Huzurlu bir hayat, herkesin gayesidir, değil mi? Ama ihtivası nedir? Huzur, ne ile gelir? Herkes için değişir aslında. Kimisi huzuru sadelikte bulur, kimi parada, kimisi güçte. Kimi de kendisinde değil bir başkasında sanır. Orda arar.
Dünya gerçekten zor. Bunu kabul ediyorum. Emeksiz yemek olmuyor. Bol emek, çaba, dert, tasa. Belki de ömrün tamamı bir öğrencilik. Öğrenmeye devam ederek nihayetlendireceğiz.
Dünya’da 8 milyar insan olduğunu farzedersek ki daha fazladır; o kadar çeşit insan var. İnanılmaz. Birbirine benzemez milyarlarca insan. Nasıl anlaşabiliyoruz, bir mucize bu. Çoğu zaman anlaşamıyoruz zaten. Bulanlar buluyor.
Arayarak bulunmaz ama bulanlar hep arayanlardır. Sevdiğim kadim sözlerden biridir. Arayan mevlasını da belasını da bulur demişler ki konumuzla ilgisi yok. Allah doğru bildiğimiz yoldan ayırmasın. Nice şeytanlar var, deccallar var; pusuda bekliyor. Yıkılmanızı, düşmenizi bekleyen… zaafiyet göstermeniz için tetikte, en ufak bir acziyette gerçek yüzünü gösteren çoktur. Hakikat için yola çıkanlar, samimiyetle arayanlardır.

Meditasyon yaparken, gençken uyguladığım yöntemlerden bir tanesi şuydu; daraldınız ve fiziksel olarak ordan ayrılamıyorsunuz. O zaman dingin bir zamanınızda; beyninizden yarattığınız bir evrende kalabiliyorsunuz. Benim dingin evrenim, yeşil çayırlardan oluşan sonsuz bir ovaydı. Aklımı orda toparlar, kendimi düzeltir yoluma devam ederdim.
Dünya zor bir yer. İnsanlar da öyle. Herkes kendine “ kaçacak bir evren” yaratsın. Bulanlar hep arayanlardır.
Tekrar görüşelim
Didem Dede