Fenerbahçe için sezon daha başında alarm zilleri çalmaya başladı.
Dört maçta iki yenilgi, kaybedilen 6 puan ve özellikle derbide ortaya konan futbol… Sezonun henüz başında böyle bir tablo kimsenin beklediği bir başlangıç değildi. Hele ki Beşiktaş karşısında alınan yenilginin şekli, kaybedilen üç puandan çok daha fazla soru işareti yarattı.
İsmail Kartal, Samsunspor maçını kazanan kadroyu bozmadı. Açıkçası ilk yarıda bu tercihin karşılığını da aldı. Fenerbahçe hem fiziksel olarak hem de oyun olarak Beşiktaş’a üstünlük kurdu.
Pozisyonlar da geldi.
Oğuz Aydın’ın altı pas içerisinde dokunamadığı top, İrfan Can’ın penaltı noktası civarında ayağının altından kaçırdığı fırsat ve Greenwood’un pas vermek yerine ceza sahasına enlemesine yaptığı vuruş… Fenerbahçe’nin ilk yarıda skoru daha farklı hale getirebileceği anlar vardı.
Gol ise tesadüf değildi.
İsmail Kartal’ın özel olarak çalıştırdığı duran top organizasyonundan Fenerbahçe golü buldu. Bir taşla iki kuş vurmak istediği organizasyonda istediğini aldı. Ancak golün ardından oyun yavaş yavaş Fenerbahçe’nin elinden kaymaya başladı.
Beşiktaş önce dengeyi kurdu, ardından kontrolü ele geçirdi.
İlk yarı 1-1 bittiğinde aslında Fenerbahçe adına tehlike çanları çoktan çalmaya başlamıştı.
İkinci yarıda oyun tamamen değişti
Asıl kırılma ise ikinci yarıda yaşandı.
İsmail Kartal’ın İrfan Can’ı kenara alıp Kerem Aktürkoğlu’nun oyuna girmesi ve Kerem’in İrfan’ın pozisyonuna yerleşmesi, Fenerbahçe’nin orta saha dengesini bozdu.
Fenerbahçe’nin en büyük problemi burada ortaya çıktı.
Yaklaşık 30 yaş ortalamasına sahip bir takımın maçın ilerleyen dakikalarında fiziksel olarak düşmesi sürpriz değil. Nitekim 65. dakikadan sonra Fenerbahçe’nin bu sezon henüz gol atamamış olması da aslında çok önemli bir veri.
Orta saha üçe iki kaldı.
Fenerbahçe’nin ilk yarıdaki fiziksel üstünlüğü kayboldu. Beşiktaş ise özellikle merkezde çok daha rahat hareket etmeye başladı. Top Fenerbahçe’deyken sorun yoktu; asıl problem top rakibe geçtiğinde yaşandı.
Guendouzi gününde değildi, bu sebeple orta alanda yalnızlaşan Kante tek başına maç boyu savaşmak zorunda kaldı.
Yanındaki oyuncular yeterli desteği veremeyince Fransız oyuncu bir noktadan sonra orta sahada tek başına çırpınan adama dönüştü.
Greenwood’un Semedo’ya yeterince yardım etmemesi, Oğuz Aydın’ın Archie Brown’ın önünde oynarken savunmaya dönüşlerde aksaması Fenerbahçe’nin sağ tarafındaki savunma dengesini bozdu.
Beşiktaş da bunu çok iyi kullandı.
Özellikle orta sahadan hücuma geçişlerde o kadar hızlı mesafe kat ettiler ki Fenerbahçe bir türlü yerleşemedi. Böyle olunca da maçın kontrolü tamamen rakibe geçti.
Fenerbahçe’nin ikinci yarıda oyundan bu kadar kopmasının temel nedeni bence burada yatıyor.
Roma maçı daha da önemli hale geldi
Şimdi önümüzde Roma maçı var.
Perşembe günü oynanacak karşılaşma, derbiden sonra Fenerbahçe’nin vereceği en önemli reaksiyonlardan biri olacak.
İsmail Kartal’ın takımını mental olarak ayağa kaldırması gerekiyor. Çünkü Roma, Beşiktaş’ın yaptığı gibi orta sahadaki zaafları affetmeyebilir.
Guendouzi’nin cezalı olması büyük bir handikap. Bu durum İsmail Yüksek’in ilk 11’de başlaması ihtimalini güçlendiriyor.
Burada kurulacak orta saha düzeni çok kritik.
