Günümüzün en prestijli ve rağbet gören klasik müzik festivallerinden biri olarak uluslararası alanda tanınan VERÃO CLÁSSICO, Lizbon'un kültür tarihindeki en sembolik mekanlardan biri olan Thalia Tiyatrosu, 22 Temmuz ile 1 Ağustos tarihleri ​​arasında, uluslararası sahnenin en seçkin sanatçılarını ve dünyanın dört bir yanından yeni nesil genç yetenekleri bir araya getiren on konsere ev sahipliği yaptı.

Bu önemli etkinliğin tanıkları arasında müzisyen arkadaşım Sevgili Günsu Özkarar da vardı ve festivalin Sanat Direktörü Filipe Pinto-Riberio’yla değerli bir röportaj gerçekleştirdi. Böyle önemli bir müzik adamıyla, klasik müziğin bugünü, geleceği, genç müzisyenlerin sanat dünyasındaki yeri, festival fikrinin ardındaki yaklaşım ve uluslararası bir müzik organizasyonunu şekillendiren bakış açısı üzerine yaptığı söyleşiyi benimle paylaştığı için kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum.

Aşağıda, Günsu’nun soruları ve Riberio’nun yanıtlarını, Günsu’nun kalemine ve anlatımına sadık kalarak olduğu gibi aktarıyorum.

Lizbon’a geldiğim ilk hafta kendimi şehrin en prestijli klasik müzik festivallerinden birinde buldum. Bir müzisyen olarak, önce farklı ülkelerden gelmiş hocalarla düzenlenen workshoplara dinleyici olarak katıldım sonra 9 gece gerçekleşen konserlere gittim. Ardından 11 yıldır düzenlenen festivalin Sanat Direktörü Filipe Pinto-Riberio’ya merak ettiklerimi sordum.

Keyifli okumalar…

Festival, 2015 yılında kuruluşundan bu yana sürekli gelişiyor. Geriye dönüp baktığınızda, bu fikir ilk nasıl ortaya çıktı ve yıllar içinde festivalin kimliğini şekillendiren başlıca dönüm noktaları neler oldu?

VERÃO CLÁSSICO, basit ama iddialı bir fikirden doğdu: Portekiz'de, olağanüstü yetenekli genç müzisyenlerin dünyanın önde gelen sanatçılarıyla sanatsal mükemmeliyet, cömertlik ve karşılıklı ilham atmosferinde yakın çalışma fırsatı bulabilecekleri uluslararası bir akademi ve festival oluşturmak.

2015'te ilk festivalimizi başlattığımızda amacımız yalnızca ustalık sınıfları düzenlemek değildi; eğitim, sahne performansı ve öğrenmenin birbirinden ayrılmaz olduğu gerçek bir sanatsal topluluk inşa etmekti. En başından beri öğrencilerin sadece derslere değil; provalara, oda müziği çalışmalarına, konserlere ve hayranlık duydukları sanatçılarla samimi sohbetlere de katılmalarını istedik.

Yıllar içinde festival istikrarlı bir şekilde büyüdü. Kırktan fazla ülkeden katılımcıyı ağırladık, uluslararası üne sahip profesörlerden oluşan güçlü bir akademik kadro oluşturduk, konser serimizi genişlettik ve genç müzisyenlere yönelik TalentFest konserlerini hayata geçirerek onların deneyimli sanatçılarla aynı sahneyi paylaşmalarını sağladık.

Belki de en önemli dönüm noktası ise eski öğrencilerimizin başarılı profesyoneller olarak festivale geri döndüğünü görmek oldu. Böylece festivalin ruhunu yansıtan, giderek büyüyen uluslararası bir ağ oluştu.

Seçkin konser piyanistliği kariyerinizin yanı sıra festivalin sanat direktörlüğünü de yürütüyorsunuz. Daha önce benzer sanatsal liderlik görevleri üstlendiniz mi? Hem icracı hem de küratör olarak sanatsal vizyonunuzu ve festivalin genel organizasyonunu hangi ilkeler yönlendiriyor?

