Türkiye’de futbol heyecanı yeniden yükseliyor. Yeni sezonun başlamasına sayılı günler kaldı. Kulüpler birbiri ardına transfer açıklıyor, sosyal medya hesapları yeni yıldızların videolarıyla dolup taşıyor, taraftarlar ise büyük umutlarla gelecek sezonun hayalini kuruyor.

Ancak bu coşkunun ortasında sorulması gereken önemli bir soru var: Bu paralar nereden geliyor?

Her transfer döneminde benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. Milyonlarca dolarlık bonservisler, astronomik maaşlar ve kamuoyuna “transfer bombası” olarak sunulan imzalar... Ekonomik zorlukların konuşulduğu, kulüplerin borç yüklerinin sürekli gündeme geldiği bir ortamda yapılan bu harcamalar ister istemez dikkat çekiyor. Çünkü sahada başarı arayışı ne kadar doğalysa, bu başarının mali kaynağını sorgulamak da o kadar doğal.

Türk futbolu uzun yıllardır pahalı transferlerle kısa vadeli başarı elde etmeye çalışıyor. Ancak sonuçlara baktığımızda ortaya çok parlak bir tablo çıktığını söylemek zor. Avrupa kupalarında istikrarlı başarılar sınırlı kalırken, birçok yabancı oyuncu beklentilerin altında performans gösteriyor. Daha da önemlisi, kulüpler her sezon yeni transferlerle gündeme gelirken, altyapı yatırımları ve uzun vadeli planlamalar çoğu zaman ikinci planda kalıyor.

Bu noktada “futbolcu mezarlığı” benzetmesi sert gelebilir ama tamamen haksız da sayılmaz. Kariyerinin son dönemine yaklaşmış birçok futbolcu için Türkiye, yüksek maaşların ödendiği son duraklardan biri hâline geliyor. Büyük törenlerle karşılanan, havalimanlarında binlerce taraftarın sevgi gösterileriyle karşılaştığı isimlerin önemli bir kısmı, birkaç ay sonra eleştirilerin odağına yerleşiyor. Bir zamanlar özel uçaklarla getirilen futbolcuların sezon sonunda sessiz sedasız tarifeli uçaklarla ülkeden ayrılması artık alışılmış bir manzara hâline geldi.

Elbette her transfer başarısız olmuyor. Türk futboluna önemli katkılar sunan, değerini artıran ve kulüplerine ekonomik kazanç sağlayan oyuncular da var. Ancak genel tabloya bakıldığında, yapılan harcamalar ile elde edilen sportif ve ekonomik getiriler arasında ciddi bir dengesizlik olduğu görülüyor. Bu durum da ister istemez kulüplerin mali yapılarını daha kırılgan hâle getiriyor.

Asıl mesele transfer yapmak değil; doğru transfer yapmak. Bir oyuncunun maliyeti kadar, kulübe sağlayacağı katkının da hesaplanması gerekiyor. Bugün birçok Avrupa kulübü genç yetenekleri keşfederek, geliştirerek ve satarak ekonomik bir model oluştururken, Türk futbolu hâlâ büyük isimlerin peşinde koşarak günü kurtarmaya çalışıyor görüntüsü veriyor.

Yeni sezon öncesinde taraftarların heyecanını anlamak kolay. Futbol biraz da hayal satma sanatıdır. Ancak bu hayallerin sağlam bir ekonomik zemine oturması gerekir. Aksi hâlde bugün alkışlarla karşılanan transferler, yarın kulüplerin omuzlarındaki yeni yükler hâline gelebilir.

Bu nedenle her transfer döneminde aynı soruyu sormaya devam etmek gerekiyor: Bu paralar nereden geliyor? Çünkü bu sorunun tatmin edici bir cevabı verilmeden, Türk futbolunun sürdürülebilir bir başarı hikâyesi yazması oldukça zor görünüyor.