Pandemi, hayatımızın her alanını değiştirdi. Evden çalışma düzeni, sokakların sessizliği, kapalı işletmeler derken bir sektör adeta altın çağını yaşadı: Motokuryecilik.

Evlere kapanan milyonlarca insanın nefesi, iki tekerlek üzerindeki bu cesur çalışanlar sayesinde tutuldu. Siparişler, ilaçlar, ihtiyaçlar motosikletlerle adreslere ulaştı. O dönemde bu araçlar hayat kurtarıcıydı, belki de birer kahramandı.

Ancak pandemi bitti, ama motosiklet furyası bitmedi. Hatta işin acı yanı, bu furya hayatımızın bir kabusuna dönüştü. Tahminimce ülkemizde ve dünyada pandemi sonrası en çok rağbet gören araç motosiklet oldu. Ama bu rağbet, ne yazık ki beraberinde kontrolsüz bir kalabalığı, kuralsız bir sürücü ordusunu getirdi. Şu anda trafikte gördüğümüz her üç motosikletten ikisi, bir motokurye ya da kurye gibi davranan bir sürücü. Geriye kalan üçte birlik azınlık ise kurallara uyan, gerçekten bilinçli motosiklet severler. Onları tenzih ederim; ama maalesef onlar kaybolmuş durumda.

Peki bu kaos nereden kaynaklanıyor? Sokaklara çıktığınızda manzara içler acısı: Ters yönden gelen kuryeler, yaya kaldırımında adeta slalom yapanlar, kırmızı ışıkta hiç durmayıp “benim için yeşil” diyenler, trafik levhalarını süs eşyası gibi görenler, araçların arasında zikzak çizerek hem kendi hayatlarını hem de başkalarının canını tehlikeye atanlar... Say say bitmez. Her gün sosyal medyada üç kaza haberinden ikisi motosiklet kazası. Bu sadece bir istatistik değil, her biri bir can kaybı, bir sakatlık, bir ailenin yıkımı demek.

En vahimi ise, kural ihlali yapıldığında sürücülerin savunması. Kaldırımda yürüyen bir vatandaşa neredeyse çarpan kuryeye “Ne yapıyorsun?” diye sorduğunuzda aldığınız cevap: “Paketi yetiştirmem gerek, ekmeğimin peşindeyim.” Bu cevap o kadar masum ve o kadar acımasız ki, insan ister istemez kendini sorgulamaya başlıyor: “Ben bir yaya olarak kaldırımda ne yapıyorum?” diye. Şaka bir yana, bu savunma ne yazık ki sorumluluğu ortadan kaldırmıyor. Ekmek parası kutsaldır, ama başkalarının canını tehlikeye atmak hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamaz.

Bu noktada devlete ve yetkililere büyük görev düşüyor. Artık bu mesele bir trafik sorunu olmaktan çıkmış, bir kamu güvenliği meselesi haline gelmiştir. Alınması gereken önlemler ivedilikle uygulanmalıdır.

Artık bu kaosun son bulması için sesimizi yükseltme vakti. Çünkü bir gün, o kuralsız kuryenin çarptığı kişi biz olabiliriz. Ya da daha kötüsü, sevdiklerimiz. Ne yazık ki, pandemi bitti ama bela hâlâ sokaklarda. Ve bu belayı durduracak olan, sadece cezalar değil, hepimizin vicdanı ve sorumluluğudur.

Kurallara uyan tüm motosiklet sürücülerini ve motokuryeleri saygıyla selamlıyorum. Sizler bu kaosun içinde bir umut ışığısınız. Ne olur, sesiniz çığlığımız olsun.