Bazı dostlar vardır, sessiz sedasız hayatınıza girer ve bir daha asla çıkmaz. İşte simit de öyle… Belki de kadim dostluğumuzun kökleri, 16. yüzyıl İstanbul sokaklarına kadar uzanıyor.

Batılı seyyahların o ilk fotoğraflarına baktığımızda, üç ayaklı sehpalarda, tahta tepsiler içinde bizi selamlıyor. Ama dikkat! O günkü simitler bugünkü gibi altın sarısı, kızarmış değil. Hatta belki pekmeze bile batırılmıyordu. En ilginci? Boyutları! Bisiklet tekerleği büyüklüğünde olanı da varmış, bugünkü ölçülere yakın olanı da. Demek ki simit, zaman içinde sadece lezzetini değil, ebâdını da bizim damak zevkimize göre ayarlamış.

Sonra bu mütevazı ve çıtır dost, Anadolu’nun dört bir yanına yayılmış. Her şehir ona kendi ruhundan, kendi damak zevkinden bir şeyler katmış. Öyle ki bazıları artık coğrafi işaretli, tescilli birer şaheser!

Ankara Simiti: İncecik, küçük, pekmezin büyük bir ustalıkla sırtına yapıştırıldığı koyu renkli bir efendi. Sakın rengine aldanıp “Yanık mı acaba?” demeyin. O esmerlik, pekmezin ustaca kucaklaşmasından gelir.

Bursa Simiti: Hamurunun kaynar pekmez banyosunda demlenmesiyle ayrılıyor kalabalıktan. Adeta bir "termal simit" tedavisi!

İzmir Gevreği: İzmirlinin “simit”e “gevrek” dediği, Balkanlardan gelen bir lezzet mirası. İsmi gibi, normalinden daha çıtır çıtır.

Kastamonu Simiti: En radikal değişiklik onda belki de: “Susamsız!” Kazan simidi, sade simit, kel simit… İsimleri çok, susamı yok. Ama onunla yapılan tiritin lezzeti dillere destan.

Manisa Taban Simidi: Yassı şekliyle adeta “simitlerin pancake’i”. Nohut mayası sayesinde tatlımsı bir lezzeti ve beyaz bir içi var. Tuz eklenmiyor, pekmez sadece renk ve yapıştırıcı görevi görüyor.

Nevşehir Simidi: Dikdörtgene yakın, yuvarlak kenarlı, doğal nohut mayalı. En şaşırtıcı özelliği? Tazeliğini 7-10 gün koruyabilmesi! Bayatlamaya karşı direnen, dayanıklı bir simit.

Demem o ki, simit sadece sabah koşturmasında elde tutulan bir atıştırmalık değil. O, her halkasında bir şehrin hikâyesini, ustalığını ve damak hafızasını taşıyan, çıtır çıtır bir kültür elçimiz. Bir dahaki sefere bir simit ısırdığınızda, sadece susamları değil, yüzyılların birikimini de çıtırdattığınızı hatırlayın. Afiyet olsun!