Fenerbahçe dün akşam sezonun açılış maçında, Gençlerbirliği karşısındaydı ve ortaya çıkan tablo, skor ne olursa olsun sarı-lacivertli taraftarları derinden düşündürecek türdendi.
Maçın özetini yaparken aklıma ilk gelen cümle şu oldu: “Fenerbahçe’de başka bir oyuncu gol atsa hayli şaşardık sanırım!” Zira oynanan oyunun içinde bireysel çabalardan başka bir şey göremedik.
Maça hızlı başlayan taraf kesinlikle Fenerbahçe’ydi. İlk yarım saatte topun mutlak hâkimiydiler. Ancak bu hâkimiyet, ne yazık ki sadece pas istatistiklerine yansıyan bir görüntüden ibaretti. Tempolu, dikine ve akıcı bir oyun yoktu. Düşük ritimde yapılan pas trafiği, rakibin sahasına girmekte zorlanan bir görüntü sergiliyordu. Gençlerbirliği ise Metin Diyadin farkıyla sahadaydı. Mütevazı kadrosuna rağmen disiplinli duruşu ve cesaretli oyunuyla dikkat çekiyordu.
İşte oyunun kırılma anı, Fenerbahçe’nin kendi yarı sahasında yaptığı bireysel hataydı. Ake ve Guendouzi’nin ortak hatasında topu kapan Ensar Kemaloğlu ile başlayan Gençler atağı, Franco Tongya ile buluştu ve skor 1-1’e geldi. Bu gol, sadece beraberliği getirmekle kalmadı; Fenerbahçe’nin tüm oyun dengelerini de alt üst etti. İlk yarım saatte etkili olan Oğuz, Levent ve Asensio adeta sahadan silindi.
İkinci yarının başında gelen bir diğer Gençlerbirliği golü ise İsmail Kartal’ı adeta çaresiz bıraktı. Hocanın elinde ne kadar ofansif oyuncu varsa sahaya sürmesinin bir anlamı yoktu çünkü o an karşısında ilk yarım saatteki pasif Gençlerbirliği değil, skor avantajını korumayı başaran inatçı bir ekip vardı. Asensio, Talisca ve İrfan Can’ın birlikte oynadığı bir yapının savunma güvencesi sağlaması beklenemez. İşte bu teşhisim, dün kısıtlı kadroya sahip Gençlerbirliği karşısında bir kez daha doğrulandı. Topa sahip olmakla oyunu kontrol etmek arasındaki devasa uçurumu bir kez daha acıyla gözlemledik.
İsmail Kartal’ın önümüzdeki zorlu Lyon maçını düşünerek rotasyon yapmasına itirazım yok. Ancak tercihlerin bu denli yanlış olması ve oyuncu profillerinin uyumsuzluğu, takımı üretkenlikten uzaklaştırıyor. Sahada sadece topa sahip olan ama ne pozisyon üretebilen ne de oyunun temposunu belirleyebilen bir Fenerbahçe izledik.
Özetle; Fenerbahçe’nin devşirme bir kadroyla değil, gerçek bir oyun felsefesiyle sahada olması gerekiyor. Aksi takdirde ne kadar yıldız oyuncu olursa olsun, bu takımın başına gelen sürpriz puan kayıpları kaçınılmaz olur. Gençlerbirliği ise Metin Diyadin gibi bir kurtarıcıya sahip olduğu için şanslı. Peki ya Fenerbahçe? Onların kurtarıcısı kim olacak?