Mekkeli müşriklerle yapılan Bedir ve Uhud Muharebelerinde olduğu gibi yine bir mart ayı idi.
Yahudi kabilelerinden Benî Nadîr Müslümanlarla yaptıkları anlaşmayı bozarak Peygamber efendimize suikast tertipledikleri için Medine’den çıkarılmıştı. Bunun üzerine Benî Nadîr’in ileri gelenleri Mekke’ye giderek Kureyşlileri Müslümanlara karşı birlikte savaşmaya ikna ettiler.
Kuzeyden Gatafânlılar, Fezâreliler ve Benî Esed, doğudan Benî Süleym, güneyden de Kureyşliler, Benî Kinâne ve Benî Sakîf kabilelerinin Medine’yi üç tarafından çevirerek kuşatacakları haberi Peygamberimize ulaştırıldı. İslam devletini yıkmak için birleşen bütün bu topluluklara Kur’an-ı Kerim’de “ahzâb” denilmiştir ki bölük, taife, grup manasına gelen “hizip” kelimesinin çoğuludur. Söz konusu âyetlerin geçtiği 33. surenin adı da “Ahzâb”dır.
UHUD’DAN ALINAN DERS
Peygamber efendimiz hemen Ashâb-ı kirâmı topladı ve istişare yaptı. Uhud’da alınan dersten sonra kuşatma altında kalmak, açık arazide çarpışmaya tercih edildi ve ittifakla şehrin içeriden savunulması kararlaştırıldı.
Medine’nin bir tarafı sarp dağlarla diğer üç tarafı bahçeler ve bunları birbirinden ayıran çit ve alçak duvarlarla çevrilmişti. Düşmanın bu engelleri aşması zor olup küçük askerî birliklerle bile durdurulması mümkündü. Ancak Kureyş ve müttefiklerinin çokluğu hakkında alınan haberler üzerine savunmayı takviye için ilave tedbirlerin alınmasına karar verildi. Ashâb-ı kirâmdan Selmân-ı Fârisî, “Yâ Resûlallah! Bizim İran diyarında bir şehre düşman hücum ettiği zaman, müdafaa için şehrin etrafına hendek kazmak âdettir. Medine’nin müdafaası için biz de hendek kazalım.” dedi. Selmân-ı Fârisî’nin bu teklifi beğenilip kabul edildi. Derhâl hendeğin kazılacağı yerler belirlendi ve kazı için gerekli malzeme tedarik edildi. Yaklaşık 5,5 kilometre uzunluğundaki hendeğin genişliği 9 metre, derinliği ise 4,5 metre kadardı.
Peygamber efendimiz de hendeğin kazılmasında bizzat çalıştı. Günlerce aç kaldıkları oldu. Açlığını bastırmak için mübarek karınlarına üç taş bağladığı görüldü.
KUŞATMA BAŞLIYOR...
Birkaç haftada tamamlanan hendek kazma işinden hemen sonra 10 bin civarında kişiden oluşan düşman ordusu Medine’ye ulaştı ve karargâhını şehrin kuzeyinde Uhud Muharebesi’nin yapıldığı alanda kurdu. İslam ordusu ise 3000 kişi kadardı.
Bu arada daha önce Hayber’e sürülmüş olan Benî Nadîr’e mensup bir heyet, Medine’de oturan ve Müslümanlarla arası iyi olan Benî Kurayza Yahudilerine gidip onları Müslümanlara karşı hücuma geçmeye ikna etti. Peygamber efendimiz durumu öğrenerek hemen tedbir aldı ve birkaç yüz kişiden oluşan iki birlik göndererek Yahudi mahallelerinin etrafını kuşattı.
HENDEK İŞE YARIYOR...
Kureyşliler ve müttefikleri şehrin etrafında böyle derin ve süvarilerini hücumdan caydıracak genişliğe sahip bir hendekle karşılaşacaklarını hiç düşünmedikleri için şaşırıp kalmışlardı. Müşrikler hendeği geçebilecek dar alanlar arıyor ve hücumlarını yoğunlaştırıyorlardı. Ashâb-ı kirâm bütün güçlüklere rağmen çok büyük bir kahramanlık gösteriyor, bir yandan düşmanların başka bölgelerden şehre sızmasına engel olmaya, bir yandan da onları hendek boyunca etkisiz hâle getirmeye çalışıyorlardı. Muhasara esnasında hendeğin her iki yanında bulunan taraflar birbirlerine ok ve taş yağdırmaktaydı.
GELDİKLERİ GİBİ GİDİYORLAR...
Medine kuşatması bu şekilde bir ay devam etti. Müşrikler kısa sürecek bir savaş için hazırlanmışlardı ve işin uzaması hem askerlerin hem de hayvanlarının yiyecek kaynaklarının tükenmesine sebep oluyordu. Bu arada Hayber Yahudilerinin gönderdiği yirmi deve yükü yiyecek maddesi ve hayvan yemi Müslümanların eline geçti. Ayrıca hava da iyice soğumuştu. O sırada şiddetli bir fırtına çıkarak düşmanın ordu merkezini alt üst etti. Müşrik ordusunun başı Ebû Süfyân, bu şartlar altında sonuç alınamayacağını anlayarak 24 Mart 627 tarihinde Mekke’ye dönmek üzere kuşatmayı kaldırdı.
Bu savaşta müşriklerden dört kişi öldü. Müslümanlardan beş kişi şehit verildi. Peygamber efendimiz harp sahasından Medine’ye dönünce, silâhlarını çıkarmadan hemen savaşın en nazik ânında ihanet eden Benî Kurayza Yahudilerinin üzerine hareket emri verdi.