Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın, Edirne'de tutuklu bulunan HDP'nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ı ziyareti sonrası açıklamaları krize neden oldu. Demirtaş'ın kendisine atfedilen sözlerle ilgili yalanlamasına bu kez de Bülent Arınç'tan yanıt geldi. Aktardıklarının 'çarpıtma' ve 'uydurma' olmadığını söyleyen Arınç, "Fikirlerinden dolayı kızmıyorum ancak kırıldığımı da ifade etmek isterim" dedi. Demirtaş ise bu açıklamanın ardından uzun bir mesaj paylaştı.
'GÖRÜŞMEMİZİN İÇERİĞİNİN GİZLİ KALMASI KONUSUNDA HERHANGİ BİR KONUŞMA GEÇMEMİŞTİR'
Demirtaş'ın yalanlamasının ardından Bülent Arınç da bir mesaj paylaşarak yanıt verdi. Arınç, "Çok net bir şekilde söylemek isterim ki aktardığım hiçbir cümlede 'çarpıtma' ya da 'uydurma' yoktur. İfadelerin doğruluğunun da arkasındayım. Kaldı ki görüşmemizin içeriğinin gizli kalması gerektiği noktasında aramızda ne görüşme esnasında ne de sonrasında herhangi konuşma geçmemiştir. Bugün açıklamasında kullandığı 'çarpıtma' ve 'uydurma' ifadelerini kabul etmem mümkün değil” dedi.
'SAYIN DEMİRTAŞ'A BUGÜN KAMUOYU İLE PAYLAŞTIĞI FİKİRLERİNDEN DOLAYI KIZMIYORUM ANCAK KIRILDIM'
Üzgün olduğunu belirten Bülent Arınç sözlerine şöyle devam etti: "Kendisinin tutukluluğu hakkındaki düşüncelerimi bugüne kadar siyasi atmosferden bağımsız olarak bir hukukçu gözüyle her daim ifade ettim. Sayın Demirtaş’ın içerisinde bulunduğu şartları çok iyi anlıyorum; bu yüzden de zaten ziyaretine gittim. Bir insanın ömründen bu şekilde 9 yılın alınmış olmasını bir türlü anlayamıyorum. Sayın Demirtaş da farkına varmalı ki bugün biçare iyi niyetliler ile maksatlı kötülerin arasında kalmış bulunuyoruz. Kendisinin içinde bulunduğu şartlardan kurtulması için iyilerin biraz daha güçlü olması lazım. Vicdanın, adaletin ve merhametin bugün çok daha konuşulur olması ve kalplerde yer etmesi lazım. Kin ve intikam duygularının atılıp onun yerine insanı, insan olarak kabul etmek, kul hakkını düşünmek ve ahirette hesap vermeyi akla getirmek lazım. Ben bunun için çalışıyorum. Ben Sayın Demirtaş’a bugün kamuoyu ile paylaştığı fikirlerinden dolayı kızmıyorum ancak kırıldığımı da ifade etmek isterim. Kendisinin tutukluluğu hakkındaki düşüncelerim hâlâ aynıdır. İnşallah en yakın zamanda ailesine ve sevdiklerine kavuşur."
'DIŞARIDA SON DERECE KRİTİK BİR SÜREÇ YÜRÜTÜLÜRKEN EN SON İSTEDİĞİM ŞEY BENİM GÜNDEMİN BAŞINA OTURTULMAMDIR'
Bu sözlerin ardından Selahattin Demirtaş ise hakkındaki iddialar ve "Terörsüz Türkiye" süreciyle ilgili uzun bir mesaj paylaştı. Demirtaş şunları söyledi: "Meclis Komisyonunun İmralı Adasına gidişi tartışılırken gündemin başka yere kaydırılması çok da uygun olmaz. Fakat benim ismim üzerinden yapılan tartışmalar, yakıştırmalar, dolaylı ve doğrudan şekillerde süreci de etkiliyor. Bu nedenle, birkaç konuya net olarak açıklık kazandırmamın iyi olacağı düşüncesiyle bu yazıyı kaleme alıyorum."
