Saha, uzun süredir unutulmuş bir gerçeği haykırdı Beşiktaş’a dün gece: Takım bütünlüğü, parıltılı transferlerden daha ağır basar.
İlk devrede izlediğimiz manzara, futbolun özüne dair acı bir hatırlatmaydı. Milyonlarca euro değer biçilmiş yedi yeni yüz, sahaya çıktı; ancak futbol, para ile satın alınamayacak bir şeyi, kolektif ruhu, bir kez daha hatırlattı.
Daha ilk dakikalar, takımın bir "fikir" etrafında birleşmediğini gösterdi. Emmanuel Agbadou, iki golden önce de olmaması gereken yerlerde arz-ı endam ediyor, ancak asıl beklenildiği kritik noktalarda yoktu. Oh’un top yokluğunda kaybolduğu, Olaitan’ın topu ezdiği anlar, bir "takımın" değil, bir "toplanmanın" sahneye çıktığını gösteriyordu. Sanki herkes farklı bir notadan giriş yapmış bir orkestra gibiydi Beşiktaş; uyumsuzluk, kaçınılmazdı.
Sonra, ilginç bir dönüşüm yaşandı. Devre ilerledikçe, baskı arttıkça, takımın kalanı "birlikte" hareket etmeye başladığında, transfer çiçekleri açmaya başladı. Agbadou cesurca öne çıkıp oyun kurdurdu, Olaitan asistle özgüvenini buldu, Oh ise şahane bir golle karşılık verdi. Bu dönüşüm, futbolun basit ama unutulmuş bir matematiğini yüzümüze vurdu: Takım toparlanınca, bireyler parlıyor.
Transfer penceresinde yapılan "takviye" nitelikliydi, evet. Ama soru şu: Kaç tane "oyuncu" aldık, kaç tane "takım oyuncusu"? Kartal, kendi yuvasında 2-0 geriye düşüp, skoru beraberliği getirmeyi başarsa da, bu sonuç, derin bir tatminsizliği örtemez. Taraftar, sadece sonuca değil, oyuna, ruha, mücadeleye bakar. Ve ilk devredeki dağınıklık, sadece taktiksel bir sorun değil, felsefi bir kopuştu.
Şimdi yönetim ve teknik ekip "zaman ve sabır"dan söz edecek. Haklı olabilirler. Ancak unutulmamalı ki, zaman ve sabır, sadece oyuncuların birbirine alışması için değil, bir felsefenin, bir kimliğin, bir mücadele ruhunun yeniden inşası için gereklidir.
Beşiktaş, transferle "kadro" kurar, ancak ancak antrenmanla, inançla ve ortak bir dava bilinciyle "takım" olur. Dün gece, hem eksikliğin acısını hem de potansiyelin umudunu aynı sahnede izledik. Transferler çiçek açabilir, ancak bu çiçeklerin dikensiz olması, onları bir bahçede, uyum içinde yetiştirebilme becerisine bağlı.
Yol uzun. Ve bu yolun ilk ders taşı, dün gece sahada bırakıldı: Birlikte büyürsek, bireyler parlar. Aksi halde, pahalı yapraklar, rüzgârda savrulup gider. Taraftar, kupalardan önce, bu bahçenin yeniden yeşerdiğini görmek istiyor.