Azınlık diyorlar bir kısmımıza. Azınlık çoğunluk aslında yüzlerce yıldır bu topraklarda. Kim az kim çok kim karar veriyorsa yanlış karar! Az değiliz hep birlikte çoğuz.

Bu son olsun dediğim her sefer yine kendi yaşanmışlığıma geri dönüyorum. Sıkıldıysanız bu son olsun artık hadi. Çocukluk dostum bir Ermeni idi Janet. Evlerimiz bitişik olduğu için her özleyen balkon demirine vururdu hadi gel diye. Birlikte azmanın ötesine geçer evden de mahalleye sataşırdık. Bir ara Janet erik çekirdeğini gelen geçenin kafasına atma oyunu bulmuştu. Genelde yırttığımız bu oyun kindar bir gelir geçerin on dakika bizi sabırla bekleyip küfür etmesiyle son buldu. Bize kalan yine zillere basıp kaçmaktı!

Konudan konuya atlamak

Bizim semtte çok az insan çocuğunu Ermeni Okuluna gönderirdi. Genelde karma devlet okullarında olurlardı Hıristiyanlar, Museviler. Ebeveynleri çocuklarına Türkçe isimler verirlerdi. Çoşkun adlı bir arkadaşımın Ermeni olduğunu çok sonra öğrenmiştim. Bizim için önemli değildi ki köken, din! Birbirimizi çok seviyor; ne güzel birlikte büyüyorduk.

Yeni bir okul döneminin ilk din dersinde Çoşkun’u en ön sırada otururken gördüm. Dedim burada ne işin var, dedi ki mecburi imiş. Çoşkun’u kolundan tuttuğum gibi bağırarak dışarı çıktım müdür odasına doğru. O günden sonra Çoşkun din derslerine girmek zorunda kalmadı!

Can Himmet Hoca

Din dersleri bizim için beslenme saatiydi. Himmet Hocamız vardı yaşıyorsa kulakları çınlasın. Sevecen biriydi. Derste beslenmemize izin verirdi. Okul önlüklerimizin cebinde çubuk krakerler olurdu hep kemirmek için. Himmet Hocanın tahammül edemediği (haklı olarak) tek şey çekirdek yememizdi.

Derslere dışardan arkadaşlarımız da gelir bir sırada dört kişi dip dibe çoğalırdık. Sırf muhabbet olsun diye. Hocamız bize hiç kızmak sadece “kızım ne oluyor orda” dedikçe “hiç hocam arkadaşlarımız geldi” derdik ve görmezden gelirdi.

Janet’in okulu

Janet küçük yaşına rağmen bütün ailenin sorumluluğunu çeken yetişkin olması gereken bir kızdı. Galiba tek çocuk olduğu anlar birlikte oynadığımız zamanlardı. Bakırköy’de Rum Ermen Kilisesi ile Lisesi bitişiktir. Dini eğitim de alıyorlardı hakları olarak.

Bir gün Janet bana kendi okulunu göstermek istedi, gittik. Okula bir baktım Faruk Nafiz Çamlıbel’in Han Duvarları gibi! O an bahçesinde deli gibi koşturduğumuz okulum geldi aklıma. Bu okulda ise ses duyulmuyordu. Belki de hafta sonu muydu?

Dedim ki Janet neden okulun duvarları bu kadar yüksek dedi ki bilmem! Aramıza yüzlerce yıldır duvarlar örülmeye çalışıldığını o zaman ikimiz de bilmiyorduk.

Koyu Beşiktaşlı marjinal Peder

Bakırköy Rum Ermeni Kilisesi’nin genç pederi kardeşimin arkadaşıydı. Koyu Beşiktaşlı Peder boş zamanlarında bizimkilerle kâğıt oynardı (kumar değil.) Marjinalliği sıra dışı oluşundan sebepti. Bir keresinde kızın biri bizim Pedere “günah çıkarmak istiyorum” dediğinde” kızım o sadece filmlerde olur” demişti. Diğer bir anısı Beşiktaş’ın maçına gideceği bir gün gelin-damadın gecikmesi ile düğünü maça gitmek için terk edişiydi.

Velhasıl kelam azınlık dedikleriniz aslında çoğunluktur. Bazılarımızın hayatlarında anılarıyla özellikle…