"Dışarıda son derece kritik, hassas ve önemli bir süreç yürütülürken en son istediğim şey, benim gündemin başına oturtulmamdır. Şu günlerde acil ve barışın önünü açacak bir gelişme beklenirken yani Meclis Komisyonunun İmralı Adasına gidişi tartışılırken gündemin başka yere kaydırılması çok da uygun olmaz. Fakat benim ismim üzerinden yapılan tartışmalar, yakıştırmalar, dolaylı ve doğrudan şekillerde süreci de etkiliyor. Bu nedenle, birkaç konuya net olarak açıklık kazandırmamın iyi olacağı düşüncesiyle bu yazıyı kaleme alıyorum."
"Umarım tüm spekülasyonlar ve gereksiz tartışmalar bu vesileyle son bulur.
1- Sayın Öcalan’ın inisiyatif aldığı, Sayın Cumhurbaşkanı ile Sayın Bahçeli’nin de büyük cesaretle sahiplendikleri, Sayın Özel başta olmak üzere muhalefetin de güçlü bir şekilde desteklediği barış girişimlerinin içindeyim, yanındayım, arkasındayım. Bu konuda Sayın Öcalan ile aramızda bir rekabetin, ayrılığın ya da çatışmanın sözü bile edilemez."
Sayın Öcalan’ın rolü, misyonu ve tarihi sorumluluğu son derece önemlidir ve bunları ancak kendisi yerine getirebilir, ben dahil bir başkası değil. Benim demokratik siyasetteki rolüm ve misyonum da barış çabalarını destekleyecek ve tamamlayacak niteliktedir. Bunu da benim dışımda ve benim adıma kimsenin yerine getirme şansı yoktur.
Bununla birlikte, İmralı ile Edirne koşullarında bu misyonu sağlıklı bir şekilde tamamlama imkanımız yoktur. Bu da bir gerçektir; dayatma, pazarlık veya koşul değildir. Umarım Meclis Komisyonu İmralı’ya gider ve ne demek istediğimi yerinde görür, gözlemler, ilk ağızdan tüm gerçekleri dinler.
2- Benim kimseye karşı kinim de nefretim de yoktur; öyle bir lüksüm de yoktur. Ola ki bir gün özgür koşullara kavuşursam ve kendileri de kabul ederlerse Sayın Cumhurbaşkanı başta olmak üzere Sayın Özgür Özel, Sayın Devlet Bahçeli, Sayın Ali Babacan, Sayın Ahmet Davutoğlu, Sayın Fatih Erbakan, Sayın Erkan Baş, Sayın Mahmut Arıkan, Sayın Müsavat Dervişoğlu dahil olmak üzere tüm siyasi aktörlerle yüz yüze görüşmeyi, varsa öneri ve eleştirilerini dinlemeyi, kendi görüşlerimi ve ülkenin geleceği yararına düşüncelerimi samimiyetle paylaşmak isterim.
Bunu da hiçbir siyasi ikbal, koltuk, makam, mevki hesabına girmeden içtenlikle yaparım. Eğer Sayın Cumhurbaşkanı demokratik reformlarla yeni bir sayfa açmayı ve ülkeyi bambaşka sosyal ve ekonomik koşullara taşımayı hedefleyen bir politikayı hayata geçirmeyi ciddiyetle ortaya koyarsa tıpkı barış sürecini koşulsuz desteklediğim gibi bunu da tereddütsüz desteklerim.
3- Ben siyasete Demokratik Toplum Partisi DTP’de girdim ve siyasi geleneğimizin bugünkü temsilcisi DEM Parti benim tek partimdir. Bir gün siyasette olma zorunluluğum ortaya çıksa bile benim evim, yuvam DEM Parti’dir. Başka parti kuracağıma, başka partiye geçeceğime yönelik her yorum sadece spekülasyondur.
4- Siyasi mücadele sadece siyasi partilerin çatısı altında yürütülmez. Yaşamın her alanı politiktir ve mücadele zeminidir. Aktif siyasette olmasam bile aktif mücadelenin her zaman içinde olmaya devam ediyorum, edeceğim.
Belirttiklerim dışında her şey yakıştırmadır, yorumdur, spekülasyondur.
Önce barışı, sonra adaleti, eşitliği ve kardeşliği hep birlikte sabırla, adım adım inşa edeceğiz. Umutsuzluğa, karamsarlığa, yılgınlığa yer yok. Mutlaka başaracağız.
