18 Mart 1915, Türk tarihinin en parlak zafer sayfalarından birini oluşturur. Çanakkale Zaferi, yalnızca bir askeri başarı değil; aynı zamanda bir milletin varoluş mücadelesinde kazandığı büyük bir moral üstünlük, bağımsızlık iradesi ve gelecek nesillere bırakılan eşsiz bir mirastır.

Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle (1914) Osmanlı Devleti, Almanya ile ittifak yaparak savaşa dahil oldu. İtilaf Devletleri (özellikle İngiltere ve Fransa), Osmanlı’yı hızla saf dışı bırakmak ve müttefikleri Rusya’ya destek sağlamak amacıyla Çanakkale Boğazı’nı geçmeyi stratejik hedef haline getirdi. Boğaz’ın kontrolü, İstanbul’un işgali ve Osmanlı’nın çöküşü anlamına geliyordu.
Deniz harekâtı 19 Şubat 1915’te başladı. Müttefik donanma, dünyanın en güçlü zırhlı gemileriyle (Queen Elizabeth, Inflexible, Lord Nelson gibi) boğazı zorlamaya çalıştı. Ancak Türk savunması, Cevat Paşa komutasındaki Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığı, Nusret mayın gemisi ve kıyı tabyaları sayesinde direndi.
18 Mart günü, müttefik donanmanın son büyük taarruzu gerçekleşti. Üç kol halinde ilerleyen filo, Türk topçusunun yoğun ateşiyle karşılaştı. Özellikle Nusret Mayın Gemisi’nin döşediği mayın hattı, tarihin akışını değiştirdi. Ünlü zırhlılar Ocean, Irresistible ve Bouvet mayınlara çarparak battı veya ağır hasar aldı. Fransız Gaulois ve İngiliz Inflexible de ağır yara aldı.
Bu tarihe damgasını vuran kahramanlıklar arasında Seyit Onbaşı’nın 215 kg’lık top mermisini sırtlayarak ateş etmesi, Bigalı Mehmet Çavuş’un fedakârlığı ve tabyalardaki Mehmetçiklerin direnişi unutulmazdır.
18 Mart’ta müttefik donanma büyük kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kaldı. Bu, deniz yolundan İstanbul’a ulaşma hayallerinin sonu oldu.
Denizden başarı elde edilemeyince İtilaf Devletleri, 25 Nisan 1915’te Gelibolu Yarımadası’na büyük çaplı çıkarma yaptı (Arıburnu, Seddülbahir, Kumkale). Ancak Türk ordusu (5. Ordu - Mareşal Liman von Sanders komutasında) direndi. Özellikle Yarbay Mustafa Kemal’in Conkbayırı ve Anafartalar’da gösterdiği liderlik, “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum” sözüyle tarihe geçti.
Savaş yaklaşık 8-9 ay sürdü. Müttefikler 250.000 civarı kayıp vererek Aralık 1915-Ocak 1916’da tahliye oldu.
Zafer, Osmanlı Devleti’ne 2-3 yıl daha zaman kazandırdı.
Rusya’nın çöküşü hızlandı, Bolşevik Devrimi’ne zemin hazırlandı.
Türk milleti, yenilmez olmadığını gördü; bağımsızlık azmi güçlendi.
Zafer, Atatürk’ü millet önünde “Anafartalar Kahramanı” yaptı ve Kurtuluş Savaşı’nın lideri olarak yükselmesine yol açtı.
Avustralya ve Yeni Zelanda’da “Anzak Günü” olarak anılır; Türk-Avustralya dostluğunun temeli atıldı.
Çanakkale Zaferi, “Çanakkale Geçilmez” sözünü tarihe altın harflerle yazdıran bir destandır. Mehmetçiğin imkânsızı başardığı, vatan sevgisinin teknoloji ve sayı üstünlüğünü yendiği yerdir. Bugün 18 Mart, sadece bir zafer günü değil; Türk milletinin bağımsızlık ve haysiyetinin sembolüdür.
“Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost toprağındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız.”
(Mustafa Kemal Atatürk, 1934)