Milli Takım o kadar kötü yönetiliyor ki artık aynı şeyleri konuşmaktan yorulduk.

Dünya Kupası’ndaki kötü sonuçların ardından teknik ekiple yolları ayırmayan Türkiye Futbol Federasyonu yönetimi, diğer tarafta ise takıntılı olduğu oyunculardan vazgeçmeyen, adeta “evlatçılık” anlayışıyla kadro kuran ve Türkiye’de karşılığı olmayan, forvetsiz oyun sistemini ısrarla milli takıma dayatan Vincenzo Montella…

Sonuç ortada.

İtalya karşısında 30 dakikada 3-0 geriye düşen bir Milli Takım’ın bunu açıklayabilecek hiçbir bahanesi olamaz.

Üstelik karşımızdaki İtalya, yıllardır alıştığımız o büyük İtalya değil. Son üç Dünya Kupası’na katılamayan, Bosna-Hersek karşısında Dünya Kupası play-off’unda elenerek büyük hayal kırıklığı yaşayan bir İtalya’dan söz ediyoruz.

Bursa seyircisini ayrıca tebrik etmek gerekiyor.

Bursa halkı futbolu biliyor. Maç boyunca yükselen “Montella istifa” sesleri aslında sahadaki gerçeğin tribündeki karşılığıydı. Çünkü biraz futbol aklı olan herkes bu oyunun Türkiye’ye fayda sağlamadığını görüyor.

Son beş milli maçta yalnızca ABD’yi yenebilen, kendisinden çok daha küçük futbol ülkelerine karşı bile puan kaybeden bir Milli Takım’ın başında hâlâ aynı teknik direktörün bulunması artık ciddi şekilde sorgulanmalı.

İbrahim Hacıosmanoğlu yönetimine yönelik eleştirilerin önemli bir bölümünün de Montella’ya verilen destek üzerinden şekillendiğini düşünüyorum.

“HANGİ SEVİYE?”

Montella maç sonrasında “Üç günde bir bu seviyede oynamaya alışkın değiliz” dedi.

Peki hangi seviyeden bahsediyoruz?

Dün sahaya çıkan İtalya’nın oyuncularına bakalım.

Kayode’nin ilk milli maçıydı. Kenan Yıldız’ın değil, Esposito’nun ilk milli maçlarından biriydi. Raspadori’nin kulüp seviyesindeki durumu ortada. Atalanta’da forma mücadelesi veren Cambiaghi ve Fagioli gibi isimlerden bahsediyoruz.

Yani karşımızda yenilmez, erişilmez bir futbol ülkesi yoktu.

Biz ise ilk 30 dakikada 3 gol yedik.

Bunun adı kafa olarak dağılmaktır.

KADRO TERCİHLERİ DE SORGULANMALI

Ferdi Kadıoğlu gibi bir oyuncunun bu maçta forma giymemesi, yerine kendi takımında maçlara çoğunlukla sonradan dahil olan Eren Elmalı’nın tercih edilmesi sorgulanmayacak mı?

Kadrodaki tek doğal santrfor Deniz Gül yedek beklerken, milli takımda forvet oynadığında yeterli katkıyı veremeyen Barış Alper Yılmaz’ın ısrarla ileri uçta kullanılması ne kadar doğru?

Kerem Aktürkoğlu’nun da yine doğal pozisyonundan uzaklaştırılarak forvette oynatılması ve ardından forvet performansı nedeniyle eleştirilmesi ne kadar adil?

Bunların hepsinin teknik direktör tercihi olduğunu artık konuşmamız gerekiyor.

Trabzonspor’da sezonun en formda yerli oyuncularından biri olarak gördüğüm Mustafa Eskihellaç’ın kadroda olmaması da ayrıca düşündürücü.

Adil Demirbağ kadroya çağrılıyor ancak süre alamıyor.

İlhan Fakılı gibi formda isimlerin, genç oyuncuların neden değerlendirilmediği, Aral Şimşir gibi isimlerin neden kadroya alınmadığı da sorulmalı.

Ve Samet Akaydın…

Bu oyuncunun neden hâlâ milli takım havuzunda olduğunu bana birilerinin futbol üzerinden izah etmesi gerekiyor.

Berke Özer meselesinde ise başka bir tartışma var.

Bir oyuncunun milli takım kadrosuna çağrılıp oynatılmaması, kendisinden önce tercih edilen isimleri sorgulamasına neden olabilir. Elbette bir milli oyuncunun davranışlarının da sınırları vardır. Saygısızlığı kabul edemeyiz.

Ama bir taraftan da oyuncuya “Sen Fransa’da yılın kalecisi seçildin, milli takıma çağrıldın ama senden önceki isimler oynayacak” denildiğinde ortaya çıkan tabloyu da sorgulamak zorundayız.

