Haftanın ilk günü… Yeni bir haftaya başlarken, tüm okurlarıma güzel bir hafta diliyorum. Bu haftanın ilk yazısına, geçtiğimiz Cuma günü katıldığım bir toplantının izleriyle başlamak istedim.

Esenyurt’ta, kadınların yan yana geldiği bir masadaydım.
Dinlediklerim, gördüklerim ve hissettiklerim, bu haftaki yazımın konusu oldu.
Çünkü o masada konuşulanlar, sadece bir günün değil, bir ülkenin meselesiydi.
Anlatılanlar tanıdıktı, hisler ağırdı ama o masada güçlü bir şey vardı: dayanışma.
Cuma günü Esenyurt Kent Konseyi Kadın Meclisi’nin toplantısındaydım.
Toplantıya öncülük eden isim, Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Çiğdem Çınar’dı.
Çiğdem Çınar’ı sadece bir başkan olarak tanımlamak eksik kalır.
O, hem iş hayatında hem sivil toplumda üreten, sahada olan, “lafla değil emekle” var olan bir kadın aktivist.
Masanın tonu da biraz onun duruşunu yansıtıyordu zaten: gösterişsiz ama güçlü.
Esenyurt Kent Konseyi Kadın Meclisi gönüllülük esasına dayalı çalışan bir yapı.
Yaklaşık 600’e yakın üyesi var.
Ve bu üyelerin önemli bir kısmı, bizzat desteğe ihtiyacı olan, dezavantajlı kadınlar.
Ama şunu özellikle söylemeliyim:
Bu masada “aciz” kadınlar yoktu.
Yorulmuş, yıpranmış ama güçlü kadınlar vardı.
Biz kadın gazeteciler olarak oradaydık. Dinledik. Not aldık. Ama en çok da tanıklık ettik.
Eşinden ayrılmış, çocuklarını tek başına büyüten anneler…
Ekonomik zorluklarla mücadele edenler…
Her hikâye başka, ama hisler tanıdıktı.
Bir noktada cümle netleşti:
“Bizim derdimiz siyaset değil. Bizim derdimiz kadın.”
Toplantıda özellikle altı çizilen bir konu vardı.
Esenyurt Kent Konseyi Kadın Meclisi’yle ilgili bir algıdan söz ettiler.
Sanki bir siyasi partinin uzantısıymış gibi…
Oysa masaya baktığınızda bu algının ne kadar gerçek dışı olduğunu anlamak zor değil.
Farklı siyasi görüşlerden, farklı hayatların içinden gelmiş kadınlar yan yana oturuyordu.
Ama orada parti kimliği konuşulmuyordu.
Çünkü şiddetin partisi yok.
Yoksulluğun ideolojisi yok.
Yalnızlığın rengi yok.
Kadın Meclisi tam da bu yüzden siyaset üstü bir yerde duruyor.
Ama bu, ülkede yaşanan dertlere sırt dönmek anlamına gelmiyor.
Aksine, dertlerin tam ortasında durmak demek.
Toplantıda en çok duyduğum cümlelerden biri şuydu:
“Biz daha görünür olmak istiyoruz.”
Yaptıkları çalışmalar var.
Dezavantajlı kadınlara ulaşmaya çalışıyorlar.
Destek mekanizmaları kuruyorlar.
Ama bunların duyulmasını istiyorlar.
Bu noktada açıkça destek talep ettiler.
Biz kadın gazetecilerden…
“Sesimizi duyurmamıza yardımcı olun” dediler aslında.
Ve eklediler: “biz konuşulmayanı konuşmak için buradayız”
“Görünmeyeni göstermek için buradayız.”
Çiğdem Çınar, bundan sonraki süreç için yapılan istişarelerden de bahsetti.
Kadın Meclisi, önümüzdeki dönemde “ilham veren kadınlar” başlığı altında, başarı hikâyelerini görünür kılmak istiyor.
Hayatını kendi emeğiyle kurmuş, ayakta kalmış, başarmış kadınların hikâyeleri paylaşılacak.
Rol model olsun diye.
“Ben de yapabilirim” duygusu başkalarına geçsin diye.
Çünkü kadınlar birbirinin rakibi değil.
Kadın, kadının ilhamı.
Masada en çok hoşuma giden şeylerden biri de buydu.
Birbirini küçümseyen değil, birbirini tutan kadınlar vardı.
Toplantı bittiğinde defterimde notlar vardı ama aklımda daha çok his kalmıştı.
Esenyurt’ta çok fazla dezavantajlı kadın var.
Ama çoğu görünmüyor.
Çünkü konuşmaya cesaret edemiyor.
Çünkü ekonomik olarak bağımlı.
Çünkü yalnız.
Kent Konseyi Kadın Meclisi’nin yapmak istediği tam olarak bu.
Daha çok kadına ulaşmak.
Daha çok hikâyeye dokunmak.
Sessiz kalanı yalnız bırakmamak.
Masa da ki kadınlardan biri “Annelere ulaşırsak, çocuklara da ulaşırız” dedi.
Çünkü biliyordu kadın güçlenirse, hayat da toparlanıyor.
Bir not daha var defterimde:
“Kadın kadının kurdudur klişesi.”
Bu masada o klişe yoktu.
Çünkü masada ki kadınlar birbirlerine kurt olmayı değil, yurt olmayı seçmişlerdi.
Kadın kadının kurdu değil.
Kadın, kadının yurdudur.
Eve dönerken şunu düşündüm
Bu ülkede kadın olmak hâlâ zor.
Hâlâ eşitsizlik var.
Hâlâ cinsiyet ayrımı var.
Ama bir de böyle masalar var.
Birbirine yaslanan kadınlar var.
“Biz buradayız” diyen kadınlar var.

Esenyurt Kent Konseyi Kadın Meclisi de tam olarak bunu söylüyor aslında:
Biz buradayız.
Görünmeyeni görünür kılmak için buradayız.
Sessizliğe ses olmak için buradayız.
Kadınlar bir araya geldiğinde, sadece konuşmuyorlar.
Birbirlerinin yükünü de hafifletiyorlar.
Belki de en kıymetlisi bu.