Sanat yönetimi uzun yıllardır meslek hayatımın önemli bir parçası. VERÃO CLÁSSICO'nun yanı sıra Festival de Música dos Capuchos ve Bragança ClassicFest festivallerinin de kurucusu ve sanat yönetmeniyim. Ayrıca müziği bilim, edebiyat, felsefe ve görsel sanatlarla buluşturan disiplinlerarası projeler geliştirdim.

Hem icracı hem de küratör olarak, sanatsal programlamanın bir hikâye anlatması gerektiğine inanıyorum. Bir festival yalnızca arka arkaya mükemmel konserler sunmamalı; dinleyicileri ve katılımcıları entelektüel ve duygusal bir yolculuğa davet etmelidir.

Aynı yaklaşım VERÃO CLÁSSICO Akademisi için de geçerli. Teknik mükemmeliyet temel bir gereklilik olsa da yalnızca başlangıçtır. Merak duygusunu, oda müziğini, iş birliğini, tarihsel farkındalığı ve sanatsal hayal gücünü teşvik ediyoruz. Sonuçta müzik; iletişimin, cömertliğin ve ortak deneyimin dilidir.

Festivali Lizbon'da kurmanıza ilham veren neydi? Şehir, festivalin sanatsal atmosferine ve uluslararası kimliğine nasıl katkıda bulunuyor?

Lizbon, kültürlerin buluştuğu olağanüstü bir şehirdir. Zengin müzik mirasını, dünyanın dört bir yanından sanatçıları ve öğrencileri doğal olarak kendine çeken açık fikirli yapısıyla birleştiriyor.

Pek çok katılımcı için Lizbon'a gelmek, ustalık sınıflarına katılmaktan çok daha fazlasını ifade ediyor. Tarih, ışık, mimari ve kültürel çeşitlilikle dolu bir şehir keşfediyorlar. Bu atmosfer diyaloğu, yaratıcılığı ve dostluğu teşvik ediyor.

Festival, gerçek anlamda uluslararası kimliğini korurken aynı zamanda Lizbon'un yaz kültürünün ayrılmaz bir parçası hâline geldi.

Eğitmen kadrosu festivalin başarısında önemli bir rol oynuyor. Her yıl profesörleri ve konuk sanatçıları seçerken hangi özelliklere öncelik veriyorsunuz?

Sanatsal mükemmeliyet elbette vazgeçilmezdir; ancak tek başına yeterli değildir.

En iyi eğitmenler, olağanüstü müzisyenliklerini cömertlik, merak ve genç sanatçıların kendi sanatsal kimliklerini geliştirmelerine duydukları samimi istekle birleştiren kişilerdir.

Ayrıca birlikte çalışmaktan keyif alan profesörleri tercih ediyorum. VERÃO CLÁSSICO'nun en büyük güçlü yanlarından biri, eğitmenler arasındaki olağanüstü atmosferdir. Birbirlerinin konserlerini dinliyor, birlikte prova yapıyor, fikir alışverişinde bulunuyor ve öğrenciler için ilham verici bir ortam oluşturuyorlar.

Teknik eğitimin ötesinde, atölyeler genç müzisyenlere neler kazandırıyor? Festival boyunca onların sanatsal ve kişisel gelişimine nasıl tanıklık ediyorsunuz?

Akademi, başka yerde kolay kolay bulunamayacak bir deneyim sunuyor: tam anlamıyla sanatsal bir yoğunlaşma.

İki hafta boyunca öğrenciler tamamen müziğin içinde yaşıyor. Derslere, konserlere, provalara ve oda müziği çalışmalarına katılıyor; aynı zamanda arkadaşları ve profesörleriyle sürekli fikir alışverişinde bulunuyorlar.

En büyük değişim çoğu zaman teknik seviyelerinde değil; sanatsal özgüvenlerinde, müzikal meraklarında ve müzik aracılığıyla iletişim kurmanın ne anlama geldiğini kavrayışlarında yaşanıyor.

