Milli takımımız, son iki maçına da 3-4-2-1 dizilişiyle başladı. Hatta beklerimizin fazla çıkmadığını dikkate alırsak, bu formasyona rahatlıkla 5-4-1 de diyebiliriz. Fransa maçı sonrasında da anlatmaya çalışmıştım: Son derece işlevsiz bir diziliş bu.

En uçta gol şansı çok düşük bir santrforumuz (Barış) var. Arda ve Can da bu tuhaf dizilişte yerlerini bulamıyorlar. Zor maçlarda düşünmeden görev verdiği İsmail Yüksek kulübedeydi. Brighton'da her maç oynayan ve son derece başarılı performans sergileyen Ferdi de kulübedeydi. Tabii bir de kaleci sorunu var.

Maçın kahramanı kimdir diye sorulursa, hiç tereddütsüz hakem Michael Oliver derim. Farklı skora bakmadan, konsantrasyonunu hiç kaybetmeden, VAR'a yaslanmadan tüm kararlar bu kadar doğru olabilir mi?

Dün ikinci yarı Arda Güler'in önderliğinde sahaya karakter koysak da yetmedi. Yazık; milli takımımız ciddi bir potansiyele sahip ancak bir türlü organize olamıyoruz ve kırılganız. Kurgumuz yok, planımız eksik.

Vincenzo Montella uzun zamandır burada. Artık her oyuncuyu tanıyor, elinde geniş bir milli oyuncu havuzu olmasına rağmen doğru tercihleri yapamıyor. "24 yıl sonra bizi Dünya Kupası'na götürdü" diyenler futboldan anlıyor mu onu bilemem ancak matematik bilmedikleri kesin.

Montella'ya soruyorum: Başarılı olan Milli Takım'ın kadrosunu neden bozuyorsun? Ferdi, Abdülkerim, İsmail kulübede başlamamalıydı. Fransa maçında kötü oynayan ve İtalya'ya karşı da etkisiz kalan Can Uzun'un yerine Kerem görev yapmalıydı. Montella'nın bozduğu kadro, ilk yarım saatte İtalya'dan 3 tane komik gol yedi.

Bu tabloda en çok üzüldüğüm şey şu: Elimizde gerçekten kaliteli bir oyuncu grubu var. Arda gibi bir yıldız, Ferdi gibi Premier Lig'de kendini kanıtlamış bir bek, İsmail gibi mücadeleci bir orta saha... Ama bunları doğru kurgu içinde kullanamıyoruz. Her maçta farklı bir deneme, her maçta farklı bir arayış. Milli takım teknik direktörlüğü deneme tahtası değildir.

Montella'nın bir an önce oyuncuların doğal pozisyonlarına dönmesi, takımın omurgasını oluşturacak isimleri belirlemesi ve bu isimlere güvenmesi gerekiyor. Aksi halde ne Fransa ne İtalya ne de diğer zorlu rakipler karşısında şansımız olur. Potansiyelimiz var, ama potansiyel tek başına puan getirmiyor.