Bedensel ve ruhsal sağlığımızı yakından ilgilendiren kaliteli ve sağlıklı bir yaşam sürmemiz adına aslında hızla gelişen teknoloji karşısında yeni araştırmaları yeni çıkan cihazları yakından takip edebilmek adına yine ülkemizde ve dünyada yaşanan son gelişmeleri, yeni araştırmaları sizler için derledim.
Buyursunlar huzurlarınızda. Türkiye’de ilk kez kanseri iki farklı noktadan etkisiz hale getiren bir akıllı ilaç geliştirildi. Boston Üniversitesi, beynin uyku sırasında kendi atık ürünlerini dışarı attığını keşfetti. Beyin omurilik sıvısının derin uyku sırasında dalgalar halinde beyne akarak Alzheimer'a neden olan maddeleri uzaklaştırdığı bu mekanizma, gece boyu uykusuz kalmanın ne kadar tehlikeli olduğunu bilimsel olarak doğruluyor.
Bilim insanları, köpeklerin ömrünü tam anlamıyla yıllar boyunca uzatabilen bir hap geliştirdiler ve bunu 2027'ye kadar piyasaya sürmek için çalışıyorlar. Bu, yaşlı köpekler için özel olarak üretilmiş, günlük alınması gereken, sığır eti aromalı bir ilaç; yaşlandıkça sağlıklı kalmalarını sağlıyor.
Galatasaray Spor Kulübü, futbol, basketbol ve voleybolda 3 ana branşta Avrupa Kupası kazanan ilk ve tek Türk kulübü olarak Türk spor tarihine geçti.
Laboratuvarda kök hücrelerden mini beyinler üretiliyor. Bu minik yapılar, insan beyninin anne karnında nasıl oluştuğunu ve o karmaşık ağları nasıl kurduğunu anlamanızı sağlıyor. Bu çok önemli, çünkü; bugüne kadar hep fareler üzerinden gittik ama insan beyni bambaşka bir dünya. Mesela insan hücreleri, farelere göre 20 kat daha yavaş gelişiyor. Bu yavaşlık ve özel hücre yapımız bizi biz yapan, o yüksek zekayı veren anahtar aslında. Bu mini beyinler sayesinde bu sırrı nihayet çözüyoruz.
Organoidler sayesinde; otizm, şizofreni ve ALS gibi hastalıkların kökenine iniliyor. Hatta bilim insanları farklı beyin bölgelerini birbirine bağlayıp, omuriliği uyardığımızda kaslar nasıl kasılır? diye testler yapıyor. Bu, felç tedavileri için devasa bir umut demek. Bu yıl, tamamen bu laboratuvar beyinlerinde geliştirilen bir ilacın ilk kez insanlı klinik denemelerine geçilmesi bekleniyor. Yani artık deneme-yanılma değil, doğrudan insan beyninin biyolojisine uygun nokta atışı tedaviler ufukta görünüyor.
Vücudumuz, evrenin en sofistike ağlarından biri olabilir. Bilgi mi gönderiyoruz yoksa sadece onu çözümlüyor muyuz? Vücudumuz sadece kablolu olmayabilir,belki de ağ bağlantılıdır. Eğer yapı bilgi taşıyorsa ve bağlantı davranışı tanımlıyorsa o zaman “iletişim” sistem aracılığıyla gerçekleşen bir şey değil; sistemin kendisidir.
Bilim insanları, bağ dokusu artık sadece “destek” olarak görmüyor. O, her hücrenin etrafını saran sürekli, yaşayan bir iletişim ağı gibi davranıyor: mekanik kuvvetleri elektrik sinyallerine gerilimi bilgiye dönüştüren dağıtılmış bir sistem. Sadece sinirler değil. Yavaş kimyasal sinyaller de değil. Fasya, vücudun dört bir yanına yayılmış, gerilimle şekil değiştiren, suyla dolu bir bilgi taşıyan, davranışı koordine eden bir bütün.
İlkeli Söz; Kuyumcu değiliz ama hak edeni çok güzel bozarız.