Zayıflama İğneleri Hayatımıza Girdi, Spor Rafa mı Kalktı?Hepimiz istiyoruz ki çok çalışmadan para kazanalım, hiç yorulmadan kilo verelim.

Aslında bu biraz insanın doğasında var. Kolay olanı istiyoruz. Kısa yolu bulduğumuzda neden daha fazla uğraşalım ki?

Kilo verme konusunda da durum biraz böyle. Son dönemde zayıflama iğneleri hayatımıza girdi ve özellikle hızlı kilo vermek isteyen birçok kişi bunlara yönelmeye başladı.

Bir önceki yazımda sporu sadece kilo vermek ve daha ince görünmek için yapmamamız gerektiğinden bahsetmiştim.

Çünkü bence ilk hedefimiz sağlıklı bir beden oluşturmak olmalı.

Elbette bazı insanlar için zayıflama iğneleri, doktor kontrolünde uygulandığında gerekli ve uygun bir tedavi yöntemi olabilir .Benim dikkat çekmek istediğim nokta ise çevremizden duyduğumuz tavsiyelerle, arkadaşımız kullandı ve çok kilo verdi diye ya da sosyal medyada gördüğümüz sonuçlara özenerek kendi kendimize karar vermemiz.

Çünkü burada gözden kaçırdığımız çok önemli bir şey var:

Kilo verirken sadece yağ kaybetmiyoruz. Kaslarımızı da kaybedebiliriz.

Bir spor eğitmeni olarak benim için en önemli konulardan biri tam da bu.

Kaslarımızı korumak.

Çünkü tartıda daha düşük bir rakam görmek güzel olabilir ama o rakam bize bedenimizin gerçekten ne durumda olduğunu tek başına anlatmıyor.

Özellikle 30'lu yaşlardan itibaren kaslarımızı korumaya daha fazla önem vermemiz gerekiyor. Yaş aldıkça kas kaybı zaten hayatın doğal bir parçası haline geliyor.

O yüzden ben kilo vermek isteyen birine sadece “kardiyo yap” demiyorum.

Evet, yürüyüş yapalım. Koşalım. Bisiklete binelim. Hareket edelim.

Ama direnç antrenmanını da mutlaka hayatımıza dahil edelim.

Ağırlık çalışmak sadece daha sıkı görünmek için değil. Güçlenmek, kaslarımızı korumak ve günlük hayatta daha rahat hareket edebilmek için de önemli.

Ben iyi bir kilo verme sürecine şöyle bakıyorum:

Yağlarımız azalırken kaslarımızı mümkün olduğunca koruduğumuz, gücümüzün de arttığı bir süreç.

Bunun için de önce hayatımızda bazı temel alışkanlıklar oluşturalım.

Daha dengeli beslenelim.

Yeterli protein almaya çalışalım.

Gün içinde daha fazla hareket edelim.

Kardiyo yapalım.

Ve haftamıza mutlaka birkaç gün direnç antrenmanı ekleyelim.

Bunun için profesyonel sporcu olmaya hiç gerek yok. Spor salonunda saatler geçirmek de gerekmiyor. Önemli olan bunu sürdürebilmek.

Çünkü bence en zor olan spora başlamak değil, sporu hayatımızın bir parçası haline getirmek.

Bir de sabırlı olmayı öğrenmemiz gerekiyor.

Bir anda birkaç kilo verip sonra kısa sürede geri almak yerine, bedenimize zaman tanımak çok daha değerli. Yavaş ilerliyor gibi görünse bile sürdürebildiğimiz bir sistem, birkaç haftada verdiğimiz kilodan çok daha kıymetli.

Peki zayıflama iğnesi kullanıyorsanız?

O zaman da spor rafa kalkmamalı.

Tam tersine, kas kütlenizi korumak için direnç egzersizlerine mutlaka yer vermelisiniz.

Çünkü burada amacımız sadece kilo vermek değil.

Kilo verirken gücümüzü, hareket kapasitemizi ve mümkün olduğunca kaslarımızı da korumak.

Zayıflama ilaçları konusunda da benim düşüncem çok net:

Kendi kendimize karar vermeyelim.

Bir arkadaşımıza iyi gelen şey bize iyi gelmeyebilir. Sosyal medyada gördüğümüz bir sonuç, bizim bedenimiz için doğru olduğu anlamına gelmez. Böyle bir tedavi düşünülüyorsa önce bir doktora danışmak, gerekli değerlendirmeleri yaptırmak ve süreci kontrol altında yürütmek çok daha doğru.

Çünkü sağlık konusunda kolay yol ararken, bedenimizin başka bir ihtiyacını gözden kaçırmayalım.

Sonuçta mesele sadece “kaç kilo verdim?” değil.

Kaslarımı koruyabildim mi?
Güçlendim mi?
Daha rahat hareket ediyor muyum?
Bu düzeni hayatım boyunca sürdürebilir miyim?

Bence kendimize asıl bunları sormalıyız.

Çünkü sağlıklı olmak sadece zayıf olmak değil.

Güçlü olmak.
Hareket edebilmek.
Ve sağlıklı yaş alabilmek.