İstanbul’un kapıları… Bir şehrin yalnızca giriş çıkış noktaları değildir onlar; zamanın menteşeleri, tarihin eşiğidir. Her biri bir çağın nefesiyle açılır, başka bir çağın hüznüyle kapanır.
İstanbul… Adı anıldığında yalnızca bir şehir değil, çağların birbirine omuz verdiği bir sahne gelir akla.
İstanbul… Yalnızca minarelerin göğe yükseldiği, dalgaların taşlara vurduğu bir şehir değildir burası. İstanbul, aynı zamanda bir tribün uğultusudur. Bir derbi sabahının tedirginliği, bir gol anının t...
İstanbul’un isyanları, yalnızca tarih kitaplarının sayfalarında değil; sokak aralarında, çeşme başlarında, saray duvarlarında saklıdır. Her biri bir gecenin içinden doğmuş, bir sabaha kanla ya da sess...
Ben ki âciz bir seyyahım… Lakin sözlerim, Evliya Çelebi’nin izinden yürür. Ve bu şehir ki İstanbul, kapılarıyla konuşur; her biri bir kaderin eşiğidir.
Bir şehrin kaderi, bazen bir sabah sisinde değişir… Ve o sis, Boğaz’dan ağır ağır yükselirken, aslında sadece denizi değil, bir imparatorluğun son nefesini de örter.
İstanbul’un kalbi çoğu zaman tarihi yarımadada atar derler. Oysa Boğaz’ın kıyısında, rüzgârın yosun kokusunu taşıdığı bir semt vardır ki; geçmişin izlerini taş kaldırımlarında saklar: Beşiktaş.
İstanbul’un bazı günleri vardır; takvimde sıradan görünür ama tarihin hafızasında derin bir iz bırakır. 1923 yılının o yaz günü de işte böyle bir gündür. Şehir henüz işgalin gölgesinden tam anlamıyla...
Sur diplerinde büyüyen bir mahalle… Tasavvufun nefesiyle sertliğin iç içe geçtiği, kırmızı-siyah tribünleriyle İstanbul’a karakter katan bir semtin hikâyesi.
İstanbul’un kalbi çoğu zaman karşı yakada, taş kubbelerin ve yedi tepeli siluetin içinde aranır. Oysa şehrin ruhu, bazen sessiz bir kıyıda, bir bankta oturup suyun sesini dinleyenlere fısıldar kendini...
İstanbul’un yedi tepesinden birinde yürürken, rüzgârın taşıdığı seslere dikkat kesilin. Bu sadece bir şehrin uğultusu değildir; bu, bir çağın kapanıp bir çağın açıldığı o büyük sabahın yankısıdır. O y...
29 Mayıs 1453 sabahı, sadece bir şehir düşmedi. Bir şehir yeniden doğdu. Ve o sabah, henüz yirmi bir yaşında bir hükümdar, Fatih Sultan Mehmed, atını yıkık surların içinden sürerken, aslında taş...
Bu bağlantı sizi https://www.sokgazetesi.com.tr dışındaki bir siteye yönlendiriyor.