Mahallenin zenginliğiyse bir köşk, Daha zengini, çocuklar için o köşke sahip olmaktır. İçinde hayaletleri olsa bile...
Çocuğun özgürlüğüyse hayal kurmak,
İçinde hayalet olan bir köşk en büyük zenginliğidir hayal kurmanın çocukçası.
Kim bilir kimin mahallesi
Pencerelerinde hala çamaşırlar asılı olan
Eskiden nayloncuların gezdiği
Hala babaannesi evlerde yaşayan
Köşe başı buluşmaları kaldıysa gizli aşıkların
En çok nineler kızmaz köşe başı aşıklarına
Zamana direnen ahşap köşkler
İçinden çıkan çiçeklerle gizli aşkları anlatır aşk için direnenlere
Bir top ayağına geldi mi sen de atarsın geri, mahallelisin ya,
O sırada göz göze gelir mahallenin gizli aşıkları
Belki pası atanın kendi abisi
Abiler, ablalar akşama karışır her kendini nasıl tanımlıyorsa
Bir gün önceki abi, artık mahallenin en güzel ablasıdır.
Canı ister, artık abladır…
Perili köşk
Bakırköy’de, adının hala anlamını bilmediğim Huban Sokakta doğup büyüdüm. Azınlıkların birlikte olduğu şahane semtimizde bol bol ahşap köşk vardı. Bunların çoğu hala yaşanır durumdayken yan sokakta perili köşk olarak adlandırdığımız yarı yıkık bir tanesi tek başına hala dururdu kimsesiz.
Hani Hollywood filmlerinde gençlerin test edildiği cesaret oyunları vardır. Bizim mahallede de perili köşke bir kez girip çıktın mı kahraman olurdun. Aramızda hemen koşup çıkan da vardı, sallana sallana çıkanda. İşte o ikincisi daha bir kahramandı bizim için. Hikayesi olmayan metropol köşelerinde herkes bir şeklide hikayesini kendi yaratır. Tıpkı bizim perili köşk gibi…
Yetmişli yıllarda köşkümüz için folklorik söylenceler yakıştırılırdı. En acayibi bir karı kocanın işlettiği bir kumarhane olduğu, (tıpkı Western filmlerindeki gibi) bir gece kundaklandığı ve insanların içinde yanarak can verdiği versiyonuydu.
Küllü düş kırıklığı
Mahallenin tüm çocukları perili köşkte hayallerimizi ve yaratıcılığımızı büyütürken hatta önünden tırstığımız için koşarak geçerken onsuzluğun ne kadar bize koyacağını hiç düşünmemiştik. İçinde rulet sesleri ve hayaletlerin olduğuna inandığımız perili köşk bir gece alev aldı ve kül oldu.
Sabah gündüz gözüyle küllerin arasında düşlerimizdeki hayaletleri aradık. Ama çoktan gitmişlerdi…