Fenerbahçe için “tamam mı, devam mı?” niteliğinde bir 90 dakika geride kaldı. Daha önce eline geçen fırsatları değerlendiremeyerek kendini dezavantajlı bir konuma iten sarı-lacivertliler, Beşiktaş karşısında 90+6’da bulduğu golle yarışın içinde kalmayı başardı. Kaçan onca fırsata rağmen tartışmalı bir penaltı ile kazandı Tedesco’nun takımı.
Maçın başlangıcında Domenico Tedesco herkesi şaşırtan tercihler yaparak ilk 11’i sahaya sürdü. Milli takım performansıyla çıkış yakalayan İsmail Yüksek ve formda Kerem Aktürkoğlu’nun yedek kulübesinde başlaması, henüz sakatlıktan yeni çıkan Semedo’nun ise ilk 11’de yer alması dikkat çekiciydi.
Fenerbahçe orta sahada Beşiktaş’a ciddi bir üstünlük kurdu. Kante ve Guendouzi ikilisi sahada adeta basmadık yer bırakmadı. Ancak buna rağmen sarı-lacivertlilerin geriden oyun kurarken zorlandığını söylemek gerekiyor. Özellikle Guendouzi’nin topla çıkışlarında yaşanabilecek top kayıpları rakibe baskı ve topu geri kazanma hususunda orta alanı zayıflatıyor. Bu sebeple geriden stoperlerle çıkmayı düşünüyor Fenerbahçe. Bu da oyunu biraz yavaşlatıyor.
Skriniar ve Oostervolde’nin pas bağlantılarıyla Asensio’ya ulaşan toplar, zaman zaman etkili hücumlara dönüştü. Ancak Fenerbahçe adına gecenin en büyük talihsizliği Asensio’nun sakatlanması oldu. Bu noktada teknik heyetin tercihi tartışmaya açık.
Alman teknik adam oyuna Fred’i dahil etti. Oysa Talisca’nın Asensio’nun yerine kaydırılması ve hücuma Kerem’in eklenmesi daha ofansif bir seçenek olabilirdi. Alternatif olarak İsmail Yüksek de düşünülebilirdi. Ancak maç sonu açıklamalara göre İsmail’in son antrenmanda darbe aldığı ve fedakârlık yaparak kulübede yer aldığını basın toplantısında söyledi Tesesco. Bu da aslında neden oyuna alınmadığını açıklıyor.
Fenerbahçe, Beşiktaş’ın hem hücum hattına hem de orta sahasına karşı ciddi bir üstünlük kurdu. Kaçan pozisyonlar bu üstünlüğün en net göstergesiydi. Nene, Cherif, Kerem ve yine Cherif ile yakalanan net fırsatlar değerlendirilemedi. Böyle bir maçta 4 net gol kaçırmak büyük bir eksiklik. Yinede kaçan goller ve Beşiktaş’a minimum pızisyon vermek maçın genelinde Fenerbahçe’nin oyun üstünlüğünü özetler nitelikteydi. Öte yandan kaleci Ersin’in de kariyer gecelerinden birini yaşadığını aöyleyip hakkını teslim etmek gerekiyor.
Her fırsatta dile getirdiğim gibi, Fenerbahçe’nin en büyük problemi gol yollarındaki etkisizlik. Bu durum Kasımpaşa, Antalyaspor ve Beşiktaş maçlarında bir kez daha net şekilde ortaya çıktı. Eğer sarı-lacivertliler bu kadar net pozisyonları gole çevirebilseydi bugün ne puan farkını konuşuyor olurduk ne de “acaba ikincilik kaçar mı?” endişesini.
Bu noktada gözler ister istemez ara transfer dönemine çevriliyor. Hücum hattına gerekli takviyenin yapılmamış olması, bugün yaşanan sıkıntının temel sebeplerinden biri.
Maçın hakemine de ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Yasin Kol karşılaşmayı adeta bir trafik polisi gibi yönetti. Sürekli çalan düdükler oyunun ritmini bozdu. Oyuncular üzerindeki etkisi de hissedildi. Duran toplarda yaşanan tekrarlar ise ayrı bir tartışma konusu. Bir hakemin, “top hareketli” gerekçesiyle duran topu üç kez tekrarlatması alışılmış bir durum değil. Tamamen oyunu yavaşlatan takıntılar bunlar.
Uzatma dakikalarında verilen penaltı ise maçın en çok konuşulan anı oldu. Pozisyonu değerlendirdiğimizde müdahalenin dışarıda başladığı ancak ceza sahası içinde devam ettiği görülüyor. Beşiktaşlı Agbadou’nun, Nene’nin sağ bileğine yaptığı müdahale penaltı kararını doğurdu. Burada kritik nokta, topun Nene’nin oynayabileceği mesafede kalması. Eğer top kontrol edilemeyecek şekilde uzaklaşmış olsaydı penaltıdan söz etmek mümkün olmayacaktı.
Nitekim bu pozisyon, hakem yorumcularını da ikiye böldü. Kimi penaltı derken, kimi karara karşı çıktı. Böyle gri alanlarda ise son söz her zaman hakemindir. Tartışmalar sürecek olsa da, futbolun doğasında bu tür kararların olduğunu kabul etmek gerekiyor.
Sonuç olarak derbileri kazanan Fenerbahçe yeni bir zafer daha aldı ve son haftalara hala acaba olur mu diyerek girdi.
Maçın Üçlüsü
Nene - Kante - Guendouzi