Bir süredir mutluluk neydi üzerine düşünüyorum. Tıpkı dönemsel bir rahatlama devrinde tekrar aklıma gelen unutulmuş o arkadaş gibi…
TDK'ya göre mutluluğun temel anlamı; “Bütün isteklere tam ve kalıcı bir şekilde kavuşma durumundan duyulan sevinç ve kıvanç” imiş! Eş anlamlı kelimeleri ise saadet, bahtiyarlık, ongunluk, kut ve mut imiş! Bütün ve kalıcı kavuşmalardan bahsedemeyeceğimize göre çoğumuz için TDK’nın yarı mutlu, dönemsel kutlu gibi tabirleri eklemesinin zamanı gelmiş sanki literatüre.
Toplumun mutlu eş anlamlı beşer çeşitleri
Ezelden saadetliler: Toplumun tüm kurallarına, erke, aile bağlarına tapmayı görev edinmiş; ailem mutlu ben mutlu misyonerleri. Bunlar sadece siyatikleri azdı mı mutsuz olan kesime giriyor.
Bir aralık bahtiyarlar: Mutlu olmayı sevmek, sevilmek, hayran olunmak ya da narsisizmini tatmin edenlerde arayan; olmayınca da küme düşen ve bir sonraki lige bakanlar.
Ongunluktan göğsü kabaralar: Çocuğu olup onu dünyanın en harika kişisi varsayıp iyi bir üniversiteye kapak attı mı sağda solda önüne gelene göğsü kabaranlar.
Kronik mutsuzlar: Gölgesiyle bile kavga ettiği için mutlu olduğunu fark etmeyen kendini bilmezler.
Baykuşlar: Mutlu olmaktan korkan, çevresi de mutsuz olsun diye sürekli olumsuz şeylerden bahseden ama tuzu kuru olanlar.
Sinemada Bir Ozan mutluluk için ne diyor?
Andrei Tarkovsky, Donatella Baglivo’nun hakkında çektiği A Poet in the Cinema (Sinemada Bir Ozan) belgeselinde mutluluk için şunları söylüyor:
“Bence dünya mutluluğun aranacağı yer değil. Bu dünya birileri mutlu olsun diye oluşmadı. Ancak buna rağmen birçok insan doğduğumuz bu dünyadaki varoluşun amacını mutluluk olarak görüyor. Bana öyle geliyor ki, dünya mücadele etmemiz için var. İçimizdeki iyilik ve kötülük savaşsın ve iyilik kazansın ki ruhsal olarak gelişelim.”
Mutluluk=gerçeklik-beklentiler
Albert Einstein’ın mutluluk formülü bu: “Mutluluk=gerçeklik-beklentiler!” Formül üzerine aklıma “hayalperestlik” ve “hayal kurma” arasındaki fark düştü. Yapay zekâ ile anlamlarını taradım ve çıkan sonuç: “Hayal kurmak, zihnin geleceği planlamak veya yaratıcılığı beslemek için kullandığı sağlıklı ve geçici bir bilişsel süreçtir. Hayalperestlik ise gerçeklikten tamamen koparak sürekli hayal peşinde koşma ve hayal dünyasında yaşama halidir. Temel fark, hayal kurmanın eyleme geçiş için bir ilham kaynağı, hayalperestliğin ise gerçeğin yerine geçen bir kaçış yolu olmasıdır.”
Hayal kurmak mı hayalperestlik mi yeğ?
Dönüp dolaşıp Albert Einstein’ın mutluluk formülünün neresinde olduğumu hala anlamasam da hayal kurarak mutsuz olmanın bana göre olmadığını fark ettim. Hayalperestlik ayrıca daha edebi sanki. Zaten olmayacağına kanaat getirip bir hayali karakter içinde yaşamak daha gerçekçi bir mutluluk. Böylece sevdiğiniz bir oyun karakteri, şiirde geçen unutulmayan bir sevgili, adına türkü yakılmış bir dost, herhangi bir romanda kendinizi eş saydığınız kahramana dönüşme ihtimaliniz gerçekleşebilir ve bundan daha mutlu olabilirsiniz.
Neticede hayalperestlik mutlu kalmak için iyidir; siz de olunuz, oldurunuz.