Bir terapistin anlattıklarına kulak verip yine ufak da olsa hayatlarımızda farkındalık yaratmaya ne dersiniz!
Köşemde defalarca bu konu başlığında yazılar yazdım, yazmaya devam edeceğim. Ara ara da olsa sizlere ve kendime bunları hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğim. Siz, biz, hepimiz düşüncelerimizden ibaretiz. "Her gün tekrarladığımız düşüncelere dönüşürüz. Zihnimiz sürekli olumsuzluk, kıyaslama ve kendinden şüphe duymayla doluysa, eninde sonunda hayatlarımız da bizlere zor gelmeye başlar. Kendimizi zorluklarla baş etmeye çalışırken buluruz. Ve farkında olmadan sürekli hayıflanır dururuz; ‘neden hep benim başıma böyle işler geliyor’ diye. İnsanın duyguları düşman değil, birer elçidir. Korku, bizler için en çok neyin önemli olduğuna işaret eder.
Öfke, sınırlarımızın nerede ihlal edildiğini ortaya çıkarır. Kaygı genellikle, zihnimizin gerçekten olmak istediğimiz yerde olmak, anda kalmak yerine çok ileride yaşadığımızda ortaya çıkar. Daha gerçekleşmemiş milyon tane ihtimali düşünürken buluruz kendimizi. Oysa o kafamızda kurguladığımız sayısız ihtimal sahnenin belki de hiçbiri evet yanlış duymadınız hiçbiri gerçekleşmez. Kaygı denizinde kendimizi çaresizce çırpınırken boğarız.
Zaman zaman yorulur, bunalır, çeşitli çıkış yolları, nefes alacak çırpınışlar gerçekleştiririz. Bunlar kendi kendimizi motive ettiğimiz anlardır. Ama bu motivasyon çabalarımız çoğu zaman hayatımızın akışı içinde gel geç etki yaratır. Kesinlikle güven teşkil etmez, güvenilmezdir. Hayatlarımızı değiştirecek asıl şey hayatlarımıza kazandırdığımız alışkanlıklarımızdır.
İstikrarlı bir şekilde yaptığımız küçük şeyler, kim olacağımızı geçici ilham patlamalarından çok daha fazla şekillendirir. Geçmişimiz bizim kim olduğumuzu anlatmaz. O çıkarılacak bir ders, level atlanılan bir bölüm, kalıcı bir ev inşa edilecek bir yer değil, kendisinden bir şeyler öğrenilip yaşam tarzını şekillendiren bir şeydir. Geçmişin ayak sesleri cılızlığını her daim korumalı, hiç bir zaman adımlarımız olmaya devam etmemelidir. Karşılaştığımız herhangi bir kriz anında biri bizi tetiklediğinde, tepki vermeden önce buna dikkat etmekte fayda var.
Bazen insanlar, hala iyileşmekte olduğunu bile fark etmediğimiz yaraları ortaya çıkarırlar. Verilen tepki aslında en belirgin bilgidir.
Ayrıca kontrol çoğunlukla bir yanılsamadır. Her sonucu, her insanı veya her durumu kontrol edemeyiz. Sayısız ihtimaller silsilesinin içinde yaratacağı şiddetli sarsıntıların sakince ve soğukkanlı bir şekilde geçmesini beklemekten başka çaremiz yoktur. Akıntıya karşı çırpınamazsın, boşa kürek çekmek boşa harcanan enerji bizi hiçbir yere götürmez maalesef.
Sadece nasıl tepki vereceğimizi kontrol edebiliriz. Seçimlerimizi, zihniyetimizi ve hayatımıza kattığı enerjiyi kontrol edebiliriz. Günün sonunda aslında her şey çok basit bir dengede devam ediyor, bakmasını bilip görmek yeterli.
Düşüncelerimiz gerçekliğimizi, gerçekte ne yaşayacağımızı şekillendirir. Alışkanlıklarımız geleceğimizi şekillendirir. Ve seçimlerimiz, dönüştüğümüz kişiyi ortaya çıkarır.’’ Yüksek sesle kendimi seviyorum, güvendeyim, mutluyum demeyi unutmayın lütfen. Kendinize yapabileceğiniz en büyük iyilik birincisi yüksek sesle kendinizle konuşmanız, ikincisi ise kendinize hatırlatacağınız güzel, destekleyici, güven oluşturan cümleler. Unutmayın bunları ben demiyorum, uzmanlar diyor!
İlkeli Söz; Bazen umutlanırsın, olmaz. Olanda olduğu kadar, olmayanda da elbette bir hayır vardır. Olmuyorsa olmuyordur.