Artık milli takımda düzen değişmeli.

Dört büyüklerin ya da menajerlerin oluşturduğu dengeler üzerinden değil, formda olan ve milli takımı hak eden oyuncular üzerinden kadro kurulmalı.

SAHADA NE OYNADIK?

Dün sağ kanatta neredeyse hiçbir üretkenlik gösteremedik.

Savunma kurgumuz zayıftı.

Orta sahada yaratıcılık yoktu.

Hücumda topu tutamadık.

Rakibe baskı kuramadık.

Oyunun hiçbir bölümünde kontrolü tamamen elimize alamadık.

Sakatlıktan yeni dönmüş Orkun Kökçü’nün hemen böyle bir maçta kullanılması da ayrıca tartışılması gereken bir tercihti.

Buna rağmen sahada ayakta kalan birkaç oyuncu vardı.

Arda Güler bunların başında geldi.

Oğuz Aydın da özellikle ikinci yarıda Milli Takım’ın üretmeye çalıştığı anlarda önemli işler yaptı.

Ozan Kabak da gösterdiği mücadeleyle öne çıkan isimlerden biriydi.

BURASI MİLLİ TAKIM

Bunu özellikle söylemek istiyorum:

Burada takımcılık yapmıyorum.

Fenerbahçe de benim takımım, Galatasaray da, Beşiktaş da, Trabzonspor da, Samsunspor da, Konyaspor da…

Milli takım söz konusu olduğunda kulüp formalarının hiçbir anlamı yok.

Ama tam da bu yüzden bazı şeylerin yanlış olduğunu söylemek gerekiyor.

Cesur olmak gerekiyor.

Milli takıma çağrılan oyuncunun kim olduğuna değil, ne durumda olduğuna bakmalıyız.

Formda olan oynayacak.

Hak eden kadroya girecek.

İyi oynayan forma giyecek.

Bunun dışında bir kriter varsa da artık Türk futbolunun bunu açıkça konuşması gerekiyor.

MONTELLA İLE YOLLAR AYRILMALI

Benim düşüncem net:

Vincenzo Montella ile ivedilikle yolların ayrılması gerekiyor.

Çünkü artık sadece alınan sonuçları değil, oynanan futbolu da konuşuyoruz.

Ve oynanan futbolun Türkiye Milli Takımı’nın oyuncu grubuyla örtüşmediği çok açık.

Montella’nın sürekli olarak üç büyüklerin ya da dört büyüklerin teknik direktör adayları arasında anılması da bana göre ayrıca ilginç.

Bu oyun formatını Türkiye’deki dört büyük kulüpten birine uygulamaya kalksa ikinci maçı görebilir mi, gerçekten merak ediyorum.

PEKİ MONTELLA GİDERSE?

Burada da aynı hataya düşmemek gerekiyor.

Montella gönderilecekse eski milli takım teknik direktörlerinden birine yeniden dönülmemeli.

Yeni bir sayfa açılmalı.

Liyakatli, kendi futbol düşüncesi olan, menajer ilişkilerinden bağımsız hareket edebilecek ve kendi sistemini Milli Takım’a uygulayabilecek bir teknik adam tercih edilmeli.

Benim bu noktadaki ilk adayım Aykut Kocaman.

Şampiyonluk yaşamış, Türkiye Kupası kazanmış, Avrupa’da ve Türkiye’de yıllarca önemli seviyelerde takım çalıştırmış bir teknik adamdan bahsediyoruz.

“Kocaman uzun süredir takım çalıştırmıyor” denilebilir.

Peki Aykut Kocaman başka bir dünyada mı yaşıyor?

Futbolun dışında mı kaldı?

Bilgi birikimi, tecrübesi ve teknik adamlık geçmişi ortada.

Kulislerde Selçuk İnan ve Fatih Tekke isimlerinin de konuşulduğunu duyuyoruz. İki teknik adamın da kendi kariyerleri ve başarıları var. Ancak benim açımdan Aykut Kocaman’ın teknik ve taktik bilgi birikimiyle aynı seviyede olduklarını söylemek mümkün değil.

Artık mesele isimler üzerinden takımcılık yapmak değil.

Mesele, Milli Takım’ın doğru yönetilmesi.

Çünkü burası herhangi bir kulüp değil.

Burası Türkiye.

Ve bu forma, kimsenin vazgeçilmezi değildir.

Hak eden giyecek.

Formda olan oynayacak.

Milli Takım, yeniden liyakat üzerinden yönetilecek.

Bunu yapmadığımız sürece aynı tartışmaları daha çok konuşuruz.

MAÇIN ÜÇLÜSÜ

Arda Güler – Oğuz Aydın – Ozan Kabak