Şimdi gözümüz kulağımız, Meclis Komisyonunun alacağı cesur ve tarihi kararda olacak."
DAHA ÖNCE NELER SÖYLEMİŞLERDİ?
Geçtiğimiz günlerde cezaevinde Demirtaş’ı ziyaret eden Bülent Arınç, bir YouTube kanalında konuşulanlara dair yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı: "Yani ben cinayetten dolayı beraat ettim. Kaldı ki orada bir şey daha öğrendim. Biz dedi aslen Bingöl'den geldik Elazığ'a. Aynı zamanda Yasin Börü de Bingöllüdür. Uzaktan da akrabamız vardır, akrabalığımız vardır dedi. Ben nasıl olur da bu katledilen insanlar karşısında acı duymam, üzüntü duymam? Ben bunlardan inanın habersizdim. Bu yapılan eylemlerin hiçbirisine katkıda bulunmadım. Sadece bir tweet veya açıklamadan bahsediliyor. O tweetle bu olaylar arasında çok zaman farkı var. Ondan dolayı da suçlanmamız doğru değil."
"Özet olarak bana dostluk içerisinde güzel şeyler söyledi. Herkes ertesi gün tahliye olacak zannediyordu. Ben dostlarıma belki biraz zaman alabilir demiştim. O da büyük bir ümitle eşi gelmiş beklemeye başlamış. Dört gün geçince artık sen dön. İnşallah tahliye olursam o zaman gelirsin. Bu da yüreğimi parçaladı. Doğrusu ben kendisini çok olgunlaşmış olarak buldum. Yani yaşanan olaylardan devletimiz adına, milletimiz adına, halkımız adına fevkalade iyi örnek olma arzusunu taşıyan bir insan olarak gördüm."
"Sayın Erdoğan'la görüşme talebi var. Yani görüşeceğini tahmin etmiyorum ama bakarsanız Sayın Cumhurbaşkanı da ona sadece şunu söyleyeceğim dedi. Yaşanmış olayları bir kenara koyalım. Ben bu olaylarda hiçbir zaman terörün destekçisi olmadım ama partimin içerisinden veya partimin dışarısından bu olaylara bizi karıştırmak isteyenler olabilir. Ben siyaseti tercih ettim. Terörü tercih etmedim. Şiddeti asla düşünmedim ve teşvik etmedim. Ben iyi bir siyasetçi olmaya çalıştım. Arkadaşlarımın yaptıklarından, söylediklerinden elbette sorumluluğum olabilir ama suçlandığım Kobani olaylarından dolayı ben hiçbir cinayetin içerisinde olmadım ama size karşı kin duymuyorum. Siz de devlete, millete hizmet ettiniz. Benim ne kadar yanlışım varsa sizin de belki yanlışlarınız oldu."
DEMİRTAŞ’TAN EL YAZILI MEKTUP
Arınç’ın sözleri sonrası Selahattin Demirtaş’ın avukatları aracılığıyla verdiği el yazılı mesaj kamuoyuna ulaştı. Demirtaş, mektubunda hiçbir şekilde geri adım atmadığını vurguladı ve şu ifadeleri kullandı: “Ben buraya onurumla, başı dik girdim, onurumu kimseye çiğnetmeden ve yine başı dik çıkarım veya burada ömrümün son gününe kadar kalırım.”
Demirtaş ayrıca, kendisine atfedilen açıklamaların doğru olmadığını belirterek şu uyarıyı yaptı: “Benim doğrudan paylaşmadığım hiçbir açıklama, yorum, düşünce beni bağlamaz.”

“ARTIK SİYASETÇİLERLE GÖRÜŞMEYECEĞİM”
Demirtaş, yıllardır kendisine çeşitli sözlerin atfedildiğini belirterek bunun artık bir külfete dönüştüğünü söyledi ve cezaevinde siyasetçilerle görüşmeme kararı aldığını duyurdu.
Demirtaş şu ifadeyi kullandı: “Anlayışınıza sığınarak, bundan böyle kendi arkadaşlarım hariç siyasetçi ve avukatlarla görüşmeyeceğimi belirtmek istiyorum.”





