Sahada oynanan oyunlar iyi kötü bir ortalamaya geliyor. Her takım için bu aşşağı yukarı aynı. Fakat sezon sonu oluşan küçük puan farklarını masada belirleniyor gibi hissettiriyor hakem yönetimleri.

Verilen verilmeyen cezalar, çıkan çıkmayan kartlar ve adil olmayan düzen sahadaki oyunu yok sayıyor. Şampiyon olmak istiyorsa Fenerbahçe masa başı oyunlarında kaybetmemeyi öğrenmeli. 12 yıldır gelmeyen şampiyonluk hayatın olağan akışına aykırı!

Fenerbahçe, kupada mağlup olduğu Konya deplasmanından ligde üç golle ve çok daha net bir oyunla döndü. Üstelik ortaya çıkan tablo yalnızca skor değildi; Sarı-Lacivertliler 7-8 kaçan net fırsat ile sezonun belki de en üretken maçlarından birini oynadı. Daha hızlı, daha kolektif ve daha baskılı bir Fenerbahçe vardı sahada. Ancak tüm bunlar ne yazık ki gerçeği değiştirmedi: Şampiyonluk treni bir kez daha kaçtı. Konyaspor’un hafta içi kupa maçının yorgunluğuna sahip olduğunu da söylemeliyim.

Dün akşam Konyaspor karşısına çıkan Fenerbahçe’de teknik sorumluluk koltuğunda Zeki Murat Göle vardı. Çok büyük dokunuşlar yapmadı belki ama oyunun karakterini değiştiren küçük hamleler yaptı. Topa daha fazla sahip olan, önde baskıyı daha doğru yapan bir takım izledik. Özellikle Fred’in kullanım şekli dikkat çekiciydi. Daha önce Domenico Tedesco’nun planlarında çok daha geride, geniş alan savunmasında kullanılan Brezilyalı yıldız; bu kez hücumun merkezinde, tam bir sekiz numara gibi konumlandı. Son 180 dakikada 2 gol, 2 asistlik katkı vermesi de tesadüf değil. Fred’in bu performansı aynı zamanda gelecek sezon Fenerbahçe’de kalma isteğinin de sahaya yansıması gibi duruyor. Tabii yeni yönetim nasıl bir yol haritası çizer, bunu şimdiden kestirmek zor.

Bir başka dikkat çekici nokta ise Asensio ve Skriniar gibi önemli isimlerin yokluğunda Talisca’nın devşirme bir forvet gibi kullanılmasıydı. Buna rağmen takım yine üretken kaldı, gol buldu ve iyi oynadı. Bu durum doğal olarak Tedesco döneminin de sorgulanmasına yol açıyor. Sorun neydi? Oyuncular mı? Yönetimsel hatalar mı? Yoksa teknik adam tercihleri mi? Belki de hiçbir zaman tam cevabını öğrenemeyeceğiz.

Ama bildiğimiz bir gerçek var: Fenerbahçe için lig artık bitti. Sarı-Lacivertliler üst üste beşinci kez ikinci olmanın ağır yükünü taşıyor. Taraftarın da, kongre üyelerinin de, camianın önde gelenlerinin de sabrı tükenmiş durumda. 6-7 Haziran’daki seçim bu yüzden kulüp tarihinin en kritik dönemeçlerinden biri olacak.

Aziz Yıldırım ve Hakan Safi gibi isimlerden beklenti; güçlü bir kadro kurmaları ve doğru teknik adam tercihi yapmaları. Fakat bana göre mesele yalnızca iyi oyuncu ya da iyi hoca değil.

Çünkü bu ligde şampiyonluklar bazen bir puanla, bazen üç puanla, genelde hakem kararlarıyla belirleniyor. Son yıllara baktığınızda tartışmalı kararların şampiyonluk yarışını doğrudan etkilediğini görmek mümkün. Hatalar dengeli dağılıyor yalanına da inanmayın. Mesela Ederson’u itirazdan atan hakemler dengeli davransa Osimhen’de dün akşam atılırdı! Ama o denge farklı gözetiliyor.

Fred’in her sezon atıldığı, İsmail'in en az 2 kez sarı kart cezasına girdiği ligimizde Torreira 4 sezondur kırmızı kart görmüyor. Sertlikleri ve her maç sonu hakem yorumcularının anlattıkları aklınıza gelince 4 sezonda belki de 10’dan fazla kırmızı kart görmeliydi diyebiliyoruz. Kimi çift sarıdan kimi direkt olarak!

Bu yüzden yönetime gelecek isimlerin sadece saha içine değil, saha dışına da hâkim olması gerekiyor.

Dün gece Galatasaray kutlamaları sırasında resmi hesaplardan yapılan, Fenerbahçe’yi küçümseyen paylaşımlara karşı dahi tek bir tepki veremeyen mevcut yönetim anlayışı artık camiada karşılık bulmuyor.

Fenerbahçe’nin hakkını arayan, gerektiğinde masaya yumruğunu koyan, MHK ve federasyon düzenine karşı köklü çözümler üretmeye çalışan bir yönetime ihtiyacı var. Aksi halde hangi oyuncuyu getirirseniz getirin, hangi hocayla çalışırsanız çalışın değişen fazla bir şey olmayacaktır.

Geçmişte bu kulübe Van Persie geldi, Nani geldi, Roberto Carlos geldi. Ama sonuç yine değişmedi. Çünkü mesele sadece yıldız oyuncu değil; sistemin Fenerbahçe’nin önüne çıkardığı engelleri aşabilmek. Kulübün artık buna odaklanması gerekiyor.

Bir diğer önemli başlık ise teknik direktör konusu. Daha önce Domenico Tedesco’nun devam etmesinin istikrar açısından doğru olacağını düşünüyordum.

Bu, Tedesco’nun kusursuz bir teknik adam olduğu anlamına gelmiyordu; sadece sürekli değişimin Fenerbahçe’ye zarar verdiğini düşünüyordum.

Ancak bugün yeni bir döneme girilecekse, yabancı bir teknik adamın yeniden adaptasyon süreciyle sezonu kaybetme riskini de göz ardı etmemek lazım.

Bu nedenle kulübü tanıyan, camiayı bilen ve içeride bir şeyleri değiştirebilecek yerli bir teknik adam tercihi daha mantıklı olabilir.

Bu noktada çok tartışılan Aykut Kocaman ismini doğru bir tercih olarak görüyorum. Buna karşın üç farklı dönemde gelip şampiyonluk yaşayamayan İsmail Kartal’ın yeniden göreve getirilmesinin büyük bir değişim yaratacağını düşünmüyorum. Alternatifler arasında Nuri Şahin ve Montella’nın isimleri de konuşuluyor.

Sonuç olarak Fenerbahçe, belki de son yılların en kolay şampiyon olunabilecek sezonunu yine dramatik şekilde kaybetti.

Sezon başındaki yanlış seçim kararı ve ardından gelen hatalar zinciri Sarı-Lacivertliler’i bir kez daha hüsrana sürükledi.

Ama bu sezon adına en unutulmayacak şeylerden biri, yönetimin takımı tamamen sahipsiz bırakmış görüntüsüydü.

Yeni gelecek yönetimin ilk ders çıkarması gereken konu da tam olarak bu olmalı.

MAÇIN ÜÇLÜSÜ

Fred - Archie Brown - Zeki Murat Göle