Feminizmi hala erkek düşmanlığı zanneden varsa sizi 19. yüzyıla geri alalım!
Lilith’in kızlarıyız
Efsane de olsa, ilk feministin Adem’le birlikte eşit koşullarda yaratılan ve ona boyun eğmeyen Lilith olduğu söylenir. Lilith’in mora çalan bir rengi olduğu söylencesi de feministlerin mor rengi simgeleştirmesinin sebebidir.
Dalga dalga Feminizim
Feminizm tarihine bakınca 1. 2. ve 3. Dalga Feminizmden söz etmek mümkün. 19. yüzyıl ve 20. yüzyılın başlarındaki Birinci Dalga Feminizm, kadınların oy hakkı başta olmak üzere yasal eşitsizlikleri tersine çevirmeye odaklanıyor. İkinci Dalga Feminizm (1960'lar-80'ler) tartışmayı kültürel eşitsizlikleri, cinsiyet normlarını ve kadınların toplumdaki rolünü içerecek şekilde genişletiyor. Üçüncü Dalga Feminizmi ise 1990-2000'ler arasında gerçekleşiyor. Postkolonyal Feminizm ve Üçüncü Dünya Feminizminin tanınmış teorisyeni Chela Sandoval, Birleşik Devletler içindeki Üçüncü Dünya Feminizmi (US Third World Feminism) kavramından bahsediyor ve oldukça yeni olan bu kavramı “Birleşik Devletler içerisindeki azınlık durumda olan insanlar” olarak ifade ediyor.
Gelelim Ekofeminizm dedikleri şeye
Feminizmin yeni nesi savunuculuğu ekoloji alanında gerçekleşiyor. Feministbellek.org’taki tanımına göre Ekofeminizm, kadınların ezilmesi ve doğanın sömürülmesi arasında doğrudan bir bağ olduğunu savunan bir Feminist teori ve çevre hareketi. Ataerkil ve kapitalist sistemlerin hem kadını hem de çevreyi aynı tahakkümcü zihniyetle yok saydığını öne sürerek, ekolojik krizlerin ancak toplumsal cinsiyet eşitliğiyle çözülebileceğini savunan bir hareket özetle Ekofeminizm.

Ekolojik yıkım ve toplumsal cinsiyet bağlantısı
Her türlü ekolojik yıkımda kadınlar aleyhine mevcut eşitsizlikleri derinleşiyor. Bakım emeği artıyor, güvenlik riskleri doğuyor, temiz su ve gıdaya erişim, göç ve yerinden edilme, kadınların karar süreçlerinden dışlanması sorunları baş gösteriyor.
COP31 Türkiye’de ekolojik yıkım ve toplumsal cinsiyet eşitliği öne çıkacak
Kasım 2026’da Antalya’da gerçekleşecek COP31’e Halkların İklim Zirvesi son sürat hazırlanıyor. Halkların İklim Zirvesi Toplumsal Cinsiyet, Beden Politikaları ve Ayrımcılık Çalışma Kozası Gönüllüsü Ecehan Balta’nın verdiği bir söyleşiden satır başları paylaşmak istiyorum sizinle. Konuya daha da hâkim olalım diye…
“COP31 Başkanlığı, 2035 yılına kadar nihai enerji talebinde elektriğin payını yüzde 35’e çıkarma hedefini öne çıkarıyor. Bizim açımızdan COP31’in başarısı (Halkların İklim Zirvesi perspektifi) kabul edilen kararların sayısıyla ölçülemez. Ölçütümüz fosil kapitalizmin maddi damarlarının kesilmesi, iklim borcunun ödenmesi, fosil yakıt yatırımlarının durdurulması, bakım emeğinin kamusal bir sorumluluk haline gelmesi ve iklim politikalarının kadınların, LGBTİ+’ların, emekçilerin, köylülerin, göçmenlerin, sakatların ve yerel toplulukların karar gücünü artırmasıdır. COP31’i önemseyerek takip ediyoruz, fakat iklim adaletini devletler arası müzakerelere teslim etmiyoruz.”
(HİZ’İ Takip için: iklimadaletikoalisyonu.org/ekolojik-yikima-karsi-yasam-icin-halklarin-iklim-zirvesi)

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kozası neden bu sürecin içinde yer alıyor?
Ecehan Balta’ya göre iklim krizi toplumsal cinsiyetten bağımsız bir atmosfer sorunu değil. Ekolojik yıkımın yükü, toplumda zaten eşitsiz biçimde dağıtılmış olan ücretli ve ücretsiz emeğin üzerine biniyor. Suya ve gıdaya erişimin zorlaşması, afetlerin sıklaşması, göç, yoksulluk ve kamusal hizmetlerin çökmesi kadınların bakım yükünü artırıyor. LGBTİ+’lar, göçmenler, sakatlar, yaşlılar ve tek ebeveynli haneler ayrımcı kurumlar nedeniyle krizlerden daha ağır etkileniyor.
Ekofeminst kadınlar ne istiyor?
Kadının bakım emeğinin tanınması, azaltılması, eşit paylaşılması ve kamusallaştırılması; erişilebilir ve ücretsiz bakım hizmetlerinin kurulması; afet planlarının kadına yönelik şiddeti, güvenliği, mahremiyeti, cinsel sağlık ve üreme sağlığını kapsaması; erken uyarı, tahliye ve barınma sistemlerinin erişilebilir olması.
Feminist hareket ekoloji mücadelesine bakım, beden, şiddet, yeniden üretim, toplumsal güç ilişkileri ve gündelik yaşam perspektifini kazandırıyor.
Tüm bunlardan sonra artık Ekofeminst olan erkekler parmak kaldırsın!