Komedyen Deniz Göktaş hakkında verilen tutuklama kararına karşı avukatları tarafından yapılan itiraz, İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından reddedildi. Mahkeme, tutukluluk halinin hem usul hem de hukuka uygun olduğu kanaatine vararak, tutuklama kararında değişiklik yapılmasını gerektirecek yeni bir durum bulunmadığını belirtti. Böylece yaklaşık bir aydır cezaevinde bulunan Göktaş'ın tutukluluğu devam edecek.
Karar, ifade özgürlüğü, tutuklama tedbirinin sınırları ve yargı sürecine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşırken, avukatların sunduğu kapsamlı itiraz dilekçesine karşı mahkemenin kısa gerekçeyle ret kararı vermesi de dikkat çekti.
TUTUKLAMA SÜRECİ YOUTUBE'DAKİ STAND-UP GÖSTERİSİYLE BAŞLADI
Deniz Göktaş hakkında yürütülen soruşturma, YouTube'da yayımlanan ve milyonlarca kişi tarafından izlenen "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisindeki bazı ifadeler nedeniyle başlatıldı.
Savcılık, gösteride yer alan sözler nedeniyle Göktaş hakkında "Cumhurbaşkanına hakaret" ve "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik" suçlamaları yöneltti. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan komedyen, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Gözaltı sırasında kamuoyuna servis edilen görüntüler ile daha sonra Tekirdağ Karatepe Cezaevi'ne sevk edilmesi sosyal medyada ve kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
AVUKATLAR TUTUKLAMA KARARININ HUKUKA AYKIRI OLDUĞUNU SAVUNDU
Deniz Göktaş'ın avukatları, tutuklama kararına karşı ayrıntılı bir dilekçe hazırlayarak tahliye talebinde bulundu.
Dilekçede, Göktaş'ın soruşturmayı öğrenmesinin ardından yurt dışındaki tatilini yarıda keserek kendi isteğiyle Türkiye'ye döndüğü hatırlatıldı. Bu durumun kaçma şüphesinin bulunmadığını açık şekilde ortaya koyduğu belirtilirken, tutuklama kararında Ceza Muhakemesi Kanunu'nun aradığı somut tutuklama nedenlerinin gösterilmediği ifade edildi.
Savunma tarafı ayrıca, mahkemenin kararında yer alan "eylemin toplumda oluşturduğu olumsuz tepki ve duygular" değerlendirmesinin kanunda tutuklama nedeni olarak düzenlenmediğini belirterek, kararın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürdü.
SUÇLAMANIN DEĞİŞTİRİLDİĞİ İDDİASI
Avukatların itiraz dilekçesinde dikkat çeken bir diğer iddia ise soruşturmanın başlangıcında uygulanan suç vasfının sonradan değiştirilmesi oldu.
Savunmaya göre dosya ilk olarak Türk Ceza Kanunu'nun "dini değerleri aşağılama" suçunu düzenleyen 216/3 maddesi kapsamında yürütülmeye başlandı. Ancak bu suç bakımından tutuklama yasağı bulunduğu gerekçesiyle, soruşturmanın daha sonra TCK 216/1 kapsamında yer alan "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik" suçuna dönüştürüldüğü öne sürüldü.
Avukatlar, bu değişikliğin yalnızca tutuklama tedbirinin uygulanabilmesi amacıyla yapıldığını savundu.
YARGITAY KARARLARI DİLEKÇEDE HATIRLATILDI
Savunma makamı, itiraz dilekçesinde Yargıtay'ın benzer davalarda verdiği kararları da örnek gösterdi.
Dilekçede, tek başına "diktatör" ifadesinin Cumhurbaşkanına hakaret suçunu oluşturmayacağına ilişkin içtihatlara dikkat çekildi. Stand-up gösterisinin bütünü değerlendirildiğinde kullanılan ifadelerin kara mizah kapsamında ve ifade özgürlüğü sınırları içerisinde kaldığı savunuldu.
Ayrıca yaklaşık üç yıldır yüzlerce kez sahnelenen gösterinin kamu düzenini bozacak açık ve yakın bir tehlike oluşturmadığı belirtilerek, suçlamaların oluşmadığı öne sürüldü.
GÖZALTI UYGULAMALARI DA ELEŞTİRİLDİ
Savunma dilekçesinde yalnızca tutuklama kararı değil, gözaltı sürecindeki bazı uygulamalar da eleştirildi.
Avukatlar, Deniz Göktaş'ın ters kelepçeyle kamuoyuna teşhir edildiğini, ayrıca soruşturmayla doğrudan ilgisi bulunmadığını savundukları saç ve tırnak örneklerinin alınmasının hukuka aykırı olduğunu ifade etti.
Bu uygulamaların ölçülülük ilkesine aykırı olduğu belirtilerek, hem tutuklama kararının kaldırılması hem de adli kontrol uygulanarak tahliye kararı verilmesi talep edildi.
MAHKEME İTİRAZI KISA GEREKÇEYLE REDDETTİ
Savunma tarafından hazırlanan ayrıntılı dilekçe ve emsal yargı kararlarına rağmen İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesi itirazı kabul etmedi.
Mahkeme kararında, mevcut tutuklama kararının usul ve yasaya uygun olduğu, kararda değişiklik yapılmasını gerektirecek herhangi bir neden bulunmadığı ve dosyadaki mevcut delil durumunun dikkate alındığı belirtilerek itirazın reddine hükmedildi.
Ret kararının yalnızca birkaç cümlelik gerekçeyle verilmesi ise hukuk çevrelerinde ve kamuoyunda tartışma konusu oldu.
İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE TUTUKLAMA TARTIŞMASI SÜRÜYOR
Deniz Göktaş dosyası, yalnızca bir ceza soruşturması olmanın ötesinde ifade özgürlüğü, mizahın sınırları ve tutuklama tedbirinin uygulanma koşulları bakımından da dikkatle takip edilen davalardan biri haline geldi.
Savunma tarafı, stand-up gösterilerinin sanatsal ifade kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ve tutuklamanın istisnai bir tedbir olduğunu savunurken, yargı makamları mevcut delil durumu ve isnat edilen suçlamalar doğrultusunda tutukluluk halinin devamına karar verdi.





