Bugün de ağrısız uyandın. Çok şükür. Rahat bir yatakta uyandın. Bu gün cumartesi.
Kimse seni zorla uyandırmadı, kendi isteğinle uyandın.
Yatakta biraz şımarttın kendini, oyalandın. Mecbur değilsin, hemen kalkma.
Evde bir sessizlik hakim. Herkes birbirine saygı gösteriyor, kimse gürültü yapmıyor. Belki de herkes uyuyor.
Mutfaktan harika kokular geliyor. Komşu mutfaktan geliyordur diye endişe ediyorsun. Hemen mutlu olmuyorsun, kursağında kalmasın.
Komşu mutfaktan gelmiyor kokular, öz be öz kendi mutfağın, çok şükür.
En sevdiğin öğün kahvaltı, senin için hazırlanıyor.
Arkalı önlü kızartılmış bir omlet… sert bir peynir, lezzetli bir domates ve salatalık. Yanında yeşil çay… her şey tamam. Çok şükür.
O güzel ses herkesi kahvaltıya çağırıyor. Uyanıksın ve perde rüzgarla aralanmış, güneş gözüne vuruyor. Ellerini yüzünü yıkayıp, masaya geçiyorsun herkesle beraber. O basit masa, misler gibi kokuyor. Paha biçilemez bir görüntü. Para versen alamazsın. Çok şükür.
Sağlıkla afiyetle yedin. Sen en geç tabağını bitirensin. Sen kalkana kadar, sofra toplandı bile. Az şekerli Türk kahven yapıldı. Çok şükür.
Hoş sohbetten sonra artık gezme vakti. Yürüyüş ayakkabıları giyildi. Yakındaki ormana nefes almaya gidiliyor. Derin derin nefes alıyorsun, sanki daha evvel hiç almamışsın gibi. Ormanda bin çeşit bitki kokusu geliyor. En çok kekik kokusu geliyor. Biliyorsun ki kekik öyle durduk yere kokmaz. Hemen peşinden bir kaç çan sesi geliyor. Kekiklerin ziyaretçileri var, keçiler gelmiş. Kulaklarını dikip, dikkatle sana bakıyorlar gözlerini devirip. Sonra zarar vermeyeceğini anlayınca, dağ kekiklerini yemeye devam ediyorlar, çok şükür.
Üç dört kilometrelik parkurdan sonra; yürüyüşü ormanın içindeki kahvecide sonlandırıyorsun. Etraf sessiz. Ilık bir rüzgar esiyor. O rüzgar, yaprakların arasından geçerken hışırtılar çıkarıyor. Dünyanın en güzel gürültüsü. Bir kedi ayaklarına dolanıyor. Az ilerde bir sokak köpeği keyfine bakıyor. Kuş cıvıltıları, ortamın ne kadar güvenli olduğunu adeta ispatlıyor. Çok şükür.
Bol bol yeşile baktıktan sonra, artık yola çıkma vakti. Eve dönüş yolu, daha da güzel. Rüzgar bu kez daha aşağıdan esiyor, kurumuş yaprakları havalandırıyor. Bir kaplumbağa yolun karşısına geçmeye çalışıyor. Yolda araba yok, gayet güvenli. Aşağıdaki derenin yavaş da olsa akışının sesi kulaklara geliyor. Kuşlar mola vermişler, su içiyorlar. Çok şükür.
İşte eve geldin. Sen yokken dostların gelmiş, sürpriz yapmışlar. Bu gün güzel geçecek. Gülüp eğlenilecek. Geldiklerinde ilk işleri, bahçede baktığın kedileri sevmek oluyor. Etrafındakiler de senin gibi, çok şükür.
Akşam oldu, artık çok yoruldun. Mutlu bir yorgunluk. Sevdiklerin yanında. Huzur, sen talep etmesen de sende. Kötülük sana yaklaşamıyor. Çünkü safları sıklaştırdın. Çok şükür.
Yatmadan önce çarşafları değiştirdin. Temizliğin kokusu odaya yayıldı. Yastıkları kabarttın. Ve artık huzurla uyku vakti.
Kimseyi üzmedin.
Kimsenin yarası olmadın.
Haksızlık yapmadın.
Çalmadın.
Kötülük için uğraşmadın.
Çok şükür.
Artık rahatça uyuyabilirsin.
Tekrar görüşelim.
Didem Dede