Rezalet nasıl tanımlanır deselerdi dün akşamki şampiyonluğa oynayan Fenerbahçe’yi izleyin diye önerirdim.

Sahada ruhu olmayan, kenarda aklı yok gibi bir Fenerbahçe izletti bize takım olarak. Başkanından Hocasına, hocasından topçusuna..

Fenerbahçe için Süper Lig sezonunun fiilen bittiğini ben Kasımpaşa maçından hemen sonra söylemiştim. O gün ekranda beni izleyenler de yazılarımı takip edenler de bunu çok iyi hatırlayacaktır.

Yıllardır Süper Lig’de aynı senaryoyu izleyen biri olarak o maçtan sonra Fenerbahçe’nin lig hedefinin bittiğini, artık tek gerçekçi hedefin Türkiye Kupası olduğunu açıkça ifade etmiştim.

Bugün gelinen noktada yaşananlar ne yazık ki bu öngörünün doğrulandığını gösteriyor.

Karagümrük karşısında sahaya çıkan kadronun ve oynanan futbolun izah edilecek hiçbir tarafı yok.

Domenico Tedesco’nun dört tane altı numarayla sahaya çıkma fikrinin futbol aklıyla açıklanabilir bir tarafı bulunmuyor.

Sahaya koyduğunuz kadroyla nasıl pozisyon üreteceksiniz?

Nasıl gol atacaksınız? Bunun bir planı var mıydı, yoksa tamamen çaresizlikten doğan bir tercih miydi?

Böyle bir plan varsa bile tek ihtimali beklerin olağanüstü performans göstermesiydi. Ama Mert Müldür’ün de Levent Mercan’ın da hali ortada. Ne hücumda katkı var ne savunmada güven.

Fenerbahçe bu sezon boyunca garip bir alışkanlık edindi. Maçların ilk yarılarını adeta çöpe atan, rakiplerine cesaret veren, geri düştükten sonra ise son 15–20 dakikada gerçek kimliğine dönüp maçı kurtarmaya çalışan bir takım izledik. Bazen yakaladı, bazen geçti, bazen de beraberliği kurtardı. Ama büyük takım refleksi bu değildir. Büyük takım maçı son bölümde kurtaran değil, başından itibaren domine eden takımdır.

Bir golün hayati olduğu böyle bir karşılaşmada her hafta oyundan alınan Kerem Aktürkoğlu’nun sahadaki isyanını son derece haklı buluyorum.

Çünkü sahada isyan eden oyuncu sayısı neredeyse yok. Daha da vahimi, takıma katıldığı günden beri katkı veren, Süper Kupa’nın kazanılmasında pay sahibi olan ve son maçta attığı golün yanında mükemmel bir asist yapan Musaba’nın yine yedek başlaması tam anlamıyla teknik bir skandaldır.

Fred’i Asensio’nun muadili görmek hatadır. Nottingham maçında Oğuz’un orda oynayabiliri ıspatladığı oyuna rağmen dün sağ beke alınması, yok edilmesi kasıtlı olabilir mi?

Daha da ilginci şu: Oyuna girdikten sonra Karagümrük’ün sol tarafını darmadağın eden, o kanadı otobana çeviren Musaba oyunun devamında diğer kanada gönderilerek etkisiz hale getirildi. Bu kararın futbol aklıyla açıklaması yoktur. İzahı da yoktur.

Kasımpaşa, Antalya ve Karagümrük maçlarında yapılan teknik hatalar zinciri Fenerbahçe’nin şampiyonluk ihtimalini ortadan kaldırdı. Bunun sorumluluğunu kimse başka yerlere atamaz.

Ancak mesele sadece teknik ekip değil.

Fenerbahçe yönetiminin Konya Galatasaray maçı sürecinde sergilediği sessizlik ve her şey bittikten sonra yapılan açıklamalar kulübün yıllardır aynı hataları tekrar ettiğini gösteriyor.

Fenerbahçe refleksi olması gereken yerde korku refleksi ortaya çıktı. Yönetim sanki kulübü savunmak yerine gelişmeleri uzaktan izlemeyi tercih etti.

Bugün yapılan açıklamaların hiçbir anlamı yok. Atı alan Üsküdar’ı çoktan geçti.

