Bahçemde beslediğim bir dişi tekir var. Annesi; kardeşleriyle beraber, bir gün sıkılıp hepsini bana bırakıp gitti. Bebeklere ben baktım, besledim büyüttüm.
Şimdi o tekir; bir kaç ay evvel anne oldu. 3 bebekle beraber bahçemde yaşıyor. 1 oğlan 2 kız. Dünya tatlısı bebekler. Anneleri başlarından ayrılmıyor, hâlâ süt veriyor. Koruyup kolluyor. Diğer kedilerle kavgaya giriyor, sırf bebeklerine yaklaştı diye. Bebeklerine hayatı öğretiyor. Avcılığı öğretiyor. Ağaçlara tırmanmayı öğretiyor. Yemek nasıl bulunur, onu öğretiyor. Korunmayı, kaçmayı öğretiyor. Hayata hazırlıyor. Bu satırların herhangi bir yerinde, baba yok. Hamilelikte de yoktu, zorluk çekerken. Doğurduğunda da yoktu. Her şeyi tek başına yapıyor. Kediler böyle.
Hayvanlar alemi; bu konuya farklı şekillerde bakıyor. Bebeklere tek başına bakan anne de var, babayla dönüşümlü bakan da.
Kuğular, flamingolar, güvercinler, kartallar, penguenler, leylekler, kurtlar, kunduzlar, tilkiler, gibonlar; hayvanlar aleminin örnek aileleri. Onlar anne baba olarak, sorumluluğu paylaşıyor. Ne yapılacaksa; beraber yapıyorlar. Yuva mı yapılacak? Bebekler mi korunacak? Hayat mı öğretilecek? İnsanın içinden “ya size bunu kim öğretti canlarım?” diye sorası geliyor. İnsanlar bile layıkıyla yapmazken…
İnsanlar, birlikte ebeveynlik yapan memeliler arasında yer alır. Yani öyle diyelim, öyle olsun. Evrimsel biyoloji çalışmalarına göre memelilerin yalnızca yaklaşık %5–10’unda erkek, yavru bakımına düzenli ve aktif biçimde katılır. Buna karşılık kuşların büyük çoğunluğunda yavru büyütme anne ve babanın ortak sorumluluğudur. Hayvanlar alemi muhteşem…
Geçen gün sosyal medyaya yine bir “dert yanma” videosu düştü. Bir hanımefendi, mutfakta iş yaparken videoya kaydediyor kendini ve başlıyor anlatmaya. Artık hiç yalnız kalamadığından bahsediyor. Her yerde çocuklarıyla bulunması gerektiğinden hatta tuvalete bile giderken yalnız kalamadığından bahsediyor. Tek başıma birşey yapamıyorum ve artık deliricem diye dert yanıyor.
Böyle anların birinde de, kocası çocukları alıp dışarı çıkarıyor. Peki hepsi dışarı çıkınca kadın ne yapıyor dersiniz? Arkadaşlarını eve doldurup parti veriyor? Hayır tabii ki! Mutfak tezgahını temizlerken video çekiyor, sesi ağlamaklı. İstese parti vermek de hakkı iken, tek başına temizlik yapıyor.
Tüm çocuk sahibi anneler anladı ve gözleri yaşlı izledi o videoyu. Video kısa bir yardım çığlığı idi aslında. Hepimiz anladık. Uzmanların söylediğine göre doğumdan sonraki lohusalık sendromu, yıllar sürebilirmiş. Duygusal dengesizlikler, sürekli gerginlik, ağlama nöbetleri, kendini beğenmeme, hayatı sorgulama, uykusuzluk, zayıflık, şişmanlık, saç dökülmesi, depresyon ve daha bir çok şey.
Ve bunların tamamı için hep kendini suçlamak… yetersiz hissetmek.
Bu hikayede de baba var ama bazen yok. Aslında baba; baştan sona, ortadan ileriye her yerde olmalı. Ama geleneksel babalık buna engel oluyor. Babalar çalışıyor, eve yorgun geliyor. Dinlenmek için eve geliyor. Televizyon seyredip uyumak ve bir sonraki güne hazır olmak istiyor.
Çocuk bakımına bir katkı sunmak istemiyor. Belki sadece birkaç dakika kucağında tutsa bebeğini ve kadın huzurla bir banyo yapabilse; her şey harika olacak. Evet kadın için 3-4 dakikalık huzurlu sıradan bir duş, muhteşem bir etkiye sahip olabilir.
Zaten bebeği emzirmek anneye ait. Tüm gün detaylı bakımı da yine öyle. Çocuklar 1 yaşına kadar, annelerini kendi bir uzvu sanarlarmış. Her ağladığında, her başını çevirdiğinde yanı başında çünkü. Fiziki olmayan bir bağlılık. Bağımlılık. O yüzden yeni doğum yapmış anneler, bebeklerini güvenli bir yere bırakmış olsa bile; saatlik ayrılıkları bile kabullenemez. Biz biriz çünkü. Karından, yan yanalığa biriz.
Bunu kadınlar olarak biliyoruz zaten. Hepsini bilerek kabul ediyoruz. Tüm acıları unutup, bir çocuk daha yapmayı istememiz de bundan. Unutup, güzel şeyleri hatırlıyoruz.
Ama bu arada her şeyi halledebiliyor olmamız, anne olarak destek almayı istemiyeceğimiz anlamına gelmiyor. Baba olarak doğumla beraber, bu küçük buruşuk, size bağımlı canlıları belki de hemen kabullenemiyorsunuz. Belki de ilk “baba” seslenişini duymadan bunu anlayamıyorsunuz. Belki de… ama desteğinizi esirgemeyin.
Bebeklikte o sizi göremediği gözleri, netlik kazanana kadar, duyguyu hissettirin çocuğunuza. Yakın olun. Mamasını yedirin, üstü kirlenmişse değiştirin. Uyutun. Sevin. Sesinizi duysun, kokunuzu tanısın. Bunlardan korkmayın çünkü biz de bu işte yeniyiz.
Kadınlar bu zorlu süreci atlatırken, bazen yara alır. Eski tanıdığınız kadın olamaz, bambaşka birine dönüşür. Bunu atlatması, size bağlı. Destek değil, baba olun.
Sevgi neydi? Sevgi emekti.
Tekrar görüşelim