTENİYOR?

Yavaşlama tartışmasının bir diğer boyutunu, yapay zeka sektörüne aktarılan devasa sermayenin ne zaman ve nasıl ekonomik karşılık bulacağı sorusu oluşturuyor.

ABD'li yatırım bankası Goldman Sachs'ın araştırmasında, dünya genelindeki yapay zeka yatırımlarının 2026'da 1 trilyon doları aşmasının beklendiği, ABD'deki yatırımların ise yaklaşık 581 milyar dolara ulaşacağının öngörüldüğü belirtildi.

Pensilvanya Üniversitesinin Wharton İşletme Okulu tarafından 1 Eylül'de yayımlanan araştırmada da büyük teknoloji şirketlerinin yapay zeka altyapısına yönelik yatırımlarının 2026'da yaklaşık 755 milyar dolara ulaşacağı, 2027'de ise 1 trilyon doları aşabileceği öngörüldü. Araştırmada, bu ölçekteki yatırımların karşılığını verebilmesi için yapay zeka kaynaklı verimliliğin önemli ölçüde artması gerektiğine dikkat çekildi.

Bu veriler, şirketlerin daha kontrollü bir gelişim temposunu yalnızca güvenlik risklerini yönetmek için mi istediği, yoksa hızla büyüyen yatırımların ve yükselen beklentilerin ekonomik karşılığını görmek amacıyla da bir soluklanmaya mı ihtiyaç duyduğu sorusunu gündeme taşıdı.

ABD'li yatırımcı Michael Burry de Barchart internet sitesine yaptığı değerlendirmede, OpenAI ve Anthropic yöneticilerinin yavaşlama çağrılarının mevcut liderlerin çıkarlarına hizmet edebileceğini savundu. Burry, rekabetin hızla arttığı bir ortamda yavaşlamanın mevcut şirketlere avantaj sağlayabileceğini ve güvenlik söyleminin halka arzlar öncesinde teknolojiye yönelik beklentileri destekleyebileceğini ileri sürdü.

Burry ayrıca yavaşlama çağrılarının, sektörde yüksek büyüme oranlarını sürdürmenin giderek zorlaşmasını örtüyor olabileceğini savundu.

YAPAY ZEKA SEKTÖRÜNDE "BALON" ENDİŞESİ

Yapay zeka sektörüne aktarılan yüksek miktardaki sermaye ve şirket değerlemeleri, teknolojide bir "balon" oluştuğu yönündeki tartışmaları da beraberinde getiriyor.

Yatırım şirketi Bridgewater Associates'in kurucusu Ray Dalio, ocak ayında yaptığı paylaşımda yapay zeka patlamasının "balonun erken aşamalarında" olduğunu savundu. Dalio, mevcut durumu 1929 ve dot-com dönemlerindeki yatırım eğilimleriyle karşılaştırarak balonun söz konusu dönemlerdeki seviyelerin yaklaşık yüzde 80'ine ulaştığını ileri sürdü.

OpenAI Üst Yöneticisi Sam Altman da yapay zeka alanında bir balon oluştuğu görüşüne katıldığını belirterek yatırımcıların teknoloji konusunda "aşırı heyecanlı" olabileceğini söyledi.

ABD merkezli yatırım firması Benchmark'tan Bill Gurley ise sektördeki balonun bir "sıfırlanma" ile sonuçlanabileceğini savundu. Gurley, şirketlerin yüksek harcamalarını ve değerlemelerini yeniden gözden geçirmek zorunda kalabileceğini ifade etti.

İngiltere Merkez Bankası da Ekim 2025'te yaptığı değerlendirmede, özellikle yapay zekaya odaklanan teknoloji şirketlerinin değerlemelerinin yüksek göründüğünü ve teknolojiye ilişkin beklentilerin zayıflaması halinde piyasalarda sert düzeltmeler yaşanabileceğini bildirdi.

YAVAŞLAMA TARTIŞMASI NASIL BAŞLADI?

Anthropic Üst Yöneticisi Dario Amodei, 12 Eylül'de yayımladığı makalede, hızla gelişen yapay zeka teknolojisinin güvenli biçimde ilerleyebilmesi için geliştirme sürecinin dengeli, kontrollü ve işbirliğine dayalı yürütülmesi gerektiğini belirtti.

Amodei, koordineli ve dengeli bir hız stratejisinin yapay zekayı daha iyi anlamak, operasyonel güvenliğini artırmak ve gerekli testleri gerçekleştirmek için zaman kazandırabileceğine işaret etti.

Bu açıklamanın ardından yapay zeka modellerinin geliştirilme hızının düşürülmesine yönelik çağrılar tartışma yarattı. Bazı teknoloji şirketlerinin yöneticileri ve siyasi figürler ise yavaşlamanın sektörde tekelleşmeyi artırabileceği ve Çin'e avantaj sağlayabileceği yönünde endişelerini dile getirdi.

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, yapay zeka gelişimini yavaşlatacak yeni düzenlemeler yerine inovasyonu teşvik eden bir yaklaşım benimsiyor.

Trump, yapay zekanın kontrolden çıkabileceğine ilişkin tartışmaları "hastalıklı bir komplo" olarak nitelendirmiş ve bu alandaki çalışmaların yavaşlatılmasının Çin'e avantaj sağlayacağını savunmuştu.

Yapay zekanın geleceğine ilişkin tartışmalar böylece güvenlik, rekabet, ekonomik getiriler ve küresel teknolojik üstünlük ekseninde sürüyor.

Kaynak: AA