Fenerbahçe’nin Roma karşısında merkezde kolay teslim olmaması, takım boyunu kısa tutması ve özellikle top kayıplarından sonra savunma geçişlerini doğru yapması gerekiyor.
Aksi halde derbide gördüğümüz görüntünün daha ağırını Roma karşısında izleyebiliriz.
Halil Umut Meler ve VAR!
Gelelim maçın bir başka büyük problemine…
Halil Umut Meler’in yönetimi gerçekten çok kötüydü.
Üstelik bu seviyede bir derbiye, geçmişte yönettiği maçlarla ilgili bu kadar çok tartışmanın merkezinde kalmış bir hakemin atanması zaten başlı başına tartışmalıydı.
Maçın 4. dakikasında Agbadou’nun Oğuz Aydın’a gidecek topu koluyla kestiği pozisyon var.
Bana göre bu net bir penaltı.
Daha sonra Skriniar ile Vlahovic arasındaki tartışma var. İki oyuncunun da kırmızı kart sınırını aşan hareketleri olduğunu düşünüyorum. Hakem bunu da atladı.
Ama artık burada hakemi konuşmak kadar VAR’ı da konuşmak gerekiyor.
VAR ne için var?
Hakemin gözünden kaçabilecek kritik pozisyonları düzeltmek için…
Peki neden müdahale edilmedi?
İşte buna cevap vermek zor.
Beşiktaş’ın iptal edilen golü ve Kerem Aktürkoğlu’nun Salih Özcan tarafından düşürüldüğü pozisyon ise maçın en çok tartışılacak iki anı.
Kerem’in pozisyonunda ilk temas ceza sahasının dışında. Ancak devamındaki müdahalenin çizgi üzerinde olduğu görülüyor. Eğer hakem ikinci aksiyonu esas alıp faul düdüğü çalsaydı penaltı kararı çıkabilirdi.
Peki penaltı değilse bile ceza sahasının hemen dışında, kaleye bu kadar yakın bir noktadaki faul neden verilmedi?
Cevap yok.
Kanté ile Vlahovic arasındaki pozisyonda da golcü oyuncunun Kante’yi formasından çektiğini görüyoruz. “Yeterli müdahale mi, değil mi?” tartışması elbette yapılabilir. Ancak böyle bir pozisyonun en azından VAR tarafından incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Fakat Meler düdüğü çekme esnasında çalmıştı. Ve Ederson üzerine gelen topa düdük sebebi ile müdehale etmedi!
Sonuçta hakemlik de VAR da hata yapabilir.
Ama problem şu:
Aynı maçta bu kadar fazla tartışmalı pozisyon biriktiğinde, insan ister istemez “VAR neyi kontrol ediyor?” diye sormaya başlıyor.
Aziz Yıldırım’ın sözleri yeniden gündemde
Maç sonrasında İsmail Kartal ve Aziz Yıldırım’ın açıklamalarında ortak bir nokta vardı.
Kötü oyunu kabul ettiler ancak hakem hatalarının da görmezden gelinemeyeceğini söylediler.
Aziz Yıldırım’ın seçim döneminde söylediği “Ben geldiğimde akşamları böyle hatalar yapamayacaklar” sözleri de şimdi yeniden gündemde.
Çünkü Fenerbahçe’nin geride kalan dört haftasında dört penaltı pozisyonunun verilmediği yönündeki tartışmalar, ister istemez bu sözlerin tekrar hatırlanmasına neden oluyor.
Burada bir parantez açmak gerekiyor:
Fenerbahçe’nin kötü futbolunu hakem kararlarının arkasına saklamak doğru değil.
Ama kötü futbol oynandı diye hakem hatalarını da görmezden gelmek aynı derecede yanlış.
İkisi birbirinden bağımsız meseleler.
Fenerbahçe derbide kötüydü.
Beşiktaş ise özellikle ikinci yarıda daha diri, daha dengeli ve daha istekliydi. Bu nedenle kazandı.
Ancak Fenerbahçe’nin kaybettiği maçta hakem yönetiminin de ciddi soru işaretleri bıraktığı gerçeğini yok sayamayız.
Ezcümle; Fenerbahçe hak ettiği futbolu oynayamadı, Beşiktaş hak ettiği galibiyeti aldı. Ama derbinin hakem yönetimi de ayrı bir rezalet olarak hafızalarda kaldı.
Maçın Üçlüsü
Orkun – Kanté – Halil Umut Meler