Yeni bir aya merhaba derken bahar aylarının ilk zamanlarında tomurcuk veren açan ağaçların artık ufak ufak da olsa açan çiçeklerinin bize anlattığı kadim bilgileri fark etmek önemlidir.
Sonuçta bir dünya bir döngü içerisindeyiz ve bu devri daimin bize anlatmaya çalıştığı şeyler var. Ömür sadece anlardan ibaret geçmiş geçmişte kaldı, geleceği bilmiyoruz, zamanımızı geçmişe hayıflanarak ya da geleceğin kaygılarını yaşayarak geçirmek yerine anda kalmak adına ilkeli köşemde siz kıymetli okuyucularıma bir iki kelam da ben etmek isterim. Sultan Süleyman’a kalmamış bir dünyanın kime kalmasını bekleyebiliriz ki!
İki güzel söz, iki hoş sohbet, iki güzel paylaşılan andan ibarettir hayat! Mevlana Celaleddin Rumi ne güzel söylemiş di mi! ‘Kardeşim sen düşünceden ibaretsin, Geriye kalan et ve kemiksin, Gül düşünür gülüstan olursun, Diken düşünür dikenlik olursun. İşte insan böyledir, ağzından çıkana dikkat et derler. Her daim olumlu kelimeler seç, tüm olumlamalar gelip sizi bulsun. Evrene doğru mesajlar vermekten bahseder tüm yaşam koçları. O sebeple ağzından çıkana dikkat etmeyi unutmamalı insan. Ne düşünürsen ona dönersin demiş Mevlana, ne güzel. Güzel düşün, güzel hisset, güzel gör, güzellikleri yaşa. Bu mottodan yola çıkarak ‘İnsanlar sizi sözleriyle aşağı çekmeye çalıştığında, bu olumsuz sözleri öz saygınızın çatlaklarına sızar ve çok geçmeden kendi değerinizi sorgular hale gelebilirsiniz. Kelimeler, özellikle olumsuz olanlar, tohum gibidir: Onları yeterince dinlerseniz kök salmaya başlarlar ve kendinizi algılama şeklinizi etkilerler. Onların seslerinin kendi sesinizi bastırmasına izin vermek, hatta onların fikirlerinin sizin kendiniz hakkındaki anlayışınızdan daha fazla gerçekliğe sahip olduğuna inanmak çok kolaydır. Ama gerçek şu ki: Hiç kimse sizin kim olduğunuzu veya değerinizin ne olduğunu tanımlayamaz. ‘Kişi kendinden bilir işi’ diye boşuna dememişler! Dolayısıyla sizi sadece kendi kelimeleri, kendi kelime dağarcığıyla tanımlayabilir. Kendi beyninin yettigi kadar ifade edip kendi kalbindedeki düşüncelerle tanımlayabilir. Asla bir siz olamaz, sizin ufkunuz, sizin yaşam anlayışınız, sizin deneyimleriniz ile yaşanmışlıklarınızla sizin bu hayattan beklentileriniz, sizin manevi derinliğiniz, manevi gücünüzün size neler yaşattığı, neler düşündürdüğü, neler hissettirdiği ve hayata bakış açınızı asla bilemez, anlayıp idrak edemez. Unutma, sen onların yargılarından, gelip geçici eleştirilerinden çok daha fazlasısın. İçinizde belki şu an gizli kalmış bir güç var, ama o orada ve sizin onu ortaya çıkarmanızı bekliyor. Birisi sizi aşağı çekmeye çalıştığında, bunu sınırlarınızın bir hatırlatıcısı olarak değil, tekrar ayağa kalkmak için ihtiyaç duyduğunuz dayanıklılığın bir hatırlatıcısı olarak alın. Sen başkalarının fikirlerinin ürünü değilsin; Sen hayallerinin, çabalarının ve inançlarının sonucusun. Yani olumsuzluklarla karşılaştığınızda, huzurunuz onu filtreleme gücüne sahip olmalı. Sana hizmet etmeyen şeyleri bırak ve sana güç veren gerçeğe sımsıkı tutun. Dik dur, öz değerini bil, içindeki sese güven ve öz şüphe yerine öz sevgiyi seçmekten asla vazgeçme. Sen başkalarının sana gösterdiği gibi biri değilsin; sen ne olmayı seçersen o'sun.
İlkeli Söz; Murat Bozoğlu’nun
‘Merhaba Yeni Umutlar’ kitabından gelsin; Eskiden herkese yetişmeye çalışan ben, koşturan ben, şimdi kendimden ayrılmıyorum.
Yavaş yavaş, fark ederek yürüyorum. Ve herkesi memnun etmeye çalışan ben, kimselere aldırmadan, kimselere takılmadan,
kendi olmanın verdiği mutlulukla
kendi halimde yaşıyorum. Ah o herkesler yok mu!