1990’lı yılların sonunda TOKİ projeleri, yalnızca evi olmayan ve geliri sınırlı vatandaşlara yönelik sıkı şartlarla yürütülüyordu. Bu süreçte kura kazananlar için konut sahibi olmak önemli bir fırsattı. 1999 yılında Halkalı’daki projeden ev kazanan Mert Başaran, o dönemde yaşananları ve sonrasında oluşan tabloyu değerlendirdi.
“SATAMAZSIN” DENİLDİ AMA
Devlet, ihtiyaç sahiplerini korumak amacıyla konutlara 15 yıl satılamaz şerhi koydu. Ancak bu kuralın sahada karşılık bulmadığını anlatan Başaran, vatandaşların tapularını doğrudan devredemese de noterde yapılan satış vaadiyle el değiştirdiğini belirtti.
Konut sahibi olan bazı vatandaşların bu fırsatı farklı nedenlerle değerlendirdiğini ifade eden Başaran, kimi kişilerin araç almak, kimi kişilerin günlük ihtiyaçlarını karşılamak için evlerini devrettiğini söyledi. Elde edilen paranın farklı alanlarda kullanıldığı örneklerin de bulunduğunu aktardı.
ASIL TABLO SONRADAN ORTAYA ÇIKTI
Başaran’ın dikkat çektiği en önemli nokta ise mülkiyetin kimlerin eline geçtiği oldu. Evlerini satanların çoğunun imkanı sınırlı kişiler olduğunu vurgulayan Başaran, bu konutları satın alanların ise aynı bölgede faaliyet gösteren ve birden fazla mülk edinen kişiler olduğunu ifade etti. 30. evini alan, 40. evini alan kişilerin bu konutları topladığını söyledi.
Başaran, yaşanan süreci değerlendirirken mülkiyetin korunmasının önemine dikkat çekti. “Mülkiyetine sahip çıkmayan, zenginin kiracısı olmaya mahkumdur” sözleriyle uyarıda bulundu.





