Selma’nın akıl hastanesindeki tek meşgalesi oyuncaklara çiçek desenli çuvaldan elbiseler dikmekti; tıpkı üstündeki gibi. Hani çuval giyse yakışır derler ya, 80’li yaşlarını süren Selma da üzerindeki çuvaldan elbise ile aynen öyleydi!

Tevfik elindeki kekle annesi Selma’yı ziyarete giderken, onu akıl hastanesinde değil mezarda, en iyi ihtimalle evinde ziyaret etmeyi hayal edebilirdi ancak bir yıl evvel. Minibüste geçmişi anımsayacak epey vakit bulmuştu. Babası ölünce işi gücü bırakıp emektar Kekova’nın kontağını tekrar çevirmek ve anne yapımı kekleri arabaya yükleyip kokuta kokuta mahallede satmak Tevfik’e düşmüştü.

Tevfik ve karısı hayatlarındaki bu köklü değişimi ortaklaşa göğüsleyememiş, artan sorumluluklar, bitmeyen borçlar ve huzursuzluk evliliklerinin sonu olmuş, tek celsede boşanmışlardı. Bu işe tek sevinen ise annesi Selma’ydı.

Whatsapp Image 2026 08 28 At 09.17.12

Bir kek bile kokutamayan gelin

Gelininin aile sermayesi kabartma tozlarını çuval çuval temizlikte harcaması, üstüne işin ucundan tutup evde “bir kek bile kokutmaması”, öteden beri sevmediği gelininin gidişini kendi için kolaylaştırmıştı. Birbirine komşu oturan ana-oğul artık hem ev hem iş arkadaşıydı.

Ta ki bir gece ekmek tekneleri “Kekova” yanmaya karar verinceye kadar! Tevfik ve annesi o gece alev topuna dönen Kekova’yı pencerenin arkasından, mahallelinin çığlık sesleri arasında izlerken bulmuşlardı kendilerini. Zifiri karanlığı gündüz gibi aydınlatan alevlerin aksi camda alınlarına vuran Tevfik ve Selma başka bir gece olsa bu manzara karşısında eğlenebilirdi aslında. Mahalleli el birliği ile yarısı yanan arabanın alevlerini söndüresiye kadar ana-oğul şoktan ancak çıkmıştı. Selma bir kısmı bagaja bir kısmı yere dökülmüş kabartma tozlarını avuçlayıp havaya savurmaya başladığında oğlu Tevfik de dahil kimse ne yaptığını anlamamıştı. Dev bir martıya benziyordu Selma o an. Ve saatler sonrası Selma’nın hastane macerasına uzanan yolun başlangıcıydı.

Whatsapp Image 2026 08 28 At 09.17.12 (1)

Zalim Martı Baba

Tevfik annesinin doğum gününü kutlamaya giderken bindiği minibüsün radyosundan gelen “martılar şehre dadandı” anonsuyla birden irkildi. Dev bir martıya dönüşen Selma’nın görüntüsünü hatırlarken kafasında şimşekler çaktı. Ana-oğul sermayeden çaldıkları kekleri gülüşerek masa altında, evin erkeğinden gizli yerdi ezelden beri. Baba ise evde gülünmesinden nefret ederdi. Zalim babası bir martı olarak yeniden doğmuş, Zeus’un şimşeklerini üstlerine salarak yaktığı Kekova’yla anası ve Tevfik’i yanına almayı mı dilemiş olabilir miydi? İkisi de onun yanına gitmek istemedikleri için cezalandırılmışlardı sanki!

*******

Tevfik kekin üstüne koyduğu mumları yakarak annesine sürpriz yapmak için ağır ağır hastaneye doğru ilerledi. Nasıl olduysa hastaneye varmadan Tevfik’in elindeki mumlar tek tek sönmeye başladı. Annesinin gece yarısı, babasından gelen daveti kabul ettiğini tahmin ederek göz yaşları içinde yürümeye devam etti.