İktidarın 'Terörsüz Türkiye' olarak adlandırdığı ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla başlayan süreç kapsamında gelişmeler yaşanmaya devam ediyor.
Medyascope, terör örgütü PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan'ın Şubat ayı başında İmralı'da yapılan görüşmelerde söylediği öne sürülen ifadeleri aktardı.
“YÜZ YIL DAHA SAVAŞALIM, KÜÇÜLEN BİZ, BÜYÜYEN İSRAİL OLUR”
"Siyonist İsrail kendi yükselişini Kürtlerin mezara konulması şeklinde bir diyalektik üzerine kurmuştur. Bu çok açık ki İngiliz aklıdır. Londra merkezli Siyonizm gelişiyor. Yüz yıl daha savaşalım, küçülen biz, büyüyen İsrail olur. İran’ı götürebilirler ama esas hedef Türkiye’dir. Haçlıdan beri tarihsel planı bozan Kürtlere öfke var. Arapları anti-Türk yaptılar. Şimdi başarmaya çalıştıkları şey ise anti-Türk olan bir Kürdü yaratmaktır.
“BENİM MÜCADELE TARZIM SİLAHLA OLMADI”
Hayıflanıyorum. Büyük acılar çekildi. 40 yıldan çok rahatsızım. Doğrular yapılsaydı 90’larda bitirirdik. Buna hayıflanıyorum, uzatılmıştır. Böyle yaşamalarından sıkılıyorum. Sınırlı bir çaba ile bunları telafi etmeye çalışıyoruz. Çözüm olamayınca, çıkmaz seni boğar. Benim mücadele tarzım silahla olmadı ama çıkan sonuçtan sorumluyum.
“BUNU TÜRKİYE’YE YÖNLENDİRİRLER VE ONU YIKARLAR”
Bu çözüm sonuca ulaşmazsa mutlaka bir taraf sizi ezecek. Bizim silah ile işimiz derdimiz yok. Ben silaha dayanmıyorum. “Öcalan baskı altında, örgüt zayıf bir zeminde” diye başlatmadık bu süreci. Bu süreç bozulursa büyük yıkım olur. 2012’de eğer bu süreç nihayete ermezse 100 bin kişilik ordu çıkar karşınıza demiştim, süreç beni Rojava’da doğruladı. Şimdi de bu süreç boşa çıkarılırsa İran, Irak krizi sonucu 500 bin Kürt silah altına alınır. İran var, Irak var. Kürt güçlerinin hali bellidir. Bunu Türkiye’ye yönlendirirler ve onu yıkarlar. Bu tehdit değil, uyarıyorum. Olası bir gelişmeden haberdar ediyorum. Sizin idealimiz dediğiniz çözüme imza atmak istiyorum. Bu işi hal etmek gerekir. Binlerce can var.
BAHÇELİ’YE ÖVGÜLER, MUHALEFETE ELEŞTİRİ
Türkiye’de cesur olan Devlet Bahçeli’dir. DEM’lilere de beni hatırlatıyor ve “kurucu önderi esas alın” diyor. Evet ikinci Sevr’e gidiliyor. Balkanlardaki durum gibi. Siyaset “terörist başı” ile görüşmem diyordu. Bahçeli en son cesurca “Ben giderim” dedi. İnanılır gibi değildir. En büyük rakibim, bunu söylüyor. Ama muhalefet diye geçinenler gelmedi. 60 milyon Kürt kitlesi var. İsrail av peşinde, etkili bir diplomasi peşinde. İran ve Irak’ı Kürt sopasıyla dövmek istiyorlar. Ortadoğu’da, bazı güçlere karşı sopa olarak kullandılar. “Vura vura İsrail’i yarattık, vura vura petrol elimizde” dediler. “Sen neden bu sopayı elimizden alıyorsun?” dediler. Artık bunu biraz yetkililere anlatın diyorum. Bu çözümün öncülüğünü Türkiye yapsın diyorum.
“SELAHATTİN NE YAPABİLİR?”
“Yahu adım atan ben, katkı yapan benim. Ama ‘Öcalan ile olmaz’ diyorlar. Engel benmişim gibi. Bu durumda ya beni öldürmeli ya da benim kendimi öldürmem lazım. O zaman başkasını bulun, çözsün. Selahattin [Demirtaş] diyorlar. Selahattin ne yapabilir? Ben karamsar değilim. Ama yüzde yüz garanti veremeyebilirim.”
“RUHEN BU STATÜ İLE YAŞAYAMAM”
Bir bina yapmışlar, binanın statüsü önemlidir. Ne hapishanedir ne de evdir… Ne kuştur ne devedir… Bu durumda bu binaya gitmem. Siyasi hukuki boyutu düşünmeden olmaz. Bir devlet böyle iş yapmaz. Hukuki boyut önemlidir. Ruhen bu statü ile yaşayamam. Coşkulu görünüyorum çünkü hayırlı iş yapıyorum. Ama “Öyle kal, gerisini biz yaparız” denemez. Siyasetin durumu budur. Ama olmayacak duaya âmin demem. Sorun etmiyorum. En son özgür olması gereken ben olayım.





