Kadıköy'de oynanan derbi, futbolun sadece topun peşinden koşmak olmadığını, aynı zamanda bir satranç oyunu olduğunu bir kez daha gösterdi.

Sahada 22 oyuncu vardı belki ama oyunun ritmini belirleyen iki isim öne çıktı: Trossard ve Kante. Bu iki tecrübeli futbolcu, takımlarının kaderini tayin eden başrol oyuncularıydı.

Kante, Fenerbahçe orta sahasında âdeta bir sekiz numara gibi oynadı. Özellikle ilk yarıda ikinci ve üçüncü bölge arasındaki bağlantıyı mükemmel kuran Fransız yıldız, rakibin oyun kurma çabalarını kökten engelledi. Top kapma, pas dağıtma ve oyunu yönlendirme konusundaki üstün yetenekleriyle Fenerbahçe'nin orta sahasını adeta elinde yoğurdu.

Ancak gecenin asıl yıldızı tartışmasız Trossard'dı. Belçikalı yıldız, Beşiktaş'taki en iyi performansını bu derbiye saklamıştı. Bir asist, iki net gol pozisyonu, sayısız top kazanma ve dribbling... Trossard'dan sonra Beşiktaş'ta Olaitan farkı yarattı. Vlahovic'in attığı golden önce Orkun'u savunma arkasında topla buluşturan isim de yine oydu. Bu performans, Beşiktaş'ın transfer politikasının ne denli isabetli olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Fenerbahçe cephesinde ise durum içler acısıydı. Savunma arkasına koşu yapacak süratli bir oyuncu eksikliği, sarı-lacivertlilerin en büyük handikabıydı. Vedat'ın ağır kalması, yerine giren Lukaku'nun daha da ağır olması, İrfan Can'ın hazır olmayışı... Tüm bu faktörler, Fenerbahçe'nin hücum gücünü köreltti. Derbiden 2 gün önce en yaratıcı oyuncun olan Talisca'yı da gönderince Fenerbahçe için işlerin iyi gitmesi imkansızlaştı. Kante ve Guendouzi gibi iki defansif oyuncuyu aynı anda sahada tutmanın, gol ve asist katkısından yoksun bu ikiliyle hücum organizasyonlarını nasıl olumsuz etkilediği aşikârdı.

İsmail Kartal'ın dersine yeterince çalışmadığı açıktı. İrfan Can oyundan çıkarken yapılması gereken İsmail hamlesiydi ama gerçekleşmedi. Kerem alınacaksa, defansif görevini hiç yapmayan ve net pozisyonda pas vermek yerine şut atmayı tercih eden Greenwood çıkmalıydı. Bu tür hamlelerin yapılmaması, Fenerbahçe'nin ikinci yarıdaki çaresizliğini daha da derinleştirdi.

Beşiktaş ise günümüz futbolunun gerektirdiği her şeye sahipti: Oturmuş bir kadro, atletik oyuncular ve mükemmel bir Trossard kalitesi. Vincenzo Italiano'nun başlangıç planı ve oyun içi revizyonları, siyah-beyazlı oyuncular tarafından mükemmel uygulandı. Özellikle ikinci yarıda Beşiktaş'ın cesur oyunu ve kondisyon üstünlüğü, Fenerbahçe'yi tamamen çaresiz bıraktı.

Bu derbi, futbolun sadece yetenekten ibaret olmadığını, aynı zamanda strateji, kondisyon ve doğru hamlelerle kazanıldığını bir kez daha gösterdi. Beşiktaş, sahadaki oyuncu kalitesi ve teknik direktörünün doğru müdahaleleriyle derbiyi kazanmayı başarırken, Fenerbahçe'nin eksiklikleri ve yanlış tercihleri, onları ikinci yenilgileriyle baş başa bıraktı.

Ligin ilerleyen haftalarında bu dersleri almayan takımların, benzer sıkıntıları yaşamaya devam edeceği muhakkak. Beşiktaş'ın şampiyonluk yolunda en büyük kozlarından biri olan bu galibiyet, Fenerbahçe için ise acı bir uyarı niteliğinde.