Dün akşam Galatasaray, Kayserispor karşısında sadece 3 puanla almakla kalmadı, aynı zamanda son yılların en dominant oyunlarından birini sergiledi.

Rakip ağları dört kez havalandıran sarı-kırmızılı ekip, adeta bir futbol şöleni sunarken, sahada zorlandığı anları neredeyse hiç yaşamadı.

Maçın hemen hemen tamamını domine eden Galatasaray, topu sürekli dolaştırdı. Kısa paslar, örme dokunuşlar ve ayağa isabetli paslar, takımın karakteristiği haline geldi. Öyle ki, son dört senenin pas rekoru bu maçta kırıldı. Teknik direktör Okan Buruk’un oyun modeli, geniş alanlara yayılmaktan ziyade merkezi koridorlarda kalabalık oluşturmak üzerine kuruluydu. Bu strateji, forvet hattındaki oyuncuların konumlanmalarını da doğrudan etkiledi.

Sağ açıkta Yunus Akgün ve sol açıkta Lang, klasik kanat oyuncuları gibi saha genişliğine yayılmak yerine, iç koridorda pozisyon alarak bu sisteme mükemmel uyum sağladılar. Bu sıkıştırılmış merkezi oyun, Kayserispor’un savunma hattında sürekli bir sayısal üstünlük sağladı ve rakibin nefes almasına izin vermedi.

Kayserispor’un yediği gollere bakıldığında, Galatasaray’ın bu dominant oyununun meyveleri net bir şekilde görülüyor. İki gol akan oyunun doğal sonucuyken, penaltıdan gelen diğer iki gol de bu baskının yarattığı panik ve hatadan doğdu.

Takımın omurgası ise bu gece tam anlamıyla işledi. Lucas Torreira’nın sahaya dönüşüyle orta sahada Mario Lemina’nın fiziksel gücü ve top kapma yeteneği, Kayseri’nin oyun kurma girişimlerini başlamadan bitirdi. Önde ise Victor Osimhen’in durmak bilmeyen presi ve gol tehdidi, rakibin defans hattını sürekli geriye bağladı.

Kayserispor’un bu maçta çok az sayıda yakaladığı geçiş hücumları bile, genellikle kendi basit pas hataları nedeniyle sonuçsuz kaldı. Erken gelen goller, maçın geri kalanını Galatasaray adına bir kontrol ve top çevirme egzersizine dönüştürdü. Pozisyon ve oyun üstünlüğü dakikalar boyunca tamamen sarı-kırmızılı futbolcuların elindeydi.

Bu zaferde bir isim özellikle takdir topladı: Roland Sallai. Mükemmel bir profesyonellik sergileyen Sallai, görevini ciddiyetle yerine getirdi. Hücuma çıktığında ortalarıyla tehlikeli oldu, savunmaya geri döndüğünde ise rakibine adeta geçit vermedi. Bu tür oyuncular, şampiyonluk yarışında paha biçilmez bir değere sahip.

Sonuç olarak, Galatasaray sadece üç puan almadı. Aynı zamanda, saha içinde kurduğu hakimiyet, uyguladığı stratejik oyun modeli ve kolektif performansla, rakiplerine ciddi bir mesaj verdi. Uzun süre topa sahip olmak, onu akıllıca ve etkili kullanmakla birleştiğinde, bu tarz net sonuçlar kaçınılmaz oluyor.