Türk Milli Takımı, Dünya Kupası hayaline beklenenden çok daha erken veda etti. Üstelik yalnızca elenmedik; turnuvaya en erken veda eden takımlardan biri olduk. Federasyon Başkanı’nın da söylediği gibi, “kenar mahalle ülkeleri” olarak görülen takımlar bile bizden sonra elendi. Hatta aralarında devam edenleri de var! Mesela Uruguay ve Avusturalya bizim başkana göre “kenar mahalle takımı” İşte asıl can yakan tablo bu.
Ancak beni asıl rahatsız eden saha sonuçlarından çok, teknik direktör Vincenzo Montella’nın tavırları oldu. İstifa’yı duyunca çılgına dönüp tersleyen İtalyan inadından da vazgeçmiyor. Forvetsiz Türkiye onun hayali olabilir ama bizim hayalimiz değil.
Aylar boyunca eleştirilen tekdüze futbol anlayışı, inatla değişmeyen oyuncu tercihleri, kendini güncelleyememesi ve en önemlisi eleştiriye karşı gösterdiği tahammülsüzlük, sonunda Türk Milli Takımı’nın da sonunu hazırladı.
Buna rağmen maç sonunda yine kendisini haklı göstermeye çalıştı. Uzatmaların son saniyelerinde gelen şans golünü adeta bir zafer gibi sunarak Türk milletine meydan okuyan bir tavır sergiledi. Oysa sen bu takımın hocasısın. Önce yaptığın tercihlere, sonra oynattığın futbola, ardından da üçüncü golden sonraki sevincine dönüp bir bakman gerekmez mi?
İnsan biraz mahcup olur.
Kaan Ayhan’ın golden sonraki hareketi de bence Türk futbol kamuoyuna verilmiş yanlış bir mesajdı. Peki ne bekliyordunuz? Kendinizden kat kat zayıf rakiplere puan kaybettikten sonra herkesin çıkıp “Harikaydınız.” demesini mi?
İstatistiklerle gerçekleri gizleyemezsiniz.
“63 şut attık.” diyebilirsiniz. Ama bunların yalnızca 13’ü kaleyi buldu ve yine de mağlup oldunuz. Bugün ise sadece 9 şutta 3 gol geldi. Demek ki mesele şut sayısı değil, şutun kalitesi. Orta sahadan gelişigüzel vurulan toplarla istatistik şişirmek futbol değildir. Futbolda önemli olan nicelik değil, niteliktir. Ne yazık ki Montella ise her veriyi kendi lehine yorumlayacak kadar kurnaz davranıyor.
Buna karşın Arda Güler ve Orkun Kökçü’nün maç sonu açıklamaları Türk halkının yüreğine su serpti. Sorumluluk alan, taraftarın üzüntüsünü paylaşan ve “Bir dahaki sefere daha iyisini yapacağız.” hissi veren açıklamalardı.
Ama aynı samimiyeti Montella’da göremedik.
Bir teknik direktör nezaketen de olsa özür dilemeyi bilmelidir. Çıkıp “Bu sorumluluk bana ait.” diyebilmelidir. Bunun yerine yine kaçamak cevaplar verdi, eleştirileri küçümsedi ve sonunda “Merak etmeyin, bir daha 24 sene beklemeyeceğiz.” diyerek adeta herkese laf sokmaya çalıştı.
Oysa insanlar cevap bekliyordu, ironi değil.
Kadro tercihleri ise ayrı bir tartışma konusu.
Hak eden birçok genç oyuncu dışarıda bırakılırken; Kaan Ayhan, Samet Akaydın ve Çağlar Söyüncü gibi uzun süredir eleştirilen isimlerde ısrar edilmesi adalet duygusunu zedeledi. Formayı performans değil, aidiyet belirliyormuş görüntüsü oluştu. Böyle olunca da insanlar “Bu seçimler gerçekten futbol kriterleriyle mi yapılıyor?” diye sormadan edemiyor.
Amerika karşısındaki galibiyet bile aslında bu gerçeği değiştirmiyor. 90+8’de gelen gol olmasa bugün çok farklı şeyler konuşuyor olacaktık. O maç 2-2 bitseydi Montella yine aynı açıklamaları mı yapacaktı? Büyük ihtimalle evet.
Sorun bir maç kazanıp kaybetmek değil.
Sorun, güçlü rakiplere karşı uygulanması gereken oyun planını zayıf rakiplere de aynı şekilde oynatmak. Sorun, kenar oyuncularını forvete çekerek verimlerini düşürmek. Sorun, hücum planını orta sahadan rastgele şut atmaya indirgemek ve savunmada sürekli aynı hataları tekrar etmek.
Bu jenerasyon Türk futbolunun uzun yıllardır yakaladığı en değerli oyuncu grubuna sahip.
Böylesine özel bir neslin, değişime kapalı bir teknik adamın inadı uğruna heba edilmesine izin verilmemeli.
Berke Özer, Aral Şimşir gibi yetenekler ve Adil Demirbağ gibi güncel performansı yükselmiş isimler Samet’lerin yerini almalı.
Hakan Çalhanoğlu’nun milli takım kariyerini noktalaması da yeni bir dönemin habercisi olabilir. Artık milli takımda forma rekabeti yeniden oluşturulmalı, isimler değil performans konuşulmalı. Hiç kimsenin forması garanti olmamalı.
Çünkü bu arma, kimsenin kişisel alanı değildir.
Türk Milli Takımı, Türk milletinindir.
Umarım bundan sonraki süreçte kişisel egoların değil, liyakatin ve futbol aklının konuştuğu bir milli takım izleriz. Çünkü bu ülke, sahip olduğu potansiyelin çok daha fazlasını hak ediyor.
MAÇIN ÜÇLÜSÜ
Arda Güler - Ozan Kabak - Orkun Kökçü