Piyasalarda "güvenli liman" arayışı sürerken, ezberler bozuluyor. TGRT Haber ekranlarında konuşan Mert Başaran, Türk halkının en çok tercih ettiği yatırım aracı olan doların aslında sinsi bir servet düşmanı olduğunu savundu. Başaran'a göre, dolar kurunun artması veya sabit kalması bir şeyi değiştirmiyor; çünkü küresel enflasyon ve içerideki hayat pahalılığı, kağıt paranın alım gücünü kemiriyor.

"1 MİLYONUNUZ VAR AMA ASLINDA YOK"
Başaran, çarpıcı bir örnekle durumu özetledi. Geçtiğimiz yıl parasını dolarda tutan bir yatırımcının, kağıt üzerinde parası aynı kalsa bile alım gücü olarak yüzde 35 fakirleştiğini belirtti.
"Doları olanlar çok ciddi zararda. Paranızın 350 bin lirasını ateşe atıp yaktınız" diyen Başaran, dünyada global bir devalüasyon (para değer kaybı) yaşandığını, her şeyin fiyatı artarken doların yerinde saymasının veya enflasyon kadar artmamasının yatırımcıyı batırdığını vurguladı. "Dolar artınca sevinenler, aslında markete gidince kaybediyor" tespiti, döviz bürosu önünde bekleyenleri düşündürecek cinsten.
"ZİRVEDEN ALMA HASTALIĞIMIZ VAR"
Başaran'ın eleştiri okları sadece dövizcilere değil, altın ve konut yatırımcısına da yöneldi. Toplumda "fiyat uçunca alma" psikolojisi olduğunu belirten uzman, fırsatların kaçtığını anlattı.
"Zamanında Beylikdüzü'nde 100 bin liraya ev varken kimse yüzüne bakmıyordu, şimdi milyonlar ediyor. Altın 1.700 lirayken 'alın' dedik, herkes Bitcoin peşindeydi. Biz millet olarak bir şey ucuzken almıyoruz, ne zaman zirve yapıyor, o zaman sıraya giriyoruz" diyen Başaran, şu an altının çok primlendiğini, bu seviyelerden maliyetlenmenin riskli olabileceğini, asıl fırsatın henüz patlama yapmamış enstrümanlarda aranması gerektiğini söyledi.




