Medicana Ataköy Hastanesi Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Arzu Karaman Koç, horlamaya uykuda nefes durması, boğulur gibi uyanma ve gündüz aşırı uyku halinin eşlik etmesi durumunda uyku apnesi açısından değerlendirme yapılması gerektiğini belirtti. Koç, burun tıkanıklığı geçmesine rağmen horlamanın sürmesinin altta yatan başka nedenlerin araştırılmasını gerektirebileceğini vurguladı.
KIŞ AYLARINDA HORLAMA ARTABİLİYOR
Prof. Dr. Arzu Karaman Koç, uyku sırasında üst solunum yollarındaki yumuşak dokuların hava geçişi sırasında titreşmesiyle ortaya çıkan horlamanın, kış aylarında burun tıkanıklığına neden olan enfeksiyonlar ve alerjik hastalıklar nedeniyle belirginleşebildiğini aktardı.
Horlama şikâyetinin yalnızca mevsimsel bir sorun olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Koç, burun içindeki yapısal bozukluklar, yumuşak damak ve dil kökü bölgesindeki darlıklar, fazla kilo ve uyku pozisyonunun da horlamaya neden olabildiğini ifade etti.
BURUN TIKANIKLIĞI GEÇSE DE HORLAMA SÜRÜYORSA DİKKAT
Burun mukozasında enfeksiyon veya alerji nedeniyle gelişen şişliğin hava geçişini zorlaştırabildiğini belirten Koç, bunun uyku sırasında horlamayı artırabildiğini kaydetti.
Burun tıkanıklığının giderilmesinin bazı kişilerde horlamayı azaltabildiğini aktaran Koç, şikâyetin tıkanıklık geçtikten sonra da devam etmesi halinde altta yatan nedenlerin araştırılması gerektiğini vurguladı.
Koç, burun tıkanıklığı nedeniyle ağız solunumunun artabildiğine dikkati çekerek, uyku sırasında kas tonusunun doğal olarak azalmasının da üst solunum yolunu daralmaya yatkın hale getirebildiğini belirtti.
UYKU APNESİNİN BELİRTİLERİ NELER?
Her horlayan kişide uyku apnesi görülmediğini hatırlatan Koç, bazı kişilerde belirgin bir solunum yolu tıkanıklığı olmadan da horlama oluşabildiğini ifade etti.
Tıkanma şeklindeki uyku apnesinde üst solunum yolunun uyku sırasında tekrarlayan biçimde daraldığını veya kapandığını belirten Koç, bu durumun hava akışının azalmasına ya da geçici olarak durmasına neden olabildiğini kaydetti.
Koç, uyku apnesi açısından değerlendirilmesi gereken belirtileri şöyle sıraladı:
-
Yüksek sesli horlama
-
Uykuda nefesin durduğunun gözlenmesi
-
Boğulur gibi uyanma
-
Sabah baş ağrısı
-
Ağız kuruluğu
-
Sabah dinlenmemiş uyanma
-
Gün içinde aşırı uyku hali
-
Dikkat sorunları
Gece boyunca tekrarlayan solunum bozukluklarının uyku bütünlüğünü bozabildiğini belirten Koç, bunun sabah yorgunluğu ve gün içinde uyku hali gibi sorunlara yol açabildiğini aktardı. Tedavi edilmeyen uyku apnesinin yüksek tansiyon ve kalp-damar hastalıkları gibi sağlık sorunlarıyla da ilişkili olabildiğini bildirdi.
SOLUNUM YOLUNDAKİ DARLIK FARKLI BÖLGELERDE OLUŞABİLİYOR
Horlama nedeninin her hastada aynı olmadığını vurgulayan Koç, burun septumundaki eğrilikler, burun eti büyümesi, geniz bölgesindeki darlıklar, bademciklerin büyüklüğü ile yumuşak damak ve dil kökü seviyesindeki sorunların solunumu etkileyebildiğini kaydetti.
Seçilmiş hastalarda uygulanan uyku endoskopisinin, üst solunum yolunun uyku benzeri koşullarda değerlendirilmesini sağladığını belirten Koç, işlem sırasında yumuşak damak, bademcik çevresi, dil kökü ve gırtlak girişindeki daralma ya da kapanma biçimlerinin incelenebildiğini ifade etti.
Özellikle cerrahi tedavinin düşünüldüğü uyku apnesi hastalarında bu yöntemin tıkanıklığın yeri ve biçimi hakkında ek bilgi sağlayabildiğini aktaran Koç, uyku endoskopisinin tek başına tanı koymak veya hastalığın şiddetini belirlemek için yeterli olmadığını vurguladı.
Koç, bulguların uyku testi sonuçları, kulak burun boğaz muayenesi ve hastanın klinik durumuyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
UYKU APNESİ TEDAVİSİ NASIL PLANLANIYOR?
Horlama tedavisinde herkese uygulanabilecek tek bir yöntem bulunmadığını ifade eden Koç, tedavinin solunum bozukluğunun şiddetine, tıkanıklığın bulunduğu bölgeye, hastanın anatomik özelliklerine ve genel sağlık durumuna göre planlandığını kaydetti.
Uygun hastalarda kullanılan CPAP cihazının basınçlı hava aracılığıyla üst solunum yolunun açık kalmasına yardımcı olduğunu belirten Koç, alt çeneyi öne alan ağız içi apareylerin de belirli hastalarda tercih edilebildiğini aktardı.
Cerrahi seçeneklerin tıkanıklığın yerine ve biçimine göre değerlendirildiğini ifade eden Koç, burun içindeki yapısal sorunların düzeltilmesinin burundan nefes almayı kolaylaştırabildiğini ve bazı hastalarda CPAP kullanımını destekleyebildiğini belirtti.
Ancak tıkanıklığın dil kökü veya yumuşak damak gibi başka bölgelerde de bulunması halinde burun ameliyatının tek başına uyku apnesini ortadan kaldırmayabileceğine dikkati çeken Koç, cerrahi kararının yalnızca horlama sesine göre verilmemesi gerektiğini vurguladı.
Tedavi sonrasında horlama azalsa bile uyku apnesinin devam edip etmediğinin değerlendirilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
HORLAMAYI AZALTMAK İÇİN NELER YAPILABİLİR?
Soğuk havalarda horlamanın azaltılması için öncelikle burun tıkanıklığının nedeninin belirlenmesi gerektiğini belirten Koç, serum fizyolojik içeren burun yıkama ürünleri veya spreylerin bazı kişilerde rahatlama sağlayabildiğini aktardı. Alerjik rinit gibi durumlarda tedavinin hekim önerisiyle düzenlenmesi gerektiğini de vurguladı.
Burun açıcı spreylerin uzun süre ve kontrolsüz kullanılmasının tıkanıklığı artırabileceği uyarısında bulunan Koç, horlamayı azaltmaya yardımcı olabilecek önlemleri şöyle sıraladı:
-
Sırt üstü yatmak yerine yan yatmayı denemek
-
Fazla kilo varsa kilo kontrolüne dikkat etmek
-
Sigaradan uzak durmak
-
Özellikle yatmadan önce alkol tüketiminden kaçınmak
-
Burun tıkanıklığının nedenini belirleyerek uygun tedaviyi uygulamak
Koç, bu önlemlerin şikâyetlerin azaltılmasına katkı sağlayabileceğini ancak tanı konmuş uyku apnesinde gerekli tıbbi tedavinin yerini tutmadığını belirtti.





