Hayatta bazen yakaladığımız tek bir fırsat, tek bir an, bütün gidişatı değiştirebilir. Yeni bir iş, önemli bir tanışma, kendimizi gösterebileceğimiz, fark edilebileceğimiz bir proje ya da uzun zamandır hayalini kurduğumuz bir başlangıç… Gelgelelim, fırsatın karşımıza çıkması yeterli değildir. Önemli olan, o fırsatı değerlendirecek hazır bulunuşluğa sahip olup olmadığımızdır.
Bu konuda benim en iyi öğretmenim spor oldu.
Altı yaşında yelkenle tanıştım. Yıllar boyunca yarışlara katıldım, Türkiye şampiyonlukları yaşadım ve ülkemi uluslararası yarışlarda temsil ettim. Dışarıdan bakıldığında başarı, yarış günü elde edilen sonuçtan ibaret görünebilir. Oysa asıl hikâye çok daha önce başlar: Antrenmanlarda, tekrarlarla geçen saatlerde, vazgeçmediğiniz günlerde ve kimsenin görmediği hazırlık süreçlerinde…
Yarış günü geldiğinde önünüze bir fırsat çıkar. O fırsatı değerlendirebilmeniz, o ana kadar ne kadar emek verdiğinizle doğrudan ilişkilidir. Spor bana yalnızca kazanmayı değil, hazır olmanın kıymetini de öğretti.
Bence hayatın diğer alanlarında da durum farklı değil. Bazen doğru zamanda doğru yerde olduğumuzu düşünürüz. Oysa yalnızca orada olmak yeterli değildir. Bilginiz, deneyiminiz, becerileriniz ve cesaretiniz sizi o fırsata hazır hâle getiren unsurlardır.
Peki, hazır olmak ne demektir? Her şeyi bilmek, kusursuz olmak ya da kendimizi yüzde yüz hazır hissetmek midir? Elbette hayır. Hazır olmak; eksiklerimizin farkında olmak, kendimizi geliştirmeye devam etmek ve gerektiğinde sorumluluk almaktan çekinmemektir. Çünkü bazen fırsatı kaçırmamıza neden olan şey yetersizliğimiz değil, kendimize yeterince inanmamamızdır.
Sporun burada çok önemli bir rolü var. Düzenli antrenman yapmak bize yalnızca fiziksel güç kazandırmaz; disiplinli olmayı, hedef belirlemeyi, zorlandığımızda devam etmeyi ve başarısızlıktan sonra yeniden başlamayı da öğretir. Bu alışkanlıklar hem spora hem de hayatın diğer alanlarına yansır. Spor uzun bir yolculuktur ve iyi sporcular, başarının bir günde elde edilmeyeceğinin farkındadır.
Fırsat geldiğinde hazır olmak istiyorsak, fırsat henüz ortada yokken kendimize yatırım yapmalıyız. Yeni şeyler öğrenmeli, farklı deneyimlere açık olmalı ve konfor alanımızın dışına çıkmayı göze almalıyız.
Karşımıza çıkacak fırsatın ne zaman ve ne şekilde geleceğini bilmemiz mümkün değildir. Ama o gün geldiğinde ne kadar donanımlı olacağımız bizim kontrolümüzdedir. O gün nasıl biri olacağımızı, bugün atacağımız adımlar belirler.
Unutmayalım ki her fırsatı değerlendiremeyebiliriz. Bazen şartlar uygun olmaz, bazen kendimizi istediğimiz gibi ortaya koyabileceğimiz bir gün geçirmeyiz, bazen de istediğimiz sonucu bizim dışımızda gelişen sebeplerden dolayı alamayabiliriz. Fakat sürekli aynı noktada kalıyor ve önümüze çıkan fırsatları değerlendiremediğimiz için üzülüyorsak kendimize şu soruyu sormalıyız: Ben gerçekten istediğim şey için hazır mıyım?
Unutmayın ki şans kapıyı her an çalabilir. Önemli olan, şansın gelmesi değil, geldiğinde ona ne kadar hazır olduğumuzdur.