O bir televizyon efsanesi, o gazetecilik üstü bir adamdı. Türkiye’ye ancherman kavramını öğreten, tüm Türkiye’nin ağzından çıkacağı sorulara kilitlendiği kişiydi. Ekran enerjisi ile bir döneme damgasını vurmuş, o yıllarda renkli televizyonların hakkını verecek kadar renkli bir kişilikti.

İlk başlarda ülke olarak onu “Reha Muhtar Atina’dan bildiriyor” başlığı ile tanıdık. Yunanistan’da iken briç şampiyonu da olmuş. Haberciliğin haber olduğu yıllarda her akşam ana haberle evlerimize konuk oldu. Özellikle sorduğu sorularla dikkat çekiyor, ilginçliğinin yanı sıra içimizden biri gibi kabul görüyordu. Garip üslubuyla bir gün sonrası herkesin konuştuğu isim olmayı başarıyordu. Haber değil, soracağı sorular beklenirdi ekran başında.
Özel hayatıyla da gündem olmayı başardı hep. Nilüfer ile ardından Deniz Uğur ile olaylı beraberliği, evlilikleri, ayrılıkları ve çocukları magazincilere epey malzeme sağlamıştı. Bugünlerden o yıllara baktığımızda hayatı boyunca mutluluğu arama yolunda gazi olanlardandı. Bir gün bir haber düştü ajanslara; ‘Reha Muhtar merdivenden düştü, yoğun bakıma alındı’ diye. Öğrendik ki oğlunu görememezlikten derin bir üzüntü içindeymiş. İyileşti, toparladı, hastaneden taburcu edildi. Sevindik. Sonrası hayatını idame ettiriyor diye düşünürken meğer yapayalnız bırakılmış ve maddi olarak da her şeyi elinden alındığı için Bodrum’da kaldırıldığı hastanenin masraflarını ödeyemez olmuş. Kalp yetmezliği sorunu varmış. Kimsenin kalbi ona yetememiş maalesef hayatı boyunca. Hayat herkese eşit davranmıyor. Dışarıdan gözlemlediğinizde hayatına fazlasıyla özenebileceğiniz, neredeyse ülkeyle bağı olan ne kadar insan varsa herkesin tanıdığı bir isimdi Reha Muhtar. Ayağına taş takılsa haber değeri taşıyacak kadar ünlüydü. Her şeyi vardı ve son verdiği röportajında söyledikleri aslında hepimize çok büyük bir ders niteliğinde oldu. "Sağlık hayatta en önemli şey. ‘Her şey benim’ derken bir anda hayatta hiçbir şeyiniz kalmıyor. Etrafımdaki herkes elimdeki her şeyi aldı’’ dedi. Çok geçmedi bu sözlerinin ardından Reha Muhtar’ın 66 yaşında ömür saati durdu. Hayatındaki inişleri, çıkışları, sevinçleri, kederleri, özlemleri, acılarıyla geride derin bir trajedi, hayal kırıklıkları ve mutsuzluk bıraktı. Sözün özü O da göçtü bu fani alemden.

İlkeli Söz; Reha Muhtar’ı kendi sözleriyle uğurlayalım ve hep öyle hatırlayalım. ‘Tünel kazan mahkum haberinde yetkiliye sorar:
-Mahkumlar kaçmak için mi tünel kazdılar?
Bıçakla ağır yaralı hastaya sorar:
-Acı varmı efendim acı.
Tacizle suçlanan okul müdürüne çıkışır: -Sen benim sözümü kestiğine göre kim bilir daha neler yapmışsındır.
Karısını boğarak öldüren adama
-Efendim başınız sağ olsun.
Bir başka konuğuna; -Doğuştan kör olduğunuzu anladım da beyefendi küçükken de gözleriniz görmüyor muydu onu soruyorum?
- Savaşta ölen kardeşiniz mi yoksa siz miydiniz?
- Yalnız mıydınız yoksa kendi başınıza mıydınız?’