Bezden bebekler incinmez sanırız. Ama yıllar onları yıpratır. İçin için yaşlanır bez bebekler. Yirmi beş yıllık bir bebeği düşünsenize. Aslında bir yetişkindir ama büyüyemez insanların gözünde. Adı hala bebek, kendi yetişkin, acılar görmüş, içine atmış ama kimseye söyleyememiş bir varlıktır.
Bir de hayata gecikmiş bez bebekler vardır. Onların laneti de hiç büyüyememektir… Kısa bir diyalog yazdım benzer bir derdi anlatan. Okursanız sevinirim…
Puslu bir günün ilk karşılaşması…
Genç kadın parkta oturur. Banka yaşlıca adam yanaşır. Sorar:
Adam: Beşinci bank değil mi?
Kadın: Evet!
Adam: Siz de Eylem Hanımsınız.
Kadın: Evet Ali Bey değil mi? Buyurun lütfen oturun.
Adam pardösüsünü toplayıp banka ilişir. Lafa girer:
Adam: Merhaba, nasılsınız?
Çekinerek genç kadına elini uzatır. Kadınla tokalaşırlar.
Kadın: İyiyim sanırım. Siz nasılsınız?
Adam: Ben de iyi sayılırım. Aradığınıza şaşırdım. Nasıl buldunuz beni?
Kadın: Hatırlı üç beş tanıdık sağ olsun diyelim.
Kadın çantasından iki dal tütün çıkarır, birini adama uzatır.
Kadın: İçer misiniz eşlik etmek için?
Adam: Akciğerler benden vaz geçeli çok oldu ama şimdi içmenin tam sırası sanırım.
Kadın: Geçmiş olsun neyiniz var?
Adam: Koah diyorlar, ondan olmuşum. Bozuk egzoz gibi öksürüyorum.
Kadın: Boş verin! Dedikleri gibi içen de ölüyor içmeyen de.
Adam: Orası öyle.
Adamın gözüne parktaki çaycı ilişir.
Adam: Madem meretleri yaktık bir de çay keyfi ekleyelim mi üzerine bu soğukta?
Kadın hafifçe gülümser.
Kadın: Hayır dersem merete ayıp olur. Buluşsunlar madem.
Adam: Nasıl içersiniz, demli, normal, şekerli?
Kadın: Demli ve şerbet gibi olursa sevinirim.
Adam: Ben de öyle içerim. Kapıp geleyim iki demli şerbetli.
Adam çaylarla banka döner. Birini kadına verir. Birlikte içmeye başlarlar. Adam kadına sorar:
Adam: Parkları sever misiniz?
Kadın: Pek sevmem. Mutlu aile tablolarını hatırlatıyor bana. Ailesiyle oynayan neşeli çocukları. Ben onlardan olamadığım için sevdiğimi söyleyemem.
Adam: Ya sonbaharı?
Kadın: Sonbaharı severim. Bana olmasa da çoğu insanı hüzün basar. Ben mutlu olurum. Bu yer değiştirme hoşuma gider duygusal olarak. Bir mevsim de olsa başkalarının da hüzünlü olma fikri hoşuma gider. Ya siz?
Adam: Ben parkları severim tam tersi. Sonbaharı da sizin gibi. Parklardaki mutlu aileleri görmek, anılarını hafızama kazımak hoşuma gider. Eksik hatıralarımı tamamlarım onlarla. Hiç tanımadığım kızımla biz de böyle neşeyle koşuştursak, bacaklarımızı incitsek, sonra dizlerimizi karşılıklı üflesek acımasın diye güzel olurdu diye düşünürüm hep. Dizlerde kalan yaralar güzeldir. Çabuk geçmediği için her sızısında sevdiğin kişiyi hatırlatır.
Genç kadının gözleri nemlenir ve adam görmesin diye aksi tarafa bakar. Adam kadının omuzuna elini koyar.
Adam: Ben artık kalkayım. Yolcu yolunda gerek gidecek yol uzun. Bir emanetiniz var bende bu arada. Unutmadan vereyim.
Adam cebinden küçük bir bez bebek çıkartıp genç kadına uzatır.
- Kusura bakmayın 25 yıl gecikti ama.
Kadın bebeği alır, inceler.
Kadın: Bu sanki bana benziyor.
Adam: Sizsiniz zaten.
Kadın: Bez bebeklerin dizleri incinmez değil mi?
Adam: Dizleri incinmez ama güçlü dursa da yıllar içinde yıpranır.
Kadın: Tıpkı benim gibi.
Adam ağır ağır banktan kalkar. Kadının tekrar omuzunu sıkar. Kadın, adam giderken arkasından seslenir:
- Hoşça kal baba!