“Benim hayatımı yargılamadan önce, benim ayakkabılarımı giy ve benim geçtiğim yollardan geç. Ancak ondan sonra beni yargılayabilirsin."

Bu söz halk arasında yaygın olarak Kızılderili atasözü veya bazen de Hz. Mevlana'nın sözü olarak bilinir. Ancak çoğunlukla anonim kabul edilir. Bu düşünce yani "birinin ayakkabılarıyla yürümek" (walk a mile in my shoes) düşüncesi ilk kez Mary T. Lathrap'in 1895 yılında yazdığı bir şiirde ve benzer halk deyişlerinde yer aldı.

Bu söz, bir insanı eleştirmeden veya yargılamadan önce onun neler yaşadığını anlamamız gerektiğini söyler.
Bu derin ifade şunu anlatır:
Başkasının zorluklarını ve acılarını bilmeden konuşmamak önemli.
Herkesin hayat yolu ve mücadelesi birbirinden farklı.
Gerçek bir anlayış, ancak başkasının yerine kendimizi koyduğumuzda başlar.

Edebiyat dünyası ve felsefede bu söz, şöyle yer buluyor;

Bir insanı anlamak istiyorsan, onun derisinin altına girip orada öylece dolaşmalısın."
– Harper Lee (Bülbülü Öldürmek)

"Başkalarının acılarını paylaşmayanlar, kendi acılarına da ortak bulamazlar."
– Cicero

"Empati, başkasının gözüyle görmek, başkasının kulağıyla duymak ve başkasının kalbiyle hissetmektir."
– Alfred Adler

“Sana nasıl davranılmasını istiyorsan, başkalarına da öyle davran."
– Konfüçyüs

"Karşındakinin ne hissettiğini anlamadan önce, kendi haklılığından vazgeçmelisin."
– Doğan Cüceloğlu

Canım Cüceloğlu. Ne güzel söylemiş! Önce kafandaki “kendi haklılığından” vazgeçmelisin. Olabilir mi? Mümkün mü? Çok zor. Herkes yapamaz. Bunun için bence olgunluk şart. İnsan olmayı becermek şart. Merhamet şart.

Sen ne biliyorsun ki…
Ne yaşandığını…
Ne hissedildiğini…
Ne söylendiğini…
Ne duyulduğunu…

Benim ağzımdan dinlemeden inanma.

Tekrar görüşelim
Didem Dede