90’lı yılların en popüler sanatçılarından biri de Şebnem Ferah’tı. Özellikle hayata temiz bir sayfa açmak isteyen herkes için diline pelesenktir ‘Sil Baştan Başlamak Gerek’ şarkısı. Uzun zamandır konser vermiyor kendini biz sevenlerine özletiyordu.

Nedenini merak ediyor acaba kendi dünyasında bir küskünlük mü yaşıyor diye sorup duruyorduk birbirimize. Ve beklenen haber geçtiğimiz hafta geldi. Şebnem Ferah kendi sosyal medya hesaplarından ‘Şimdi ben buraya ne yazsam heyecanımı tarif etmeye yetmeyecek, bir şeyler eksik kalacak. O yüzden kısa tutuyorum.
Buluşana kadar gün sayıyor olacağım. Görüşmek üzere.’ mesajını paylaştı. Ve kamuoyunda büyük bir yer buldu bu mesaj. Biz sevenlerinde de aynı heyecanı, aynı coşkuyu, aynı mutluluğu yaratmayı başardı. Hemen ardından bir haber daha düştü ajanslara ‘Şebnem Ferah’ın bu sene toplam 14 konser vereceği ve ardından albüm çalışmalarına başlayacağı açıklandı.’ Nasıl mutluluk verici bir haberdi bu! Nasıl güzel geldi bir çok insanın yüreğine. Bir insanın seveni olduğu gibi sevmeyenleri de olabilir. İstisnalar kaideyi bozmaz. Herkes herkesi sevmek zorunda değil şu hayatta. Protesto da edenler olmuş, olabilir. Ama genel ve büyük bir kitlenin bu haberi coşkuyla karşıladığı konser biletlerinin saatler içinde tükenmesinden belli. Peki Şebnem Ferah konseri için sadece 30 dakikada 140 bin kişinin sıraya girmesi nasıl bir duygunun eseri olabilir hiç düşündümüz mü! Bu sadece bir müzik tarzının sevenlerinin tepkisi olamaz. Bu olsa olsa yaşanan, yaşatılan duygu yoğunluğunun bir sonucu olabilir. Bu sadece Şebnem Ferah’a duyulan özlem olamaz. Bu o yıllara, o yılların naifliğine, saygınlığına, sakinliğine, sadeliğine duyulan özlem olabilir. Bu sadece bir konser heyecanı da olamaz. Bu o yıllarda yaşanan edebin, adabın, ölçülü coşkunun, yeniden festivaller ve üniversite şenliklerinin atmosferine duyulan heyecan olabilir. Öyle bir nesil ki bir şarkının klibini görmek için saatlerce müzik kanallarının başında bekleniyordu. Öyle bir nesil ki siyah beyaz televizyondan renkli televizyona geçişi tüm komşularla beraber evde bir bayram havası varmış gibi kutladı. Öyle bir nesil ki kredi faiz oranı düşükmüş yüksekmiş aylık vadeymiş hesabını bilmeden akrabadan tanıdıktan altın dolar borçlanıp mal mülk sahibi olmaya çalıştı. Öyle bir nesil ki otelmiş, beş yıldızmış, her şey dahilmiş bilmeden kimin yazlığı varsa bir göz odada alt alta üst üste hep bir arada yıllaca tatil yaptı. Şimdiki zaman gibi her şeye sınırsız erişim, ultra sınırsız her şey dahiller yoktu. Şimdi bugün bu konsere verilen coşkulu tepki sadece bir nostaljiden ibaret olamaz. Olsa olsa öfkeden, ekonomik kaygılardan, her gün ardı arkası kesilmeyen şiddet olaylarından uzak o kendi naif gençliğine, bir arada ufacık şeylerden mutlu olup yaşama refleksine dokunma heyecanı olabilir…

İlkeli Söz; İnsan kendi yaşamadığı dönemin duygusunu küçümsememeli. İnsanların anlamaması çok normal. Çünkü insan hiç yaşamadığı bir kaybın yasını tutamaz.