Beşiktaş’ta bir dönemin daha perdesi kapandı. Süper Lig’i dördüncü sırada tamamlayan siyah-beyazlı takımda, teknik direktör Sergen Yalçın ile karşılıklı anlaşarak yollar ayrıldı.
Bu ayrılık, sadece bir sezonun değil, aynı zamanda bir efsanenin yeniden yazılmaya çalışıldığı ancak beklenen mutlu sona ulaşılamayan ikinci bir maceranın da hikâyesidir.
Sergen Yalçın, Beşiktaş’ın efsanevi 10 numarası olarak sahalardan soyunma odasına, oradan da teknik direktör koltuğuna uzanan yolda ilk döneminde büyük bir başarıya imza atmış, takımı Süper Lig ve Türkiye Kupası zaferlerine taşımıştı. O günlerin coşkusu, Kartal’ın yuvasında hâlâ unutulmuş değil. Ancak futbolda başarılar ne kadar parlaksa, beklentiler de bir o kadar kısadır. İkinci dönem, 30 Ağustos’ta Ole Gunnar Solskjaer’in ardından başladığında, taraftar yine umutluydu. Fakat bu kez kimyada bir eksiklik vardı.
Sezon boyunca alınan sonuçlar ortada: 122 resmi maç, 67 galibiyet, 22 beraberlik, 33 mağlubiyet. İstatistikler ilk bakışta fena görünmese de, özellikle ikinci dönemdeki performans düşüklüğü, oynanan oyundaki kimlik kaybı ve kritik maçlardaki başarısızlıklar, Sergen Yalçın’ı yeniden tahtının zirvesinden indirdi. Kupa’da Konyaspor karşısında alınan hayal kırıklığı yaratan sonuç, bardağı taşıran son damla oldu. O maçın ardından yükselen eleştiri dalgası ve giderek büyüyen taraftar baskısı, tecrübeli hocanın omuzlarında bir yük haline geldi.
Beşiktaş, bir zamanlar “Kara Kartal” ruhunu yeniden yakaladığı Sergen Yalçın’la bu kez tam tersi bir istikamete savruldu. Ligde dördüncülük, Avrupa hedefi olan bir camia için ne yazık ki teselli değil, buruk bir veda vesilesiydi. Başkan Serdal Adalı ile yapılan toplantıda, hem mevcut durum hem de gelecek planlaması masaya yatırıldı. Anlaşılan o ki, iki taraf da yolun burada ayrılmasının herkes için daha sağlıklı olacağı konusunda hemfikirdi.
Sergen Yalçın, Beşiktaş tarihine sadece futbolculuğuyla değil, aynı zamanda şampiyonluk yaşatan hocası olarak da adını yazdırdı. Ancak futbol acımasız bir sektör. Dünün kahramanı, yarının sorgulanan ismi olabiliyor. Onun ayrılığı, Beşiktaş’ta uzun süre tartışılacak bir konu başlığı olarak kalacak. Taraftarın kalbindeki yeri ise asla tamamen silinmeyecek. Ama artık yeni bir sayfa açılmalı. Çünkü Beşiktaş, bu ligin devi olarak yeniden ayağa kalkmak, kaybettiği ruhu bulmak zorunda.
Ve Sergen Yalçın? Muhtemelen bir süre sessiz kalacak, sonra yeniden bir yerlerde karşımıza çıkacak. Çünkü onun gibi karakterler futbolun sahasından uzak duramaz. Vedalar hüzünlüdür, ama bazen de zorunludur. Beşiktaş’ta bir Sergen Yalçın devri daha kapandı. Geride iki kupa, 122 maç, 226 gol ve unutulmaz bazı geceler kaldı. Gerisi, herkes için yeni başlangıçların özlemi...