Burada pek çok ömür boyu sürecek dostluk ve profesyonel iş birliği doğuyor.

Festival yıllar içinde sadık bir dinleyici kitlesi oluşturdu mu, yoksa her seferinde yeni dinleyicilere de ulaşmaya devam ediyor musunuz? Sizi en çok etkileyen geri dönüşler neler oldu?

Neyse ki ikisi de.

Her yaz geri dönen son derece sadık bir dinleyici kitlesi oluşturduk. Bununla birlikte her festivale ilk kez gelen çok sayıda dinleyiciyi de ağırlıyoruz.

Beni en çok etkileyen geri bildirimler ise festivalin, dinleyicilerin hem usta sanatçılara hem de genç müzisyenlere alışılmadık derecede yakın hissettikleri bir yer olarak tanımlanması oluyor. Pek çok kişi burada yalnızca olağanüstü performanslar değil; aynı zamanda cömertlik, coşku ve sanatsal keşif dolu bir atmosfer yaşadığını söylüyor.

Bir festivalin sürdürülebilirliği güçlü iş birliklerine bağlıdır. Başlıca destekçileriniz kimler ve sponsorlarınız ile kurumsal ortaklıklarınız festivalin başlangıcından bu yana nasıl gelişti?

Bağımsız her kültür projesinde olduğu gibi VERÃO CLÁSSICO da güçlü kurumsal ortaklıklara ve kamu desteğine dayanıyor.

Yıllar boyunca yalnızca konserlere değil, müzik eğitimi ile gelecek nesil müzisyenlerin gelişimine yatırım yapmanın önemini kavrayan kurumlarla çalışma şansına sahip olduk. Bunlar arasında Lizbon Belediyesi, Portekiz Kültür Bakanlığı ve Millennium bcp Vakfı da yer alıyor.

Festival sanatsal kalitesini, uluslararası itibarını ve eğitsel etkisini kanıtladıkça bu iş birlikleri de giderek daha sağlam hâle geldi.

Gelecek yılın eğitmen kadrosu şimdiden kesinleşti mi? Dinleyicileri ve katılımcıları nelerin beklediğine dair ipuçları paylaşabilir misiniz?

Evet. Şimdiden gelecek edisyon üzerinde çalışıyoruz ve uluslararası alanda tanınmış birçok müzisyen ve profesör katılımını doğruladı.

Programı zamanı geldiğinde açıklamayı tercih etsem de dinleyicileri ve katılımcıları yine olağanüstü bir eğitmen kadrosunun, ilham verici oda müziği konserlerinin ve yeni sanatsal iş birliklerinin beklediğini söyleyebilirim.

Hedefimiz her zaman önceki edisyonların üzerine koyarken hem öğrencileri hem de dinleyicileri şaşırtmaya devam etmek.

Geleceğe baktığınızda, festivali on yıl sonra nerede görüyorsunuz? Uluslararası klasik müzik dünyasında nasıl bir miras bırakmasını istersiniz?

Umarım on yıl sonra VERÃO CLÁSSICO, Avrupa'nın önde gelen yaz akademileri ve festivallerinden biri olarak anılmaya devam eder.

Ancak bundan da önemlisi, şekillenmesine katkıda bulunduğu insanlar sayesinde hatırlanmasını isterim.

Eğer geleceğin müzisyenleri dönüp baktıklarında bu festivalin müziğe bakış açılarını değiştirdiğini, ömür boyu sürecek sanatsal dostluklara ilham verdiğini ya da kariyerlerinin kritik bir döneminde onlara güven kazandırdığını söylerlerse, gerçekten anlamlı bir şey başarmış olacağumuza inanırım.

Sonuçta en büyük mirasımız konserlerin kendisi değil; her festival sona erdikten sonra bile yaşamaya ve büyümeye devam eden sanatçılar, fikirler ve insani ilişkiler olacaktır.