Kadınlara yıllarca aynı masal anlatıldı: Bir gün bir prens gelecek ve hayatı değiştirecek. Oysa gerçek hayat masallarla değil, cesaretle kurulur.

Kadınlar beklemeyi bıraktığında yalnız kendi hayatlarını değil, bir toplumun kaderini de değiştirir.

Toplum olarak kadınlara küçük yaşlardan itibaren öğretilen bir masal var.

Beyaz atlı prens gelecek…

Kapıyı çalacak…

Hayat değişecek.

Birçok kız çocuğu büyürken hayatını kurmayı değil, hayatını birinin kurmasını beklemeyi öğreniyor.

Oysa gerçek hayat masallardan çok farklıdır.

Hiç kimse gelip bir kadına hayal ettiği hayatı altın tepside sunmaz.

Hiç kimse bir başkasının kaderini inşa etmek için gönderilmiş değildir.

Bir kadının en büyük yanılgılarından biri, hayallerini kurduğu hayatı bir erkeğin yaratmasını beklemesidir.

Oysa hayat bekleyenlere değil,

harekete geçenlere kapı açar.

Toplumda hâlâ birçok genç kızın hayali aynı kalıba sıkıştırılıyor.

İyi bir gelin olmak.

İyi bir evlilik yapmak.

Bir hayatın parçası olmak.

Ama asıl soru şu:

Bir kadının hayali neden sadece birinin hayatına dahil olmak olsun?

Neden kendi hayatının mimarı olmasın?

Neden kendi yolunu çizen, kendi kararlarını alan, kendi ayakları üzerinde duran biri olmasın?

Masalların hüzünlü prensesleri olmaya gerek yok.

İstediğiniz hayatı bekleyerek değil,

söke söke alarak kurabilirsiniz.

Asıl Güç Nerede?

Dünya nüfusunun yarısı kadın.

Ama işin daha çarpıcı bir tarafı var.

Dünyanın diğer yarısını da yine kadınlar yetiştiriyor.

Bir düşünün…

Bir çocuğun ilk öğretmeni kimdir?

Annesi.

Bir toplumun karakteri nerede şekillenir?

Evde.

İşte bu yüzden kadın sadece birey değildir.

Kadın aynı zamanda bir toplumun geleceğidir.

Bu sorumluluğun ne kadar büyük olduğunu gerçekten fark ediyor muyuz?

Dantel Değil, Gelecek Örelim

Yıllarca kız çocuklarına öğretilen hayaller çok sınırlıydı.

Dantel örmek.

Gelin olmak.

Bir ev kurmak.

Ama artık başka bir çağdayız.

Bugün kız çocuklarına öğretilmesi gereken şey dantel değil.

Eğitimdir.

Düşünmektir.

Sorgulamaktır.

Kendi ayakları üzerinde durabilmektir.

Gelin olma hayaliyle büyüyen kızlar değil,

okuyan, düşünen, üreten, güçlü kadınlar yetiştirmek zorundayız.

Ve aynı zamanda…

Kadına saygı duyan,

kadının değerini bilen,

eşitliği anlayan erkekler yetiştirmek zorundayız.

Bir toplumun gelişmişliği gökdelenlerle ölçülmez.

Bir toplumun medeniyeti,

kadının o toplumdaki yeriyle ölçülür.

Kadın güçlü ise toplum güçlüdür.

Kadın özgür ise toplum özgürdür.

Kadın eğitimli ise gelecek aydınlıktır.

Başka bir yol yok.

Gerçek ilerleme,

kadının kendi hayatının öznesi olduğu gün başlar.

Ve o gün geldiğinde…

Beyaz atlı prenslere ihtiyaç kalmaz.

Çünkü kadınlar, kendi hayatlarının kahramanı olmayı öğrenmiş olur.