Dün bir de Yiğit Efe’nin penaltı yaptığını hakem Mehmet Türkmen’in de vermediğini söyleyeyim. İşte rakibin ve TFF’nin size kullanacağı bakın herkese hata yapılıyor öreneği bu penaltı olacak.

Rakip çökecekken kollanıp sizin şahlanışınızı engelleyen Nene ve Mert Müldür penaltıları UNUTULUP GİDECEk!!

Şampiyonluğa oynayan bir takım bu kadar ruhsuz, bu kadar isteksiz ve bu kadar kötü futbol oynayamaz.

Daha bir buçuk ay önce takıma katılan Guendouzi’nin maç sonu yaptığı açıklamalar kırk yıllık bir Fenerbahçeli’nin sözleri gibiydi. Ama yıllardır bu formayı giyen oyuncuların sessizliği ise ibret vericiydi. Yönetimin acil toplanıp karar alamaması, ne yapacağını bilememesi cabası.

Şimdi büyük ihtimalle yine tanıdık bir senaryo izleyeceğiz. Yönetim kolay yolu seçecek. Devin Özek ile yollar ayrılacak, belki Tedesco gönderilecek. Kamuoyuna “değişim” mesajı verilecek. Ama Fenerbahçe’nin temel sorunları yine konuşulmayacak.

Sonuç yine aynı olacak.

Türkiye’de her sezon aynı dönem yaşanıyor.

Şubat ile nisan ayları arasında yarışın kaderini belirleyen süreç başlıyor.

Hakem hataları, verilmeyen kartlar, çalınmayan penaltılar tartışılıyor. Sonra da siz yarıştan kopunca lehinize bir kasıtlı hata ile bakın herkese oluyor deniyor.

Bu düzen gelecek sezon da değişmeyecek.

Asıl mesele şu: Fenerbahçe kendi hatalarını tekrar etmeye devam edecek mi?

Üç forvetini gönderip yerine forvet almamak…
Stoper hattını sakatlıklar sonrası tecrübesiz genç oyuncuya mahkûm bırakmak… her hafta onun hatalarını izlemek..
Transfer planlamasını sezon ortasında çöpe atmak…

Bunlar tekrar yaşanacak mı?

Lig sonuncusuna beğenmediğin, yetersiz gördüğün için gönderdiğin Bartuğ Elmaz ve Çağray Kurulalıp’lı kadroya yenilecek kadar ne oldu bu takıma?

Mayıs sonunda yapılacak kongrede başkan adaylarının ve oy kullanacak üyelerin gerçekten cevaplaması gereken sorular bunlardır.

Bugün itibarıyla Fenerbahçe için tek gerçekçi hedef Türkiye Kupasıdır. Üç maç kazanıp kupayı almak belki sezonun yarasını bir nebze sarabilir. Ama sahada görülen futbol bu hedef için bile ciddi bir umut vermiyor.

Bir başka soru da hâlâ cevapsız: Trabzonspor maçından sonra bu takıma ne oldu?

O gün sahada mücadele eden, reaksiyon veren takım birkaç hafta içinde nasıl bu kadar kimliksiz bir hale geldi?

Bunun cevabını vermek Fenerbahçe’de görev yapan herkesin sorumluluğudur.

Son olarak şunu da net şekilde söylemek gerekir: Hakem hataları, kart uygulamaları ve verilmeyen iki penaltı Fenerbahçe’nin yarıştan kopmasında etkili oldu. Ancak Fenerbahçe kendi hatalarını bu kadar büyütmeseydi bugün bu tablo konuşuluyor olmayacaktı.

Ve belki de en acı gerçek şu:

Fenerbahçe yıllardır giderek daralan bir zihniyetin içine sıkışmış durumda.

Türkiye’nin dört bir yanından taraftarı olan bu büyük kulüp, sanki Kadıköy Moda çevresine sıkışmış bir kulüp gibi yönetiliyor. Son kırk yılda alınan sadece sekiz şampiyonluk da biraz bu yüzden.

Fenerbahçe yeniden Türkiye’nin takımı olmak zorunda. Aksi halde bu kısır döngü bitmeyecek.

Maçın Üçlüsü

Guendouzi - Musaba - Bartuğ